30 Aralık, 2010

merhaba 2011!

geçen yıl başıma gelenleri şöyle bir gözden geçirince farkettim ki; 2010 bana elinden geldiğince cömert davranmış. yalnız ben yine de 2011'de hayattan "bir" fazlasını bekliyorum :))

herkese, herşeyden önce sağlıkla gelen, bol bol sürprizle ve bir sürü heyecanla dolu süper bir yeni yıl olsun diliyorum.

bu yıl, meleklerin sihirli değnekleri hep sizden yana olsun, tüm dilekleriniz gerçek olsun...

sevgiler, iyi yıllar :)

23 Aralık, 2010

en güzel ay, dolunay

sıkıntılı geçen bir günün ardından, bir elinde fincan, diğerinde kitap; gömülüp battaniyenin altına rahatlamaya çalışmak da iyi gelirdi belki ama pencereden kafayı uzatıp da şöyle bir gökyüzü görmek de sihirli değnek etkisi yarattı dün gece bende :)


nasıl, güzel değil mi?

21 Aralık, 2010

Miyase’nin Kuzuları


Üstün Dökmen'in bu romanı, son okuduğum roman olmasının yanısıra gönüllü okuyuculuk tecrübemin başlangıcında, seslendireceğim  ilk roman olma özelliğini de taşıyor.

Bunu seçtim çünkü Üstün Dökmen'in dili ve hikayeleri bize yaşamın içinden gelir ve küçücük detaylarıyla kocaman bir yaşamı sunar. Keyifle okudum, dilerim seslendirmemi dinleyecek olanlar da keyifle dinler. 

Bu romanda yazar, gerçek hayatta birebir karşılaştığımız ve yaşam boyu karşılaşacağımız toplumsal ve psikolojik açmazları, hayvanların gözünden ve dilinden yansıtıyor; masalsı bir tatta ruhumuzda keyifli bir tat bırakıyor.Yazarın kaleminin ne denli yaratıcı ve güçlü olduğunu bir de bu kitapla görün derim.



Yazarın diğer bilimsel kitaplarından bazıları;

Küçük Şeyler 1- Deniz Kabukları
Küçük Şeyler 2 - Suflörlü Yaşamlar
Küçük Şeyler 3 - Yaşama Yerleşmek
Küçük Şeyler 4 - Eşitler Evi
Tulumbacı Sendromu
Psikolojik Düğümler
Eşitler Evi 
Varolmak Gelişmek Uzlaşmak 
İletişim Çatışmaları ve Empati

20 Aralık, 2010

gönüllü okuyucu olmak

Az sonra anlatacaklarımı günlerdir düşündüğümü söyleyebilirim. Bulunduğum yerde çok fazla boş vaktim var ve sosyalleşmek adına pek çok alternatifin olduğu bir ülkede sayılmam. 

Bu boş vakti bir şekilde "faydalı" olarak geçirmek gerektiğine inanıyorum. Öyle ki faydası benden çıkmalı, başkalarına da ulaşmalı. Ne yapmalı, ne etmeli diye düşünürken aklıma bir zamanlar görme engelli dostlarımız için düzenlenen sesli kitap projelerinin olduğu geldi. Ben de buraya gelirken çok sıkılacağımı baştan öngörerek bavul dolusu kitapla gelmiştim, bunları seslendirmek için bir bilgisayar ve bir kulaklıklı mikrofondan başka hiçbirşeye ihtiyacım yoktu. Öyleyse ben bu işi yapabilirdim, muhteşem bir fikirdi.

Hemen araştırmalara başladım, ne yazık ki ulaşmaya çalıştığım bir çok sesli kitap projesine ait web sayfası çalışmıyordu ya da güncel değildi. Çok sevdiğim bir arkadaşım vasıtasıyla Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı (GETEM)'na e-posta kanalıyla ulaştım. Çok değerli hocam sayın Fikret Adaman ve Engelsiz Erişim Grubu Üyesi ve GETEM Direktörü Engin Yılmaz hiç gecikmeden bana geri döndüler ve gönüllü okuyucu olabilmek için neler yapmam gerektiğini içeren dokumanları bana gönderdiler. 

Şimdi sırada bu dokumanları inceleyip, gerekli notları almak ve 5dk.lık bir deneme kaydını kendilerine ulaştırmak var. Ardından eğer gönüllü okuyucu olma yolunda kabul görürsem, büyük bir hevesle elimdeki kitapların çoğunu belki de hepsini seslendirmeyi diliyorum.

Ancak hangisinden başlayacağıma henüz karar veremedim, Chris Cleave'in Küçük Arı'sı mı yoksa Richard Bach'ın Hipnozcu'su mu? Ayşe Kulin'den Füreya ya da Aret Vartanyan'dan Bir Nefes İstanbul da olabilir. Belki de şu anda okumakta olduğum Üstün Dökmen'e ait Miyase'nin Kuzuları başlangıç için ideal olabilir.

Bu güzel projeye katkıda bulunacağım için çok heyecanlıyım. Birilerine ışık olabilmek düşüncesi bile içimi ısıtıyor. Birileri için sihirli bir değnek olabilirmişim gibi...

şeker oğlan


bu da benim şeker'im :)
 
kendisi Tripoli'de, büyük çoğunluğunu evde geçirdiğim hayatımda, en sevdiğim arkadaşım olarak yerini alalı yaklaşık 2 hafta oluyor. 

kendisini Türkiye'ye götürebilmenin bir yolu olur mu acaba dönüşte?

çay severlere bir tavsiye





Ahmad Tea.
kendisiyle ilk olarak Ürdün'de tanışmıştım, sonra Libya'da da rastladım. aradan geçen süreçte çeşitlenmiş, keyiflenmiş.






hem bitki çaylarını, hem siyah çaylarını, hem de aromalı siyah çaylarını tavsiye ederim.










deneyin ;)