27 Nisan, 2012

ilkler haftası

18. haftamız biterken cumartesiden, cumaya pek çok ilkimiz oldu bizim.

* jr ilk kez bir düğüne gitti, kucaktan kucağa dolaştı. herkese mavi boncuk dağıttığı yetmiyormuş gibi bir de o gürültüde pusetinde kıvrılıp 1 saat kestirdi.

* ilk 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı babasının mangal partisi eşliğinde kutladı.
* ilk kez anneyle belediye otobüsüne binip yarım saat yol gitti. dudaklar her an büzülmeye hazır, gözler şaşkın ve tetikteydi hep ama çok başarılıydı

* kışlık küçülen tulumları kalktı ve ilk yazını karşılamak üzere kısa kollulara geçiş yaptı. kollar tam yemelik, tam meydana çıktı. kendimi nasıl tutacağımı kestiremiyorum :)
* yine bu hafta içinde ilk kez balkon sefası yaptık kendisiyle.

tüm bu ilkleri karşılayışındaki cesaret ve her birinde bana verdiğin ekstra mutluluk sebebiyle çok teşekkür ederim jr. sana. seninle gurur duyuyorum :)

annen.

günlerimiz nasıl geçiyor

su gibi... 
aynen çağıl çağıl çağlayan bir su gibi geçiyor. sabahtan akşama, haftadan haftaya, aylara nasıl bağlanıyor bu zaman anlamıyorum gerçekten. 

"uyanıyoruz, kakamızı yapıyoruz, bezimiz değişiyor, hazır çıplak kalmışken üstümüz değişiyor, emiyoruz, tekrar kaka yapıyoruz, bezimizi yeniden değiştiriyoruz, az önce emmiş olduğumuz için bu kadar hareket sonucunda kusuyoruz, tekrar üstümüz değişiyor. o arada uykumuz geliyor, uyumak için sabırsızlanıyor ve mızıldamaya başlıyoruz. bu mızıldama uyumaya çalışırken konuşmaya dönüşüyor. anlatacak çook şeyimiz oluveriyor bir anda. uykuya itiraz döneminin ardından kendimizi koyveriyoruz artık... 1 saat sürmüyor, uyanıyoruz yeniden. bezimiz değişiyor, oyun saati. keşke birkaç elimiz daha olsa, hepsini kucaklayabilsem çabalarıyla, oyuncaklarla konuşa konuşa, anneyi oyuna çağıra çağıra bi süre takıldıktan sonra haliyle acıkıyoruz yeniden. karnımız doyuyor, bezimiz kirleniyor, hemen değişiyor. biraz daha oyun, 1 saat daha uyku..."
bir-iki defa daha aynı döngü ve sonrasında akşam 8 ediyoruz bir şekilde. akşam uykumuz kolay gibi, karnımız doyarken uykuya geçiyoruz. gece çok uyanmıyoruz... eh anne çok yoruldu, uyusun biraz mı diyor artık, ne diyorsa :)) 
bu döngünün içine, banyoyu, anneyle parkta biraz yüyürüşü, tırnak kesmeyi, burun temizlemeyi, her defasında ağlamasını, gün içinde mızırdandığında, kendisine hiç kızmamayı, uzattığında sinirlenmemeyi, ani duygu değişimlerine engel olmaya çalışmak ve bunu başarmak için çoooook uğraşmayı ve aklıma gelmeyen daha nice aktiviteyi eklersek gerçekten su gibi geçiyor zaman. nasıl oluyor anlamıyorum bile, ne ara o kıyafetler küçülüveriyor, ne zaman bu gülücükler, bu konuşmalar böyle anlamlı bir hale dönüşüyor hiç farketmiyorum. ama dopingimi de bunlardan alıyorum. annelik sadece emzirmek ve alt değiştirmek sananlara güç gösterisi yapacak değilim, halimden memnunum çok. o gülünce, benimle konuşunca, elini yanağıma koyup uyuyunca, mis saçlarını koklayınca unutuyorum ne kadar yorulmuştum, gerçekten yorulmuş muydum :)
bir de yorgunluk yorgunluk dediğim elbetteki fiziksel yorgunluk, ruhum bir minik aşkla sarhoş ve öylesine meşgul ki beynim bu işle, zaman geçerken bende detoks etkisi yaratıyor. bu aşkla arınıyorum zihin karmaşalarından ve yenileniyorum sürekli.
varsın günler böyle su gibi geçsin, bu minik ayaklar koşmaya başlasın, bu minik eller ellerimin içinde büyüsün... bu kuzu hep mutlu, hep şanslı olsun diliyorum meleklerden. hayatı boyunca hep gülsün. ben bu zamanları çok özleyeceğimi şimdiden kestirebiliyorum. bu duyguya engel olmak imkansız, içimden hep bu anları çok sevdiğimi tekrarlıyorum, herşeyi hafızama kaydetmeye çalışıyorum ama biliyorum bu böyle olmuyor...
zaman su gibi geçiyor. zaman geçerken bize bir dokunuyor, büyüyoruz... 
minik aşkım, aşkı kendinden büyük adamım; seni çok seviyorum. hep mutlulukla büyü... bu su gibi geçen zaman, hep iyi gelsin sana...

20 Nisan, 2012

jr. baharı karşılıyor

ankara hafta ortasındaki fırtına tarafından hızlıca terkedilince, bahar yüzünü göstermeye başladı nihayet.
her fırsatta kucakta, kanguruda ya da pusetteki yerini alarak sokağa çıkan jr. da bunun keyfini çıkarıyor. o her gülümsediğinde de, içimize, evimize baharı getiriyor.
sen hep mutlu ol e mi, hayatın hep bahar olsun senin :) yerfıstığım benim.

13 Nisan, 2012

büyüme atakları

bebekler çok hızlı büyüyor. "zaman nasıl da hızlı geçiyor" cümlesinin canlı örnekleri olur kendileri :)
bu büyüme esnasında bazı dönemler çok sancılı oluyor. anne-baba açısından da sancılı elbette ama asıl önemli olan bebeğin çektikleri. başına gelen yeni büyüme belirtisi ile başetmeye çalışması, kendini daha fazla emniyette hissetme ihtiyacına neden oluyor. sonuçta bu zamanlarda jr.ın da yaptığı gibi diğer tüm bebekler daha fazla meme, daha fazla kucak istiyor. tüm bunlara sebep olan şeyin adı; büyüme atakları.
aşağıdaki alıntı bununla ilgili.


İngilizce'de"Growth Spurt" olarak adlandırılan bu büyüme atakları her bebeğin mutlaka geçirdiği dönemlerdir. Emziren anneler bu dönemlerde sütlerinin azaldığı endişesine kapılırlar. Gerçekten de düzgün emen ve düzenli uyuyan bir bebeğin birdenbire düzeninin değişmesi, huysuzlaşması ve sürekli meme emmek istemesi akılları karıştırabilir.


Büyüme atağı ile sütünüzün azalması arasındaki farkı nasıl anlayabilirsiniz? Endişelenmeye başlamadan önce bu dönemlerin bebeğin yaşamında normal olduğunu öğrenmek faydalı olacaktır.
Bu aşamada neler beklemeli?
Genellikle yaşamın 2,3 ve 6. haftalarda, daha sonra da 3 ve 6. aylarda gerçekleşen büyüme atakları sırasında bebeklerin davranışlarında ciddi değişiklikler görülür. Örneğin bebek çok daha sık ve uzun süre emmek isteyebilir, çok daha az (ya da fazla) uyumaya başlayabilir, huysuzlaşır.
Birçok anne dönem dönem bebeğinin gerçekten mi aç olduğu yoksa memeyi rahatlamak için mi emmek istediği konusunda ikileme düşer.
Bebeğiniz memeyi bırakmasına rağmen huysuz görünüyorsa


Öncelikle bebeğiniz emmeyi bıraktığında bebeğinizin doymuş olup olmadığını kontrol edin. Göğsünüz emzirdikten sonra hafiflediyse, bebeğiniz rahatlamış gibiyse doygunluğa ulaştığını düşünebilirsiniz.

Bebeğinizi, emzirdiğiniz göğsünüze tekrar koyun. Belki de ihtiyacı olan bir beş dakika daha emmektir. (Bazı bebeklerin tamamen doyması için beş dakika daha meme emmeleri yeterlidir).


Bebeğinizi gezmeye çıkarın. Bebekler huysuzlanınca annelerin aklına gelen ilk şey nedense karınlarının acıktığı olur. Bunu anlamanın en iyi yolu bebeğinizi pusetine veya kanguru ya da sling’e koyup kendinizi dışarı atmaktır. Eğer bebeğiniz hemen uykuya dalıyorsa (ki bebeklerin çoğu temiz havaya çıkar çıkmaz uyur) aç değildir. Eğer yürüyüş yaptığınız süre boyunca ağlıyorsa aç olma ihtimali vardır. 



Bu dönemden geçen annelerin yaşadıkları
Anneler genellikle bebeklerinin sık meme istemelerini ve huysuz olmalarını sütlerinin yetmemesine bağlarlar. Büyüme atağıyla sütün yetmemesi arasındaki farkı anlamak oldukça basittir: Büyüme atakları genellikle başladıkları hızda biterler. Sütün yetmemesi gibi bir problem ise konuda bir şey yapana kadar devam eder.
Bebeğinizin verdiği işaretlere dikkat edin. Sık emzirin. Göğsünüzün her zamankiden daha yumuşak ve daha az doluymuş gibi hissetmesi normaldir. Eğer bebeğiniz sık emiyorsa vücudunuza daha fazla süt üretmesini öğretecek,vücudunuz da ona göre cevap verecektir. Eğer sütünüz yeterli gelmiyorsa arttırmak için gerekli önlemleri bir an önce alın.
Bu dönemden geçen bebeklerin yaşadıkları
Huysuzluk en belirgin sorundur. Bu dönemlerde annenin ilk tepkisi bebeği emzirmek olur, çünkü bebeği en çok rahatlatan odur. Bebeğin bu dönemde sık emzirilmesi huysuzluğunu atmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, uyku düzeninin bozulması halinde bebek rahatlamakta ve uykuya geçmekte zorlanabilir. Her ne kadar bu dönem bitmeyen bir kısırdöngüymüş gibi görünse de yapılması gereken sakin olmak ve bebeğin ihtiyaçlarını karşılamaktır.
Uyuyan bebeği uyandırmak
Büyüme atakları boyunca bebeğinizin her zamankinden fazla uyuması normaldir. Bu dönem süresince uyuyan bir bebeği uyandırmak tavsiye edilmez. Bebeğinizin vücudu büyümek için çok çalışıyor – eğer uyuyorsa bırakın uyusun.
Büyüme atakları yorucu ve bıktırıcı olabilir, ancak gerekli ve geçici dönemler olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın.
jr. şu sıralar 17. haftasının içinde, bugüne gelene kadar yaşadığımız büyüme ataklarından öğrendim ki anne bu dönemde özellikle sabırlı olmalı, zira küçük kuzular çok sıkıntılı oluyorlar ve tek istedikleri annelerinin güven veren kucakları. artık az çok farkedebiliyorum ben bu dönemleri. bizim belirtilerimiz açık şekilde belli. şöyle ki; sürekli emmek istiyoruz, yalnız başımıza oynamıyoruz, konuşmuyor sürekli mızıldanıyoruz ve 2 saati 1 dakika geçsin, eğer emme işlemine geçilmemişse çığlığı basıyoruz :)

bu süreçten geçen tüm annelere sabır, kuzulara kolaylık diliyorum :)
sevgiler...

10 Nisan, 2012

ala!


mucizevi bir şekilde, hamileyken aldığım 20 kilonun tamamını verdim. üstelik oğlum henüz 3.5 aylık olmuşken. bundan sonra verebildiğim her kilo ekstraya yazılacak :)) hem dünyanın en güzel işini yap, hem de oturduğun yerden günde fazladan 500 kalori harca.

tam da başlıkta yazdığım gibi; ala :)

04 Nisan, 2012

oldu da bitti

jr. geçen hafta, tam da 100 günlük olmuşken sünnet oldu. hiç sıkıntısı olmadı değil tabii, ilk gün oldukça uzun süre sızlandı ve onun her ağlayışında ben defalarca pişmanlık duygusu yaşadım. gerek var mıydı, sonra mı olsaydı, neden herkes hep bu iş için çok kolay oldu diyordu ama benim oğlum ağlıyordu... ama son pişmanlık neye yarar di mi :) sonuçta benim yakışıklı oğlum gece uykusunu alınca ve ertesi güne gülerek uyanınca benim tüm pişmanlıklarım uçtu gitti ve yerini "iyi ki" ler aldı. iyi ki erkenden yaptırmışız, bak ne güzel olmuş, çabucak iyileşiyormuş ve ne güzel işte büyüyünce hiçbirşey hatırlamayacakmış :)

şimdi gelelim 31 Mart tarihli maceralarımıza; 
operasyon sonrasında hatta dikişler esnasında uyuyan oğlum arabada da uykusuna devam edince, bu işi nasıl da kolay atlattığımızı ve eve gidince mideye indireceğim enginarları düşünüyordum. sonra da oğlumun güzel uykusunun yanına kıvrılıverecektim. gelgelelim arabadan inip de eve girdiğimiz dakika başlayan ağlama seansımız yaklaşık 3 saat sürünce beni aldı bir pişmanlık dalgası. bkz: ilk paragraf. 
pipiyi açıkta bırakarak uyutma girişimimiz başarısızlıkla sonuçlanınca bol bağlanmış bezle uyumasını uygun gördük ve daha ağlamaya başlarken verdiğimiz yarım ölçek calpol etkisini yavaştan gösterince uykuya daldı bizim oğlan. ara ara ağlayarak uyanmalarını ve o gece verdiğimiz diğer 2 ölçü calpolü de saymazsak iyi bir gece geçirdik diyebiliriz. en azından ertesi güne mutlu uyanmasından ben bunu anladım :)
bugün 5. günümüz. bugüne gelene kadar tek sıkıntılı günümüz ilk gün oldu gerçekten. ikinci gün pansumanı açtık, üçüncü gün banyomuzu yaptık, nihayet dördüncü ve beşinci günlerde de dikişlerimiz kaynamaya ve erimeye başlamış görünüyor. artık jr.ın pek bi sıkıtısı yok, en azından aklı sürekli pipisinde değil ve ağlamamasından da anlıyorum ki sanırım canı acımıyor :) herkesin anlattığı gibi gerçekten çok kolay bir operasyonmuş, bebekler bu işi çabuk atlatıyorlarmış.
neticede ilk gün yaşadığım pişmanlıktan  sonradan pişman olarak ve tabii ki iyi ki diyerek bağlıyorum hep konuyu, iyi ki çıkmış aradan. hem jr.  rahat olsun, hem de bizim kafalar :)