29 Şubat, 2012

kış git... bahar gel...

kışı çok severim ben. yaz çocuğu olmama rağmen kış gelsin, üşüyelim, kar yağsın moduna çok çabuk girebilirim. tüm bu neşeme ve sevgime rağmen, bu yıl artık kış bitsin istiyorum. 
bahar gelsin. güneş kendini göstersin ve içim açılsın istiyorum.

jr.la kendimi sokaklara atmak, azıcık temiz hava solumak, evden çıkmak istiyorum.
çok şey mi istiyorum :)
bu yıl, daha önce hiç olmadığı kadar; baharı, yazı bekliyorum.
ben de aynı bu mis kokulu sümbüller gibi pencerenin ardından kış bitsin diye bakıyorum... artık güneşin gülümsemesini istiyorum...
kırk kere söylersen olurmuş, öyleyse ikinci paragraftan itibaren *40 :))

27 Şubat, 2012

uyuyoruz, büyüyoruz

açıkçası sanırım çok şanslı bir anneyim. çünkü jr. artık 2 aylık ve bu süreye oranlarsak çok uzun zamandır güzel uykular uyuyor. gündüz uykularımız da gece uykularımız da çok düzenli ve güzel. tabii hemen buraya bir mavi boncuk koymalı :)
peki bunun böyle olabilmesi için ben neler yaptım, size onlardan sözedeyim istiyorum.

 
  • bebeğin geceyi ve gündüzü ayırt edebilmesini sağlamak için gündüzleri bulunduğumuz odada uyumasını sağladım. yani televizyon açıkken, ben telefonla konuşurken, yemek yaparken, kısacası gündüz hayat nasılsa o halde, ışıkta ve seste uyuyabilmesini öğrettim. ilk günler çok kaliteli gündüz uykuları uyumadık ama son 2 haftadır bu uyaranlara artık alışmış olduğundan mışıl mışıl uyuyabiliyor.
  • 3 saatte bir emerek beslenen bir bebeğin 1 saat uyanık kalması ve 2 saat uyuması idealmiş. bizimkisi emdikten sonra 1 saat uyanık kalıyor evet o kısım doğru ama uykumuz 2 saat değil 1-1.5 saat. gene de ideale biraz yaklaştığımız için jr. da ben de mutluyuz :)
  • gece uykularımızın kalitesi açısından onu yatağına aldığımız saatte, yani akşam 8de, babayla konuşacaksak kısık sesle konuşuyoruz. odaya bir masa lambası koyduk, oda ışığını değil de onu kullanıyoruz. bu daha loş bir hava verdiği için jr.ın gece olduğunu anlaması daha kolay oluyor.
  • bu düzene alışan jr. geceleri gerçekten sık sık uyanmadan 3-4 saatlik blok uykular uyuyabiliyor, tabii ki biz de sayesinde uyumuş dinlenmiş oluyoruz. aralarda uyandığında da sessizce emiyoruz ve uyumaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. üstelik son 2-3 gecedir akşam 8de uyuyunca gece 2ye kadar hiç uyanmadan uyuyabiliyoruz. (bir mavi boncuk da buraya lütfen)
  • gece uykularına eşlik eden emzirme ve alt açma seanslarında kendisiyle konuşmadan, gülücüklerine karşılık vermeden ve loş ışıkta alt değiştirme yaparak vakit geçirmek çok sıkıcı ve zor olsa da bu sıkıcılığı onun da kavramasını ve işini bitirip tekrar uyuması gerektiğini anlaması çok uzun sürmedi neyse ki. ben kendimi çok zor tutuyorum kolları bacakları öpmeden, onu gıdıklamadan durabilmek için :)) ama başarıyorum ve bizim tostos derin uykularına kaldığı yerden devam ediyor.
  • tüm bu rutinin sonunda gece uykusunu almış ve dinlenmiş olarak sabahları 6da dinamo gibi uyanan jr.ın keyfine doyum olmuyor. o seansta kendisini öpmek, ısırmak, mıncıklamak serbest :) anne ve babasına bu güzel uykuları uyuma şansı veren bu bebeği ne kadar öpsek azdır bence :)
  • ve tabii ki tüm bu uyuma seanslarında jr.ı asla sallamıyoruz, uzun uzun kucakta taşımıyoruz. yatağına yatırıp az biraz pışpışlıyoruz, o kendisi dalıyor zaten ;)
  • son olarak uykusuz anneler kulübü ne beni Tracy Hogg ile tanıştırdığı için sonsuz teşekkürler. kendisi Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler olarak çevrilen Baby Whisperer adlı kitabın yazarı. ben henüz kitabını okuma fırsatını bulamadım ancak uykusuz annelerin bu konuda yazdığı tüm yazıları okudum ve jr. a uygun olanlarını uyguladım. ilk fırsatta kitabı da edinip okuyacağım.
işte böyle... 2. ayımızı yeni bitirdiğimiz şu günlerde böyle böyle uyuyoruz ve büyüyoruz, tam yemelik oluyoruz. belki bu yazı başka birilerinin de uykusuz gecelerine son verir. jr ve ben taktiklerimizi paylaşmaktan mutluyuz :))

08 Şubat, 2012

yeni hayat

bir kadın, karnındaki bebeğin varlığından haberdar olduğu andan itibaren anne olurmuş. öyleyse ben teoride geçtiğimiz nisan ayından beri anneyim ama pratiğe geçeli 49 gün oluyor.
bu 49 günde 34 yıllık hayatıma dair birçok şey değişti. mesela asla salonda, tv karşısında, koltukta uyuyamazdım ben, artık uyuyorum. hem nasıl uyumak, derin derin, mışıl mışıl... tabii sözünü ettiğim bu uyku, akşam eşim evde olup da bebişle ilgileniyorken uyuduğum uyku ya da bebiş uyuyorken. hal böyle olunca jr. uyanınca onunla ilgilenirken süpersonik oluyorum.
asla evim dağınık olmaz, kahvaltı masası uzunca süre beklemezdi masada. artık bekliyor. çünkü jr. acıktığı zaman dünya duruyor. karnı doyunca hayat kaldığı yerden devam ediyor. bunlar küçük örnekler ama ben bu değişimlerden çok memnunum. yeni bir hayatı yaşıyorum.
sadece bende değil tabii ki, evimizde de bir çok şey değişti.daha jr. doğmadan evvel başlamıştı aslında ama elbette şimdi daha yoğun olarak; banyoda, mutfakta, salonda, yatakodasında yani kısaca evin bilumum odalarında jr.ın izini taşıyan, ona ait eşyalar var. evin her yanına dağılmış bu eşyalar ve ona ait büyülü koku,evimize yeni yerleşen minik hayatın havasını her an solumamıza neden oluyor. 
değişenler bunlarla sınırlı değil elbette. yepyeni bir hayat başlıyor. kendisine ait müthiş bir değişimin, dönüşümün, öğrenmenin yani yolun başındaki  jr. bugün itibariyle 49 gün devirdi hayatında ve bu minik adam artık bize gülümsüyor. ellerini keşfedeli 2 gün oluyor, herşey taptaze, herşey yeni. hayatın sıfırıncı kilometresi. o kadar güzel, o kadar büyülü ki, insanın bunu sarıp sarıp baştan izleyesi geliyor.
tıpkı hamileliğimdeki gibi, hiçbir geçen günün tekrarı yok, her gün kendine özel, kendince keyifli ve büyülü. her anı özel, uykusu, banyosu, ağlaması, dönüp bakması, bakıp gülmesi :) ve şimdi bir de elleriyle dokunuyor olması...

yani bu değişiklikler güzel mi değil mi sorusu sorulmaz bile bence, "güzel" cevabı o boşluğu doldurmaya yetmez çünkü. insanın hayatında yeralan bir milattan haberdar olması, herşeyini o küçük patrona göre uygulamaya çalışması içten içe keyif veriyor insana. hiç yoktan varolup gelip de kalbinizdeki en büyük alana yerleşiyor ve sizi kendine aşık ediyor.
o hem kalbinizde hem de kendi hayatında günbegün büyürken size de oturup bunun tadını çıkarmak kalıyor. hergün şükranla tekrarlıyorum; hoşgeldin oğlum, iyi ki geldin :)

03 Şubat, 2012