29 Aralık, 2011

hoşgeldin 2012 ve teşekkürler 2011

geçen yıl böyle yazmış ve hayattan 1 fazlasını dilemiştim, bu dileğim 22 Aralık'ta gerçekleşti ve bizi üç kişilik bir çekirdek aileye dönüştürdü.
yani anlayacağınız bizim için, 2011 de 2010 kadar ve hatta daha fazla cömert çıktı ve bundan 6 gün önce dünyama giren bir melekle hayatım tamamen değişti, şimdi hayat "Olgu'dan önce", "Olgu'dan sonra"...
 
bu yıl da tüm dileklerimizin gerçeğe dönüşeceği yepyeni bir yıl olsun diliyorum. sevgiler ve de iyi yıllar herkese!

06 Aralık, 2011

başıma neler geldi

  • hamileliğimin başından beri toplamda 20 kilo alarak, kendi çapımda bir rekora imza attım. bu kiloları vermek nasıl bir süreç alacak, hep birlikte göreceğiz bakalım...
  • bu heybetli gövdeye giyilecek yeni bişeyler almaya üşendiğimden, sevgilimin  kışlıklarından faydalandım. böylece hem ekonomi yaptım, hem kendimi sıcak tuttum.
  • hayatım boyunca tatlı yemediğim halde, bu bebeğin bana nasıl da tatlı yedirdiğine hem çok şaşırdım hem de bünyemin alabileceğinden fazlasını tükettim. ben ömrü hayatımda bu kadar çok kazandibi yememiştim sanırım. eğer bu kiloları veremezsem tatlıcıyı dava edeceğim :D
  • her "sağlıklı besleneceğim, hayır bunu yemeyemeceğim" cümlesinin sonunda kendimi o şeyi yerken buldum. gece, gündüz, öğün ya da ara öğün farketmedi. sürekli yeme potansiyelim vardı.
  • ayaklarımın bir numara büyümüş olduğu gerçeğini içime sindirdim. sevgilimin 39 numara ayaklarıma aldığı rahat ayakkabılara çok alıştım.
  • özellikle 8. aydan sonra yatakta her dönüşte uyanmanın, her uyanışta tuvalete gitmenin sıklığına çok şaşırarak sabahları zor ettim.
  • yüzüklerimi 3. ayın başında çıkarmıştım. 9. ayı bitirdiğimiz şu günlerde alyansımın serçe parmağıma ancak olduğunu farkettim. hüzünle karışık bir ruh haline büründüm. sonra bebeğimi hatırladım, gülümsedim :)
  • son olarak hiçbirşeyi uzun süre yapamadığımı farkettim ve fakat bununla yaşamayı hiç öğrenemedim. çünkü bünyede olmayan enerji, kafada mevcut ama pratikte bi işe yaramıyor maalesef :)) uzun süre yürüyememek, uzun süre yatamamak, uzun süre oturamamak bunlardan birkaçı... 
       tüm bunlara rağmen, hamileliği çok sevdim. özellikle ikinci trimester ve sonrasında antidepresan almış modda, mutlu, mesut yaşadım. sıfır stres, sıfır sinir için gerçeküstü bir çaba sarfettim. tüm bunların sonunda bebeğim, sağlıkla ve mutlulukla geldiğinde, kendimi "en iyi hamile" ödülü almış gibi hissedeceğim...
bu ödülü bana layık gördüğünüz için, başta küçük oğluma ve sonra bu süreçte beni asla yalnız bırakmayan tüm dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim :)) iyi ki varsınız!

artık gel, bekliyorum

çok heyecanlıyım.
evet son günlerde çok yoruldum, uykusuzum, seri hareket yeteneğimi kaybettim vesaire ama seni düşündükçe tüm bunları unutuyorum. bir anda içimde atan minik kalbinin eşsiz ritmine kendimi kaptırıyor, büyüleniyorum.
sen ne müthiş bir varlıksın hayatımın tüm dengesini değiştirdin.

hayatımın miladı, dönüm noktası, benim gerçek aşkım... artık herşey; "senden önce" ve "senden sonra" ...

sağlıkla ve şansınla birlikte gel minik kuzum, kendimi sana hazırladım...

24 Kasım, 2011

doğduğunda

sen doğduğunda ben;
 
yeniden doğacağım.
sonsuz aşkla tanışacağım.

son aylarda karnımdaki hareketleri iyice belirginleşen minik ayaklarını, ellerini ve kuş lokumu parmaklarını çok özleyeceğim. ama artık gerçek dünyada birbirimize dokunmak için oluşan hiçbir fırsatı kaçırmayacağım. sana her dokunduğumda yenileneceğimi biliyorum.

sen benim dünyamsın, şimdiden sonsuz aşksın, aldığım nefessin, cansın. 
sana aşık olarak bir ömrü geçirmeye hazırım ben, mutlu ol bebeğim.

benim küçük meleğim :)

gel, biz seni bekliyoruz.

13 Kasım, 2011

içimdeki bal damlası

nasıl özel, nasıl güzel geliyorsun bilemezsin, anlatamam kelime karşılığı yok içimdeki duygunun. zaman hızla geçiyor dediğimde de doğru, geçmek bilmiyor dediğimde de. beni nasıl yaşatıyorsun, her anın heyecan dolu :)
o minicik ellerini, ayaklarını tutup koklamak, öpmek için öyle sabırsızlanıyorum ki.
evinde herşeyin hazır, annen ve baban olarak bizler de hazır sayılırız. seninle anlamını bulacak hayatımızdaki herşey yeniden.
seni bekliyoruz minik kuzum, bal böceğim benim, küçük aşkım.
sağlıkla gel.

09 Ekim, 2011

seni beklerken

 
 
insan ne kadar hazırlanabilir ki?
ya da tam anlamıyla hazır olabilir mi böyle bişey için?
kütüphane dolusu kitap okusam, ben en iyi kitabım seni yaşamak olacak bunu biliyorum.
o yüzden her geçen gün artan bir özlemle, aşkla ve heyecanla seni bekliyorum.

28 Eylül, 2011

enn keyifli alışveriş

nihayet evimizdeki yerlerini almaya başladı minik minik bezler, tulumlar, emzikler, biberonlar...
insanın bilmediği bir konuda alışveriş yapması çok zormuş; çok sevgili baban ve ben, sayende  bunu da test ettik, öğrenmeye başladık dünden bugüne :)
ne kadar yabancısıymışız bebek arabalarının, araba koltuklarının... ne kadar janjanlı, dünya kadar model ve fiyat varmış piyasada meğer... ama merak etme, biz biraz araştırarak  tüm eksiklerini tamamladık. 
şuna eminim, kalbimizdeki yerin kadar konforlu değildir hiçbiri ama umarım seni rahat ettirebiliriz ;)
şimdi bir sen eksiksin. ama tüm bunlara güvenip de erkenden yola çıkma sakın olur mu :)) vakt-i zamanında gel, mutluluğumuz bir ömür sürsün...
seni özleyerek bekliyoruz...


28 Ağustos, 2011

izmir'im, ruh eksenim

geçtiğimiz Temmuz ayının yarısından fazlasını burada geçirmiştim, hatırlayanlarınız vardır. Ağustos ayının da ikinci yarısı başladığından beri burdayım yine. sıcağına rağmen yüzümü güldüren, bana göre yeryüzünde ait olunabilecek en güzel coğrafya burası; İzmir.
aslen buralı olmamama rağmen ruhumun kendini burada iyi hissetmesinin tek bir nedeni var bence, kesinlikle benim bilmediğim bir şekilde köklerim İzmir'e dayanıyor benim. yoksa 17 senedir kendini buralı hissedebilir mi bir insan? hiç yabancılık çekmeden, her sokağını, caddesini adım adım gezebilir mi sıkılmadan? denizine, havasına, ruhuna, enerjisine kendinden bir şeyler katmış gibi gülümseyerek içine çekebilir mi bir şehri :)
işte size ruhumun mavi kıyılarından sıcak ve içten sevgiler...


12 Ağustos, 2011

bunca yıldır bilmediklerim

seni beklemeye başladığımız ilk günden beri içimdeki heyecan artarak büyüyor.
tam olarak nedir, nasıldır tam bilmiyorum ama kendimi gazlara, mamalara, uykusuzluğa, agulara, bugulara hazırlamaya çalışıyorum :) varlığınla hayatımın sana özgü değişeceğini bildiğimden çok heyecanlanıyorum. 

seni çok merak ediyorum, çok özlüyorum, insanın hiç görmeden aşık olabilmesi mümkünmüş. bunca kısa bir zaman içinde, daha önce olamadığım bir sürü şeyi öğretiyorsun bana, beni kendine hazırlıyorsun ya miniğim; işte bu yüzden ben de kendimi sana hazırlamaya çalışıyorum. 


seni kusursuz karşılamaya hazırlanıyorum. senin bana öğrettiklerini daha önce nasıl olmuş da öğrenememişim. hayat beni sana mı saklamış acaba :) öncelikle sabretmeyi ve şükretmeyi, sonrasında da mucizelere inanmayı öğretti bana minik kalbin, seni çok seviyorum.

 

insan hiç tanımadığı birini beklerken çok heyecanlanabiliyormuş. işte aslında bu karşılıksız sevgiymiş, saf aşk dedikleri. ömürlük değil asırlık olanından...



 
bana öğrettiklerinle seni bekliyorum. kendimce sana iyi bir anne olmayı hedefliyorum. bana bu 5 aylık kısacık zamanda bunca şeyi öğretebildiğine göre, seninle ben çok başarılı olacağız, buna yürekten inanıyorum.

05 Ağustos, 2011

büyük aşkımmm

okurken ve izlerken, bunu dinleyiniz :)

işte bu minik ayağın sahibi küçük beyi bekliyoruz. benim bütün hayatım, yeni aşkım olurlar kendileri.


hayat, sana hep güzelliklerini sunsun benim kendisi küçük, kalbimdeki yeri kocaman oğlum. seni hep sağlıklı, hep mutlu, hep başarılı günleriyle dolu dolu ödüllendirsin.

18 Temmuz, 2011

dolce vita!

güneşin, kumun, denizin, mavinin içindeyim.tatildeyim :) 
  
oğlumla birlikte denize giriyoruz, egzersizlerimizi yapıyoruz, günde 1 saat yürüyoruz ve bu tatil hiç bitmesin istiyoruz.



babamız da yanımızda olsaydı keyfimize diyecek olmazdı. ama o, bu sene işleri dolayısı ile bize katılamadı ama seneye onu bırakmak niyetinde değiliz bakalım :)







tatilin ilk günü olan 13 Temmuz'dan bu yana yolumuz; Çeşme, Ilıca ve Alaçatı'dan geçti.
bugün ve yarın Karaburun'dayız.



yarından sonra İzmir, Kuşadası ve en son Ayvalık tekne turu ile sonlandıracağız bu güzel tatili.







 


ama dediğim gibi bu tatil hiç bitmesin istiyoruz ve sözlerimizi durumumuzu en iyi ifade eden şarkı sözleri ile bitiriyoruz... yeniden görüşmek üzere, sevgiler herkese..


"sakın dokunmayın bana, rahat bırakın
sürüp gitsin bu rüya, uyandırmayın..."

05 Temmuz, 2011

küçücüğüm, herşeyim ♥

mart ayının sonunda başladığın yolculuk tüm rengiyle, coşkusuyla devam ediyor.
sen beni "anne", sevgilimi "baba" yapıyorsun ya, ben seni içime sığdıramıyorum, dünyanın en güzel duyguları eşliğinde seni yaşıyorum... her anının bir başka güzel, harika ve tarif edilemez bir duygusu var. bir daha hiçbir dakikan bir öncekine benzemeyeceği için, tadını doyasıya çıkarmak istiyorum, başarıyor muyum bilmiyorum.
ama seninle olmanın tadını dünyada hiçbirşeye değişmem.
seni sevmeye doyamıyorum, seninle yeniden aşığım, ne güzel geliyorsun, iyi ki geliyorsun... oğlum :)

20 Haziran, 2011

fotoğraflarla Bakü

kiraladığınız takdirde, sahil boyunca bu bisikletlerle gezmek mümkün... aile boyu binebileceğiniz bu bisikletler benim Bakü'de rastladığım en güzel detaylardan. dönmeden önce ben de bir deneme sürüşü yapmak istiyorum :)
kişi başı 2 manat'a Hazar Denizi'nde tekne turu :) öyle görülmeye değer pek bişey yok, deniz de temiz değil ama hava değişikliği açısından ideal olabilir...
Dom Soviet; Azadlıq Meydanı'nda bulunan devasa yapı. 2. Dünya Savaşı sırasında Alman esirlere yaptırılmış. şu anda çeşitli bakanlıkların bulunduğu bir hükümet binası durumunda. görkemli yapısı göz kamaştırıyor.
Kız Kulesi (Maiden's Tower)
Azeriler için Bakü'deki Kız Kulesi eşsiz ve doğuda benzeri olmayan bir sanat yapısıymış. gayet romantik detaylarla süslenmiş çeşitli efsanelere internet aracılığı ile rastlamak mümkün.
Kız Kulesi'ni de sınırları içine alan Eski Şehir (Old City), sizi sokaklarında kaybolmaya çağırıyor. yalnız havanın çok sıcak olmamasına dikkat edin ve fotoğraf makinanız yanınızda olsun. daha detaylı bilgi için buraya  bakabilirsiniz.
Bakü'de sahil boyunca yürüyüş yapabilir, çay bahçelerinde oturabilir, çocuklarınız için kurulmuş lunapark alanlarında onların eğlenmesini ve yorulmasını sağlayabilirsiniz :) sahil boyunca yürümek özellikle akşam saatlerinde çok keyifli.

Targovi; Bakü'de gezmek, alışveriş yapmak, yemek yemek için tercih edilebilecek, sokaklarının trafiğe kapalı olduğu en ideal alanlarından ve  en büyük bölgesi sanırım.
bu kare de Targovi sokaklarından.
kısacası Bakü'de "sokakta hayat" diye birşey hala var ve ben bundan çok keyif aldım. özellikle akşam saatlerinde genciyle, yaşlısıyla, aileleri ve çocuklarıyla... göz kamaştırıcı oluyor hayat :)
tüm bunların dışında geniş meydanlar ve parklar da şehre nefes aldırıyor.





Bakü izlenimlerimin ilk detayları bunlar şimdilik... yeniden görüşmek üzere, sevgiler...

18 Haziran, 2011

Bakü Rüzgarı

rüzgarlı şehir, Bakü'deyiz. bebeğim ve ben birlikte, ilk yolculuğumuzu yeni işi için burada bulunan babamıza doğru yaptık. yolculuğumuz Ankara'dan direkt uçuşla 2 saat sürdü ve çok rahat geçti.
burada eşimin 3. katında çalıştığı, 16 katlı bir binanın 16. katında kalıyoruz. karşımızda Hazar Denizi'nin mavisi ve sonsuza uzarmış gibi görünen ufuk... yağmurları ve henüz ısınmayan havayı da Ankara'da bıraktık gibi görünüyor, çünkü hava oldukça sıcak. bizim oralara gelmeyen yaz buralara çoktan gelmiş gibi görünüyor.
gündüzleri sıcaktan dolayı balkona bile pek çıkmıyoruz, çünkü güneş bizim için zararlı. ancak akşamları birlikte uzun yürüyüşler yapıyoruz. kaldığımız yerden Targovi'ye yürümek, orada biraz yemek molası vermek daha sonra deniz kıyısı boyunca yürüyerek Azadlıq Meydanı'na gelmek ve oradan odamıza dönmek 3 saate yakın sürüyor. bazen çok yoruluyoruz ama olsun bu birlikte geçen zaman çok değerli.
ayrıca Bakü hakkında edindiğimiz ilk izlenimler çok olumlu. şehrin dört bir yanında parklar, meydanlar ve geniş kaldırımlar var. adım  başı bir opera, tiyatro salonuna rastlıyorsunuz. gerçekten şehircilik anlayışı gelişmiş, ya da etkisi altında kaldığı kültürlerin izini, hakkını vererek taşıyor. gerçekten çok beğendim.
ayrıca bol bol fotoğraf çekiyoruz, yakın zamanda burada sizlerle birkaçını paylaşacağım. şimdilik haberler böyle.
sevgiler...

08 Haziran, 2011

aşk

aşık olmak harika birşey! üstelik, hergün daha da çok aşık olduğum sevgilim artık bir baba adayı, ben de bir anne adayı iken. aşk mucizesi; hem kalbimde hem karnımda büyüyorken tarifi mümkün değil... 

aşk büyüyor, biz çoğalıyoruz. bu minik mucizenin varlığı bizi 3 kişi yapıyor evliliğimizin 3. yılı biterken... bu özel ana tanıklık edecek bundan daha güzel, daha özel bir hediye olamazdı, sanmıyorum.

03 Mayıs, 2011

bu bahara bir mavi boncuk

güzel haberlerle geliyor bahar, bu yüzden içim kıpır kıpır biliyorum :) nihayet dokundu sihirli değneğim; aşka ve bahara...
ağzım kulaklarımda, keyfim yerinde, bugünü ölümsüzleştiren karanfillerimi size fotoğrafladım. 
aman nazar değmesin, koskocaman bir mavi boncuk :)

12 Nisan, 2011

nisan oldu, gel artık!

haydi şu sihirli değnek, göğe dokunsun artık. zira havalar hala buzzz gibi... kırk kere söylersen olurmuş, öyleyse hep beraber söyleyelim; beklenen bahar gelsin, acil tarafından!
ne zamandır geleceği rivayet edilen ve gözümüzü yollarda bırakan bahar! içimizi ısıtacak güneşin yola çıksın ve gökyüzünde yerini alsın lütfen. çok rica ediyorum, çünkü gerçekten çok özledim :)

22 Mart, 2011

çarpı çarpı mutluluk!

 
bu benim ilk kez yaptığım birşey. ilk çarpı işi çalışmam :)

yeni evimizin perdeleri kendi elimden çıksın istedim. bitmesi biraz zaman alacak ama olsun değecek gibi görünüyor.

hayatta herkesin üretime dayalı bir hobisi olmalı, insan ürettiği zaman kendini çoook mutlu hissediyor.

sizce de bu bir sihirli değnek etkisi değil midir :) bence öyle...

17 Mart, 2011

yaşasın bahar!

bu çimlenenen çiçek tohumları habercisidir ki; bahar geliyor. bahar kıpır kıpır, dolu dizgin geliyor. 

sizler de her zaman böyle umut dolu, böyle hergün yeniden doğmuş gibi huzurlu ve keyifli olun dilerim.

umarım kış, tüm o soğuk savaş havasını ve son aylarda yaşanan felaketleri ile birlikte biter ve bahar taze bir nefes gibi başlar.

trablus ve bende bıraktıkları

Ne zamandır aklımda, 2.5 ayımı geçirdiğim Trablus için yazmak istiyordum ama bir türlü fırsatını bulamadım. Bugün biriktirdiklerimi düzgün cümlelere yansıtabilirsem sizlerle paylaşmak istedim.Yaşadığım ilk şoku atlattıktan sonra içimde kalan sadece üzüntü oldu ve bu üzüntü de bir süre benimle kalmaya devam edecek. 
Olaylar başladığında ben Türkiye'deydim ancak kalbim orada atıyordu; eşim, arkadaşlarım ve tanıma fırsatı bulduğum birkaç Libyalı arkadaşım. Bu yazıyı daha çok onları düşünerek yazıyorum. Eşim ve arkadaşlarım sağ salim döndüler memlekete, ancak memleketi orası olanlar tüm bu kötü günlerin ve savaşın içinde kaldılar. Haberlerini alamadım, merak ettim ve endişelendim onlar için. umarım hepsi iyidir ve hayatları düze çıkar bir an önce.
Olayların çıkacağını bilmediğimden ve bir süre sonra dönmek istediğimden kendilerine aldığım hediyeleri de bende kaldı, gördükçe aklıma gelecekler, aklıma geldikçe özleyeceğim onları ve Trablus'ta geçirdiğim keyifli zamanları. TWG'den TH3'ten, Türk Kadınları grubundan ve bir de Tajura'dan, kaldığımız kamptan tanıdığım Libya'lı arkadaşlarımdan aklımda kalanlar; hep güzeller, en güzeller...
Orada bıraktığım tüm güzel insanlara ve güzel hatıraları hatırlayarak; artık savaşların olmadığı, insanların huzur ve refah içinde yaşadıkları, gülen, gülümseyen bir dünya için kaldırıyorum bugün sihirli değneğimi. 

Dilerim işe yarar.





04 Mart, 2011

bloguma dokunma

günlerdir buraya ne yazsam diyorum, ancak kelimelerim susturulmuş, sihirli değneğim elimden alınmış gibiyim.
    

14 Şubat, 2011

miss kokulu kış

 
hep söylüyorum kış mevsimini çok seviyorum diye. evet soğuk bir mevsim, insanı hasta eder, yatak döşek yatırır bazen, kimine göre çekilmez ama beni hep mutlu eder.
kış mevsiminin soğuk havasında içimi ısıtan mucizelerinden olsa gerek.


ilk anda aklıma gelen birkaçı; sokakta, tezgahlarda pişen kestanenin kokusu, sıcacık bir fincan sahlep, karın yağmaya başladığı o müthiş anın büyüsü ve elbette mis kokusu ile içimi ısıtan nergis çiçekleri :)


hem kış, hem vazoda yerini alan nergisler, hem sevgililer günü bahanesiyle, sizlere  sevgi dolu bir ömrü, sağlıkla ve mutlulukla geçirmenizi dilerim.sevgiler :)

 

 



ayrıca fotoğrafta gördüğünüz ve bana hediye gelen bu şirin vazo yalnız da değil, iki de arkadaşı var :)

güzelller değil mi :)) mutlu kalın...

02 Şubat, 2011

kefir mucizesi

uzun zamandır evde kefir mayalıyorum, size bundan sözetmek istedim.
kefir, sağlığımız için bir mucize olabilecek nitelikteki tüm özellikleri bünyasinde barındıran bir içecek. 

basitçe evde yapabileceğiniz ve sizi çok uğraştırmayacak yöntemimi anlatmadan önce kefirin mayasını elde etmeniz gerekiyor. kefir mayasını İzmir'de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden ve Ankara'da Gazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden temin edebilirsiniz ya da mayalayan bir yakınınızdan size de biraz maya vermesini rica edebilirsiniz ;)

kefir mayası ufak bir karnıbahar parçacığını andıran bir görüntüye sahip ve siz mayaladıkça ürüyor, bu yüzden mayanızı yakınlarınızla paylaşabilirsiniz.

nasıl mayalıyorum?
  • hazır litrelik kutu sütü alıyorum ve kapağını açtıktan sonra içine kefir tanelerini atıyorum.
  • kefir yakşalık 48 saat içinde istenen kıvamı alacak şekilde mayalanıyor. elbette oda sıcaklığında bekletiyorsunuz, kesinlikle buzdolabında değil. mayalanma sıcaklığı 20-30 derece arasında ideal.
  • daha sonra içinde kefir mayalarımızın bulunduğu ve artık kıvamını aldığını gördüğüm kefiri plastik bir süzgeç yardımıyla süzüyorum ve şişeleyip buzdolabına koyuyorum. soğuk içmenizi tavsiye ederim.
  • süzgecin üstünde kalan kefir mayalarını plastik bir kaşıkla küçük cam bir kavanoza doldurup, üzerini geçecek kadar içme suyu ekliyorum ve buzdolabına alıyorum. kefir taneleri kesinlikle metal bir şeyle etkileşime geçmemeli, buna çok dikkat ediyorum :)
  • buzdolabında bu halde bekleyen kefirin başına hiçbirşey gelmiyor, yeniden mayalamak istediğimde ilk maddelerdeki işlemleri tekrarlıyorum.
kefir hakkında daha detaylı bilgi için buraya ve kefirin faydaları konusunda daha fazla aydınlanmak için de buraya bakabilirsiniz.

sağlıkla kalın :)





25 Ocak, 2011

kar & kış

son yıllarda kış mevsimini hep sıcak ülkelerde geçirdiğimden Ankara'nın soğuk kışını ve karını çok özlemişim. 


az önce başlayan bu beyaz sihir yüzüme sıcak bir gülümseme yapıştırdı, paylaşmak istedim :) 
kışın tam kalbinden sıcacık bir sevgiyle...


09 Ocak, 2011

th3 - tripoli hash house harriers

meraklısı için en kapsamlı detaylar burada yeralıyor.
benim Tripoli'de katıldığım ise hayatımın ilk hash deneyimi oldu, çok eğlendim, doyamadım. bir sonraki hash organizasyonu için dört gözle bekliyorum.

bundan sonraki cümlelerimde TH3 olarak adlandıracağım -ki açılımı Tripoli Hash House Harriers oluyor- buradaki hayatımı yola sokacak sosyal gruplardan biri oldu benim için. bir diğeri TWG diyerek kısaltmayı uygun gördüğüm Tripoli Expat Women bir diğeri de Libya'da Türk Kadınları adını taşıyan başka bir sosyal paylaşım sitesinde oluşturulmuş bir grup.

ben kendime o kadar çok inanıyorum ki, bu Tripoli benim için daha çooook eğlenceli anlara şahit olacak ;)

akdeniz... akdeniz...

hazır kış aylarında ve madem Akdeniz kıyısındayız, bundan faydalanalım istiyorum bazen. 
kaldığımız kasaba Tripoli'nin doğusunda ufak bir sahil kasabası olan Tajura ve sanırım burası balık restoranlarıyla ünlü. Tajura'ya geldiğinizde, yol kenarına dizilmiş ve sayıca çok fazla balık restoranına rastlamak mümkün. 

restoranların konsepti, genel olarak kaldırımda yeralan ve bizim pazarlarımızdaki balık standlarını andıran standlardan balığınızı seçmek ve numaranızı alıp restorandaki masanızı seçmek üzerine kurulu. siz numaranızı ve yerinizi aldıktan sonra beklerken açık büfeden salata ile atıştırmaya başlayabilirsiniz. ancak karnınızı fazla doyurmayın, o muhteşem balık tabağınızda kalırsa üzülürsünüz.

benim favorim 555 adlı restoran, adı biraz ilginç gelebilir ama serviste kusur yok ve fiyatlar ekonomik. 

ben her  gittiğimizde yiyeceğim balıktan ayrı olarak mutlaka kalamar tava söylüyorum, ve şiddetle tavsiye ediyorum. elbette Türkiye'dekinden farklı olarak buralarda tarator sos verilmiyor yanında. artık Akdenizi bulup taratorunu da aramayın diye ekliyorum ve balığınızı mutlaka ızgarada isteyin diye ısrar ediyorum.


 



ayrıca buralarda balığınızı seçtikten sonra, pişirtip paket yaparak evinize götürmeniz de mümkün :)

afiyet olsun.



detaylardır bizi kurtaran

yeni bir yıla gireli tam tamına 9 gün geçti. bu süreç içerisinde buraya hiç uğramadığımı farkettim. o yüzden birkaç ayrı anımı arka arkaya paylaşıp bu açığı kapatmaya karar verdim :)

burada hayat=çalışmak olduğundan ve boş zamanlar altın ayarında değerli olduğundan, yeni yılda ben, bu değerli zamanları hakettiğince doldurmaya karar verdim. bu yıl bunu yapacağım, kendime faydalı ne varsa alacağım hayattan.

 
yeni yılın 3. günü, web üzerindeki bir sosyal gruptan edindiğim arkadaşlarımla buluştum. henüz çocuk sahibi değilim ama gelebilecek çocuklu arkadaşlarım için buluşmaya giderken yanımda internetten bulup kaydettiğim boyama kitabı sayfalarını ve boya kalemlerini götürdüm. anneler ve çocuklar çok sevindiler, ayrıca bu fikri çok yaratıcı buldular, ben de sizinle paylaşmak istedim. aklınızda bulunsun ;) eğer katılacağınız bir toplantıda çocukların mutlu olmasını ve sizi rahat bırakmasını istiyorsanız, onlar için keyifli olabilecek bir kaç detayı yanınızda götürmenizde fayda var, benden söylemesi...