27 Haziran, 2012

oyuncak dünyası

Jr. ellerini keşfettiği ilk günden itibaren oyuncaklarla ilgileniyor. 6 aylık bir bebeğe göre hayli fazla oyuncağı var ve biz zaman zaman bir kısmını saklayıp, unutturup yeniymiş gibi yeniden eline veriyoruz. ilgisi artıyor. hep elinin altındaysa o ilgi mutlaka azalıyor. oyuncağın, bebeğe veya çocuğa faydalı olabilmesi için ilgisinin hep yüksek kalmasını bekleriz, biz de o sebeple bazen bazı oyuncakları yeniliyoruz. yeniliyoruz derken, mesela bir çıngırağımıza bir çorabın tekini geçirip yeni bir oyuncak yapıyor babamız ve Jr.ın ilgisi yeniden tavan yapıyor. unutturup yeniden vermek de kolay bir çözüm yöntemi.
arabada bıraktığım yastıklı bir oyuncağı var mesela, onu eve almıyorum. özellikle arabada, arabayla olan lişkisinde olumlu bir etkisi olması için. mutfak masasında, mama sandalyesinde oynadıkları hemen suyun altında yıkanıverecek cinsten. kumaş, pamuk, dolgu vesaire içermiyor. plastik olanlar yani.
bunların yanında artık 6 aylık olduğumuzdan hayatımıza giren yeni oyuncaklarımız var. bunlar evdekilerden yeniden türetilmiş değil tabii ki, gerçekten yeni alınmış olanlar...
içiçe geçen kaplar, silindirik halkalar ve dişleme kitabımız :)
son aylık kontrolümüzde doktorumuzun tavsiyesini dinledik ve derinlik kavramının oluşmasında yardımcı olabilecek olan bu içiçe geçen kapları İkea'dan hemen aldık. silindirik halkaları başka bir mağazadan almıştık, keşke acele etmeseymişim, İkea'da tahta malzeme olanları varmış. iş işten geçti artık sanırım.
ve dün İdefix siparişimle gelen dişleme kitabım-hayvanat bahçesi :) geldiğinden beri dişimizden düşmedi :D

çocuk olmak güzel, oyuncaklar çok güzel... Jr. hiç büyümesin isterken çok yanlış birşey istediğimi sanmıyorum :)


yeni tatlar keşfindeyiz

ek gıdaya geçiyoruz. nasıl olacak kestirmek çok zor :) her yediğimize yutkunan bir bebek olmasına rağmen kaşık onun ağzına doğru yola çıktığında kontrolü mutlaka kendi eline almak isteyen bir kçük canavarla karşılaşıyoruz. biz de hemen durumu onun kontrol etmesine izin veriyoruz ve sonuç, işte şu fotoğrafta gördüğünüz gibi oluyor her defasında :) ve her mama girşimimiz banyoda sonlanıyor. neyse ki yaz ve havalar sıcak :) üşürüz diye bir derdimiz olmuyor.
gelelim şu kalabalık cumartesiye; aynı gün 6. ay kontrolümüz için doktorumuzun kapısını çaldık ve bakın bize neler dedi;

birincisi, anne sütü her ek gıda öğününden sonra verilecek. anne sütü, kahve dedi :) yani aksatmadan emzirmeye devam. yani her öğünden sonra kahvesini mutlaka alacak. 1 ay daha kahvaltı yok. sabahları kalkınca ve gece yatmadan evvel ve gece uyanırsa emmeye devam edecek.
bunun dışında;
*tuz, bal, inek sütü, şeker, tropikal meyveler(kivi, çilek, ananas gibi), yumurta beyazı 1 yaşa kadar yasak.
*hedeflerimiz; 8. ay bittiğinde evde özel bebek yemeği pişmeyecek. ve 10. ay bittiğinde eline köfte, börek verince yiyecek.
*ek gıda döneminde ilk ay; sebze, meyve, yoğurt ve çorbalar verilecek. blender kullanılmayacak. meyve suyu verilmeyecek. cam rende ile meyve rendeleyip yedirebiliriz. sebzeler çatalla ezilecek.
*ek gıda döneminde 2. ay; kahvaltı (yumurta, peynir vesaire) eklenecek. kıyma, tavuk, balık dönemine geçilecek ama bu sözünü ettiğim ek gıda döneminde 2. ay, yani önümüzdeki ay.
*prensiplerimiz;
-bebek yemeğini sofra düzeninde, mama sandalyesinde yiyecek.
-bebek, anne, baba ve evdeki diğer kişilerle aynı yemeği yiyecek. eş zamanlı beslenecek.
bunun için yemeklerimizi zeytinyağlı yapacağız, salça kullanmayacağız, tuz yok. pul biber hariç diğer baharatlar kullanılabilir. ki bu zaten benim mutfak düzenim. yani bizim evde bebek için değişen bi denge olmayacak. örneğin kendimize yaptığım yeşil fasulyeden, ona çatalla ezerek, suyuna tam tahıllı bir ekmek ufalayarak verebileceğim.
-eline kaşık verilecek ve oynamasına izin verilecek. yukarıda da yazdığım gibi zaten bizim her yemek maceramız banyoda bitiyor :D
-yeni bir yiyecek denenmeden evvel önce verilen 2 gün süreyle verilip beklenecek. yani aslında bu 3 gün kuralı ama doktor 2 gün dedi. aşağı yukarı aynı şey.
-konserve mamalar, kaşık mamaları; dışarıdaysak, tatildeysek, acil durumda çıkış kapısı olacak. evde kaşık maması hazırlayıp yedirmeyeceğiz.
-yoğurdumuzu kendimiz yapacağız ki zaten öyle yapıyoruz. ancak köyden süt almaya devam etmeyeceğiz :( pastörize çiftlik sütü kullanacağız. çiftlik dediğim aoç, ankaradayız ya :)

TAI fabrika gezisi

geçtiğimiz cumartesi bilim bebeği olmanın yanısıra bir de (TAI) TUSAŞ 28. kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere, farbrikada çalışan bir arkadaşımızın davetiyle yola çıktık.
babamız fabrika gezisi kısmıyla, biz de çimlere yatıp yuvarlanmaca kısmıyla ilgilendiğimizden, herkes için tatmin edici, süper bir gezi oldu.

tek kötü yanı, içimizi bayan sıcak ve güneşli havaydı :/

Kep taktık, diplomamız da yolda

ODTÜ’de Enformatik Enstitüsü binasının zemin katında, Bilişsel Bebek Araştırmaları Merkezi (BeBeM), 6 ve 10 aylık bebeklerde dil gelişimi üzerine bir çalışma yürütüyor. Projenin başında Dr. Aslı Altan var, sponsoru TÜBİTAK. 
Bebeğinizle gidiyorsunuz, çalışma 15 dakika sürüyor ve bebeklerin henüz konuşmadan Türkçenin özelliklerine ne kadar duyarlı olduklarını ölçüyorlar. Proje kapsamında çocuklara sesli uyumuna uygun, vurgusu Türkçe'dekinin tersine olan ve fakat Türkçe olmayan sözcükler içeren cümleler dinletiyorlar ve bebeğin bu sözcüklere karşı olan reaksiyonunu kameralar aracılığıyla kaydedip değerlendiriyorlar. Çalışma süresince bebek hep annesinin kucağında oturuyor.
Çalışmanın sonunda bebeklere kep takıp fotoğraflarını çekiyorlar. 10 aylık olduklarında yapılan 2. çalışmanın karşılığında da bebeğiniz "bilim bebeği" diplomasını almaya hak kazanıyor.

geçtiğimiz cumartesi günü biz ordaydık. keyifli bir çalışma oldu. önceki gün aşı olmuş olduğumuzdan Jr. biraz tatsızdı ama gene de verimli olabildi.
hem bilime katkımız oldu, hem de kepimizi taktık. 10. ayda diplomamızı da alacağız.

Ankara'da olan ve bebeği 6. ay içinde olan anneler, hemen başvurun derim. araştırma çok güzel, katılım az maalesef. Sizin bebeğinizin de bilime kocaman bir katkısı olsun :)

web sayfaları:   bebem.ii.metu.edu.tr
Basında proje ile ilgili çıkan haberler:
http://bebem.ii.metu.edu.tr:8081/Bebem/basinda-bebek-dil-gelisimi/hurriyet-gazetesi


TV haberleri:
ATV’de 05.03.2012 tarihinde ana haber bülteninde yayınlanan haber:
http://webtv.atv.com.tr/webtv/videoizle/atv-ana-haber/570


NTV’de Sedat Küçükay’ın25.03.2012 tarihli Haftasonu programı
http://www.yildiz.tv/?act=dvr&chan=canlintv&seekTime=25-03-2012%2010:32





22 Haziran, 2012

yarım sıfırdan iyidir ;)

tam bugün yarı yaşımı doldurdum.
bacak kadar boyum var artık ve hergün biraz daha büyüyorum.




bu fotoğraf doğduğum gün çekildi. diğeri de bugün :)







nasılım? çok güzel büyümüşüm değil mi?
herkese sevgiler benden çok...

21 Haziran, 2012

6. ay raporu

yarın dolu dolu 6 aylık oluyor Jr.
geçen bu süreçte 6 ayın insan hayatında ne kadar çok şey ifade ettiğini bize göstermiş oldu.
birincisi, çok hızlı büyüdü, durduramadık :) ilk ayların sonunda, "tamam" dedim aslında ben, "herkes sevdiyse seveceği kadar, içime almak istiyorum yeniden"... tabii işin bu fantazi boyutu, yoksa kimse henüz onu sevmelere doyamadı. ben eminim, hergün biraz daha, biraz daha derken sürekli büyüyor bu sevgi denen şey...

sünnet oldu, dişi çıktı, desteksiz oturdu, ayaklarının üzerine sağlam bastı... kendince o kadar mühim işler yaptı ki, onunla gurur duymamak imkansız.

emzikle bağı sadece uyku arkadaşlığı düzeyinde kaldı. oyuncaklarını ve banyoyu çok sevdi. çok güzel uykular uyudu. geceyi de gündüzü de bildi. hep çok sosyal oldu, sadece herkese gülücük dağıtmaktan, dışarıda uyumaya fırsat bulamadı.
hepsinden önemlisi, doğduğu günden bugüne sağlıkla ve mutlulukla geldi. bundan sonra da hep böyle olsun dilerim.
tek bir farkla, zaman bu kadar çabuk geçmesin sadece :)

onun bir gülüşüne, bir sarılmasına dünyaları değişemeyecek olan annesi de uykusuzluğun ve yorgunluğun en güzel ilacının bunlar olduğunu öğrendi. sabah olup da yanıbaşında jr.ın kendine dolanan minik kollarını görmenin, dünyada hiçbirşeye değişilmeyeceğini öğrendi. o bir güldüğünde dünya dursun istedi, minik kuzuya sarılmalara, öpmelere doyamadı :)

nihayetinde, hayat bize 6 ayda, aile olmanın çok güzel birşey olduğunu gösterdi. bu minik mucizenin nasıl da bizi etkisi altına aldığını ve herşeyin onunla daha güzel olduğunu görmemizi sağladı.

iyi ki doğmuşsun sen küçük adam, yarı yaşın kutlu olsun!
sevmelere doyamayan annen :*


19 Haziran, 2012

yaz ve sıcaklar

geç kalmış olsa da nihayet geldi yaz ve gelir gelmez yakıp kavurmaya başladı ne yazık ki. bizim için sorun da bu yakıp kavurma noktasında başlıyor zaten. çünkü zat-ı-alleri kış boyunca incecik bir penye battaniye ve çorapsız uyuduklarından şimdilerde tek başına giydiği atleti bile fazla gelmekte. hal böyle olunca sıcaktan bunalan jr.ın saat başı uyanması, sürekli susaması ve kocaman adammış gibi döne döne, huzursuz ola ola yatması kaçınılmaz sonuç.
bu küçük adamı kış boyunca kalın giyinmeye alıştırmadığıma mı sevineyim yazın geldiğine mi üzüleyim, bilemedim :)

14 Haziran, 2012

özetle birkaç hafta

bir süredir bilgisayarımın başına oturamıyorum, otursam da kafamdakileri toparlayamıyorum. uzun bir ara verdim farkındayım.
anneler gününden bu yana ve yaklaşan babalar gününe kadar geçen zamanda yeni neler oldu, kısaca özet geçmek istiyorum size. zira dumanı üzerinde tüterken yazamadığım için, bu durumu ancak bir özet kurtarır gibi :)

*mayısın son günü ilk dişimiz, takip eden 3. gün de ikinci dişimiz çıktı. yani artık incilerimiz var.
*yapacağımız diş buğdayı partisi için, misafirlere hatıra olsun diye, kendi ellerimle magnetler hazırlamaya başladım. hepsi bittiğinde ve hatta partimiz de gerçekleştiğinde bol fotoğraf eşliğinde burda paylaşacağım. şimdilik haberiniz olsun diye not düşüyorum :)
*jr kendi ekseni etrafında dönebilmeyi öğrendi. üstelik son 2 gündür de yüzüstü yerde yatıyorken dizlerini karnına doğru çekip, totoyu yukarı ittirip emeklememsi bir tür hareket grubu sergiliyor, daha tam çözemedik ama anlaşılan kararlıyız, bu aralar emekleyeceğiz.
*ayrıca bir süredir desteksiz oturuyor. bundan çok keyif alıyor olmalı ki, sırt üstü, ters dönmüş kaplumbağa modeli yatmaktan artık pek zevk almıyor ve bunu hemen belli ediyor. biz de oturmasına yardım ediyoruz :)
*kendisine ellerimi uzatıp "gel" dediğimde kollarıyla bana doğru atılıyor ve onu almamı bekliyor. kendisi minik, aşkı dev gibi adamım benim, bu hareketiyle anneyi kanatlandırıp uçuruyor, haberi yok.
*kollarıma aldığımda başını boynuma gömüyor ve kollarıyla sımsıkı sarılıyor.
*çığlıklar atıyor, yeni tatlar deniyor, oyuncaklarıyla daha bir ilgili, sosyal olmayı seviyor ve uykucu tabii ki... artık anlat anlat bitmiyor, çok hızlı büyüyor bu velet sanırım :)

jr.ın hareketliliğinin dışında benim de hayatım renklendi bu ara,
*evliliğimiz 4 yılı devirdi. jr. babaaanesinde uykuya teslim olmuşken biz de romantik, başbaşa ve bunca zamandır sevgili olabilmenin verdiği keyifle bunu kutladık.
*ben direksiyon dersine başladım. trafikte olmak çok zor ve stresli, ancak araba kullanmak bir o kadar zevkliymiş onu anladım. niye bu kadar geç kaldığıma çok hayıflandım.

bir de havalar ısındı, jr kışlıkları çıkardı, atletlerle kaldı. o kollar ve bacaklar tam yemelik oldu, kendimizi zor tutuyoruz :)

şimdilik bu kadar. yeni gelişmelerle yayında olacağız :) bizi takip etmeye devam edin. gecikme ve derli toplu, kısa yayın için kusura bakmayın.
bir daha bu kadar ara vermeyiz :)

herkese sevgiler...

01 Haziran, 2012

demir adamın doktor notları

geçtiğimiz cumartesi, tam da 5 ay 5 günlükken doktorumuzu ziyaret ettik. kendisine sormak için bir aydır not aldığımız kalabalık listemizle birlikte :)
not aldıklarımı, aldığım cevaplarla birlikte buraya eklemek istiyorum;
  • öncelikle artık 7300 gr ve 63 cm olduk. doğduğumuzdan beri toplamda 4350 gr aldık, tocaman sayılırız :)
  • bu ay da sadece anne sütü vermeye devam. ek gıdaya geçmek ve başka yiyeceklerle tanıştırmak için erken dedi doktorumuz. dedim ki "dişi çıkıyor sanırım, eline salatalık, soğan tutuşturuyoruz, çok hoşuna gidiyor." dedi ki, "yapmayın, bağırsak florasını bozarsınız. erken daha, gerek yok. 1 ay daha sadece anne sütü veriyorsun, su bile yok"
  • daha evvel burada yazdığım demir takviyesi konusu ise benim için çok önemliydi ve yaklaşık 20 gündür rafa kaldırdığımız demir ile ilgili sorularıma da cevap aldım kendisinden; şöyle ki, öncelikle, Türkiye gibi ülkelerde demir takviyesi alınması gerekiyor, bunu ek gıdaya geçişte de beslenme planı ile takviyelemek pek mümkün olmuyor o sebeple "siz bu demir adama bu demir takviyesini mutlaka yapın" dedi.. ve ekledi, bu depolamaya rağmen yetmediği durumlarla da karşılaşılabiliyormuş. bunun üzerine araştırmacı bir anne olarak biraz daha fazla okudum ve okuduklarım arasında paylaşmaya değer olarak şuna rastladım; "ülkemizde yapılan çalışmalar; Nutrüsyonel demir eksikliği anemisinin sık gözüktüğünü göstermiştir. Bunun sonucunda süt çocukluğu döneminde demir takviyesi alanlar ile demir takviyesi almayanlar arasında 6 puan zeka farkı olduğu gösterilmiştir. Sonuçta anne sütü alan bebeğe rutin olarak demir preparatı başlanmalıdır. Eğer bebek yeterli anne sütü alıyor, annenin beslenmesi iyi ve ilk bebek ise 6. ayda demir preparatı başlanmalıdır. Anne daha önce doğum yapmış ve annenin beslenmesi bozuk ise bebeğe 4 .ayda demir preparatı başlanır. Anne sütünü herhangi bir sebepten alamamış bir bebeğe ise eğer adapte mama ile besleniyorsa ilk 6 ay demir takviyesi gerekmemektedir. Bebek 6. aydan sonra da demir takviyeli mama ile besleniyorsa ilave yine demir takviyesi gerekmez. Fakat İnek sütündeki demir konsantrasyonu anne sütünden fazla olsa da emilimi anne sütünden düşük olduğu için, sonuçta inek sütü ile beslenen bebeğe 6. ayda demir takviyesi gereklidir." bu durumda demir takviyesine devam etmeye karar verdim.demir damlası elimize tutuşturulduğunda 4 aylıktık ama biz rötarlı başlamış olduk. böylece bu yazıda sözü edilen " bebek yeterli anne sütü alıyor, annenin beslenmesi iyi ve ilk bebek ise 6. ayda demir preparatı başlanmalıdır." kriterini yakaladık sayılır. çünkü 4. ay da bu bilgiye göre bizim için erken.
    fazla yüklemenin de zararlı olabileceğini okuduğumu söyledim, önce test yapsak da görsek ihtiyacı var mı yok mu? ihtiyaç sabit değil, çok hızlı büyüme çağında ve sürekli kan alarak bunu takip edemeyiz dedi. fazla yüklemenin zararları konusundaki araştırma ve testlerin 3 yaşından büyük çocuklar üzerinde yapıldığını, o dönemde zaten kandaki hemoglobine bakılarak ihtiyaca göre ve preparat değiştirilerek demirin karşılandığını söyledi. özetle bana "korkma" dedi. şimdilik korkmuyorum bakalım :)
  • benim korkulu rüyam demir damlası hakkındaki sorularım bitmedi tabii, dedim ki "hiç istemiyor, yüzünü buruşturuyor, öğürüyor. tadı da gerçekten çok kötü :/ paslı teneke yalıyormuş gibi çocuk?" dedi ki, "anne sütü ile verebilirsin." ilginç buldum tabii hemen sorunun devamını sordum, "kalsiyum demir bağlamayı engellemiyor mu?". cevapladı, "anne sütü bileşimi demir bağlamayı engellemez, aksine yardımcı olur. birkaç damla anne sütü ile 7 damla (kilo başına 1 damla hesabı ile) demiri karıştırıp verirsek ve üstüne emzirirsek faydası bile olurmuş. hem ilginç buldum, hem de sözler doktorumun ağzından çıktığı için inandım. şimdilerde önce deviti, ardından demir damlasını veriyor, üstüne emziriyorum :) umarım o demirler bağlanıyordur :D
  • yürüteç yasak.
  • ayakkabı ne kadar geç o kadar iyi. patik çorap kullanılabilir. hatta keşke havalar ısınsa da ayaklar güneş görse :) mikail, burdan yine sana sesleniyorum, duy artık beni :))
  • güneş kremi kullanalım mı dedim? biodermin mineral güneş koruyucusunu yazdı. şurda okumuştum, zaten mineralli koruyucunun peşindeydim, bu da çok iyi oldu. aslında ideali 11-17 arası güneşe çıkmamak ve eğer o saatlerde çıkılmışsa güneş koruyucuyu güneşten koruyamadığımız yerlere sürmek. mümkün mertebe uzun kollu, açık renkli giydirmek ve kreme ihtiyaç duymamak. ama işte ideali her zaman yakalayamayız diye çantamızda bir koruyucu bulunsun bakalım. hoş güneşi görecek miyiz, orasını kestiremiyorum hala :) mikail?
  • bol bol oturtun dedi. direkt ayağa kaldırmayın, önce otursun dedi. ayaklarının üzerine bastırın dedi. yere bi çarşaf serin, sırtüstü, yüzüstü yuvarlansın dedi. 3. aydan beri yerdeyiz zaten :D
  •  rota aşımızın 2. dozunu da olduk. kaldı bir doz.
  • mama sandalyesine oturtuyoruz dedim, süper dedi :)
daha ne desin, ben memnun, jr. memnun, doktorumuz da bizden memnun :)

kontrolümüzden aklımda kalanlar bunlar. biliyorsunuz ki benim kafamı en çok demir kurcalıyordu, şimdi ikna oldum sayılır. ama tabii araştırmacı anne yanım halen görevde, sonra bi yamuk olmasın :)

sanırım doğru doktoru seçtim, içimden bir ses öyle diyor.bekleyip göreceğiz ...
herkese sevgiler :)

alıntı kısım için bkz: http://www.doktorsitesi.com/yazi/anne-sutu-mu-inek-sutu-mu/687