26 Eylül, 2012

9. ay doktor notları

geçtiğimiz cumartesi 9. ay kontrolümüz için doktorumuzun kapısını çaldık. Jr.ın gidişatı süper, herşey yolunda. boy, kilo ölçümünden sonra, doktorumuzdan çok faydalı şeyler öğrendik. onları sizinle paylaşmak istiyorum. 
ne zamandır aklımdaydı, "artık mantar yedirebilir miyim" dedim, "ben size vermeyin dememiştim zaten" dedi :) bunun sonucunda, Jr. bugünün finalini mantar çorbası ile yaptı. 
doktorumuzun bu ayki gelişimi için üç oyuncak önerisi var; bir top, bir oyuncak bebek ve bir araba. top atınca tutması ve geri atması, araba yerde sürmesi ve bebek de ona yemek yedirip, ağzını silmesi için. bunlar duygusal ve fiziksel bazı becerilerini geliştirmesine yardımcı olacak. 
"emotional regulation" yani duygusal ifade becerilerine dair öneriler aldık kendisinden, önümüzdeki aylarda duygusal becerilerin geliştirilmesine yönelik tavsiyeleri de olacakmış. bu duygusal düzen dedikleri, mesela bir nedenle ağlamaya başlayan bir çocuğun dikkatini dağıtmaya çalışmadan, onu anladığımızı ifade ederek yanında olduğumuzu gösterme sanatı. ya da öfkelenen, kızan... yani sonuçta kendinizi çok mutsuz hissediyorsunuz ve en yakınınızdakine bunu göstermeye çalıştığınız anda, "aman buna mı üzülüyorsun, boşver" dediği andaki duygularınızı düşünün. işte ufaklıklar, kızdığı, üzüldüğü, korktuğu şey küçümsendiğinde, yok sayıldığında çok daha fazla üzülüyor ve hayal kırıklığı yaşıyorlar. bu konuda en büyük destekçileri olabilmek adına, "acını, üzüntünü, korkunu anlıyorum; ben burda, yanındayım" mesajını doğru verebilmek gerekiyor.
bez bağlamana, oto koltuğuna, giydirmene direnir dedi ve haklı da. direniyor Jr., hiç sevmiyor. ancak bez bağlamamak ya da oto koltuğuna oturtmamak gibi seçeneklerimiz olmadığından bu durumu kabullenmesini sağlayacak şekilde hareket etmek gerekiyormuş. yine kandırmaca, oyalamaca yok. şu an anlamasa bile birkaç ay sonra anlayabileceğini düşünerek şöyle diyoruz, "haydi gel, altını bağlayacağız. 10a kadar sayınca burda ol... 1..2..      ..10" ve 10 olduğunda onu alıp, yatırıp, ne kadar debelenirse debelensin, işimizi yapıyoruz, önümüze bakıyoruz :) 3-5 direnmeden sonra bunun katlanılır bir durum olduğunu anlıyor. ama sakın eline oyuncak verme ve ya camdaki kuşu gösterme numaralarına girmiyoruz, kesinlikle. ayakta, kucakta falan bağlamıyoruz ve itirazlarına bi şekilde devam ediyor, baskılamıyoruz. çünkü bu, aslında onun kendini ifade biçimi. bunu istemiyorum diyor :)
işte aslında son buluşmamızda anlattığı pek çok şey, geçenlerde burda yazmış olduğum Dr. Aletha Solter'in bakış açısı.bebek dediğin ağlayacak ki kendini ifade edecek. ağlamasını engellemeyeceğiz, bu şekilde öfkesini, kızgınlığını, korkusunu yaşamasına izin vermiş olacağız. aynı zamanda yanında bir omuz olarak onu anladığımızı, onun yanında olduğumuzu ifade edeceğiz. "aaa kuşa bak!", "nerde oyuncak araba?", "kedi nerdeymiş" gibi şaşırtmaca teknikleriyle çocuğun yaşadığı şey her neyse, baskılamasına izin vermeyeceğiz, dışa vurmasına yardımcı olacağız. özeti bu :)
en önemlilerden biri de sık sık "hayır" dememek gerektiği. örneğin, sürekli bir saksıya gidip toprakla oynuyor ve biz sürekli hayır diyorsak bu yanlış. sürekli hayır demek pek olumlu bir etki bırakmıyormuş bebekte. bu yüzden saksıyı ortadan kaldırıyoruz. en güzel yöntem bu. ama mesela sürekli fırının kapağına asılan bebeğinize "hayır" demek yerine fırını kaldıramayacağınız için emniyet kilidi kullanıyorsunuz. tehlikeli olabilecek herşeyi ortadan kaldırmanın vakti geldi. ortadan kaldırılabilenleri kaldırmaktaki amaç "hayır" sayısını azaltmak.yoksa "hayır" demek çocuğu ilgi alanından uzaklaştırmaz ve merakını daha çok cezbedermiş :)

 ve kısa kısa;
  • anne nerde, baba nerde, kedi nerde gibi sorularla ilgilenmesi gerekiyormuş,bu yönde çalışmalarımız devam ediyor ve Jr. oldukça başarılı.
  • bebeğe grip aşısı yapmayalım, siz olun dedi. aile büyüklerinin aşı olmasıyla bebek etrafında bir koruma kalkanı oluşturur ve onu korumuş olurmuşuz.
  • doktorumuz bir aşı daha önerdi; adacel polio. bu aşı difteri, boğmaca, tetanos ve IPViçeriyor ve aynı koruma kalkanı durumuyla bebeği korumaya yardımcı oluyor. yani bu aşıyı da biz olacağız.
  • bebekler -ma olumsuz ekini anlamazlarmış. "yapma" demek yerine "yapmak yok" demek gerekirmiş. bir de zaten "yapma" demek olumsuz ek içerdiğinden önerilmiyor. örneğin, "kedi öyle sevilmez" demek yerine "kedi böyle sevilir" cümlesini kurup nasıl yapması gerektiğini göstermek daha yapıcı etki oluştururmuş.
  •  doktorumuzun beslenmeyle ilgili tavsiyeleri arasında, bulamaç olarak verdiğiniz kahvaltıyı ayrı ayrı vermeye başlayın ve yemekleri kendi yediğiniz öğün şekline dönüştürün. yani sadece köfte ile yaptığımız bir öğünü köfte ve pilav, sadece çorba içtiğimiz öğünü çorba ve yoğurt olacak gibi değiştirmek gerekiyormuş artık. başladık, iyi gidiyor bakalım şimdilik :)
  • eti ve tavuğu minik minik vermekte zorlanıyorum, yemiyor dedim, kıyma ver dedi :) tavuk budunu, pirzolayı, köfteyi eline ver dedi bi de. eline verince yarısını yiyor çünkü, yemese bile burda önemli olan nokta; etin, şimdiye kadar yediği sebzeden çok farklı olan, dokusuna ve tadına alışması.
  • ve doktorumuzun bize bu ay sunduğu kitap tavsiyeleri.

    Jr.ın gelişimine yardımcı olabilmek adına;
    Çocuğunuza Sınır Koyma, Robert J. Mackenzie
    Çocuklarımıza Verdiğimiz Gizli Mesajlar, Elizabeth Pantley,Dr. Hande Gürel

    ve bir de kendi bakış açıma yön verebilmek için;

    Geçmişin Hipnozunu Bozmak - Bülent Uran




21 Eylül, 2012

oynasın da büyüsün

oyun ve oyuncaklarla öğreniyor çocuklar yaşamı.
o kadar önemli çocuklar için bu oyun ve oyuncaklar.

son yıllarda yaygınlaşan oyun grupları ise çocuğun emniyetli koşullarda, deneyerek, keşfederek öğrenmesine yardımcı oluyor. bütün bunları yaparken de çocuğun yeni beceriler geliştirmesine olanak tanıyor bu oyun grupları, işte aslında sırf bu yüzden çok önemli.
çocukların hem sosyalleştiği hem de yeni beceriler edindiği bu oyun gruplarında amaç; çocuğu oyalamak yerine ona yeni beceriler ve deneyimler kazandırmak.
oyun grubuna başlamanın ise bir yaşı yok aslında. 
bebeğin hareketlenmeye başladığı, oturabildiği, ek gıda alabildiği, etrafındaki değişiklilkleri algıladığı ve bu değişikliklere tepki verdiği zaman oyun grubuna katılabilirsiniz. 8 ay civarı bu iş için çok uygun.
üstelik anne ve bebek birlikte katılacakları bu 2 saatlik etkinlikle birbirlerine çok şey katacaklar eminim.
pek çok kreş ve gündüz bakımevinin bebek oyun grupları var. genelde program haftada 2 gün, günde 2 saat olarak planlanmış. aynı ay grubu bebeklerin birbiriyle etkileştiği, sosyalleştiği, evde asla yaşatamayacağınız bir deneyim...

nasıl iştahla anlattım değil mi :)

çünkü şu sıra bunu araştırıyorum.
Jr. 9 aylık oldu, oyun grubuna katılacak kıvama geldi. araştırmamızı 1-2 ay içinde sonlandırıp biz de bir oyun grubuna dahil olacağız.
Jr. için çok faydalı olacağına eminim, eh tabii artan enerjisiyle başetmeye çalışan beni de soluklandıracaktır umarım biraz.
çünkü son zamanlarda Jr hayatı iyiden iyiye farketmeye başladı ve anladı ki daha çok işi var, çooook :))



20 Eylül, 2012

mahallenin en mutlu yumurcağı

bunu okuyorum. Türkçe'ye böyle çevrilmiş, orjinal adı "Happiest Kid on the Block" okudukça keyifleniyorum. Jr daha küçük ama 1-4 yaş arası toddler kıvamına geldiğinde bilinçlenmiş olmak istiyorum :))
aslında daha önce alacaktım, piyasada yoktu. 
çok aradım, arkadaşlarıma da arattım.
yok, yok...
yayınevini aradım, yok dediler, basmıyoruz.
pek çok annenin blogunda bununla ilgili notlar okudum, parents dergisi bir sayısında bu kitaba geniş yer verdi ama piyasada hala yoktu.

nihayet yayınevi kalbimin sesini duymuş olmalı ki yeni baskısı çıktı.
tazecik, yepyeni..
hemen sipariş ettim, hemen geldi..
elimde bir başka kitap vardı, hızlıca okurum dedim, olmadı.
araya tatil girdi, bayram girdi :) yeni başlayabildim.
okudukça notlar alıyorum, sizinle paylaşacağım.
Dr. Harvey Karp gerçekten etkileyici. önceki kitabında, Mahallenin En Mutlu Bebeği'nde de öyleydi. iyi ki yeni baskı yaptın Yakamoz Yayınevi.
teşekkürler çok.

Kitabı daha okumadan evvel, göz gezdirme aşamasındayken,  son bölümde rastladığım, her ebeveynin bilmesi gereken 10 kuralı sizinle paylaşmadan gitmeyeyim;

1.  Çocuğunuzu bir mağara adamı gibi görmek işe yarar.
Homurdanmaları ve ellerini her şeye atmaları bir-dört yaş arası çocukların oldukça ilkel gözükmesine neden olur. Aslında, kulağa ne kadar garip gelirse gelsin, evrimsel gelişim açısından Neandertal'lerle büyük benzerlikler taşırlar.Çocuğunuz bu dönemde, ilk insanın 5 milyon yılda tamamladığı 5 ana adımı atacak: Yürümek, konuşmak, nesneleri elleriyle idare etmek, olayların nedenini anlayabilmek ve arkadaş edinebilmek.
2.  Tarih öncesi çocuğunuza "elçi" olun. Çocuğunuzun (özellikle kızgınken) Taş Devri'nden kalma insanlara ne kadar benzediğini fark ettiğinizde işinizin yalnızca "ebeveynlikten" çok dahazor olduğunu fark. edeceksiniz. Siz 21. yüzyıldan Neandertal'lere gönderilmiş bir elçisiniz! İyi bir elçi olarak çocuğunuzu sevgi ve saygıyla yönlendirmeli, zorlayıcı ya da fazla yumuşak olmaktan da kaçınmalısınız.
3.  Fast-Food Kuralı'nı uygulayın. Bu kural basittir: Çocuğunuz kızgın olduğunda hamburgercilerde sipariş alan gençleri taklit etmelisiniz. "Fiyatı" (ne istediğinizi) söylemeden önce daima "siparişi" (çocuğunuzun isteğini)  tekrar  etmelisiniz.   Bir  krizin  ortasındaki ufaklıklar onu anladığınızdan emin olmadığı müddetçe sizin mesajınızı (nedenlerinizi, sakinleştirme çabanızı, uyarılarınızı) anlayamaz. Bu yüzden çocuğunuz kızgın olduğunda kendi fikirlerinizi söylemeden önce, onun ne yaptığını ve sizce nasıl hissettiğini tarif edin.
4.  Yumurcak-ça konuşun. Bir-dört yaş arası çocuklar zaten olgun değildir,ama kızgın olduklarında daha da ilkelleşirler. Bu yüzden huysuzlaşan çocuğunuzla konuşurken daima sözcüklerinizi Yumurcak-ça'ya çevi-; rin. Herşeyi Yumurcak-ça'ya şu basit yöntemlerle çevirebilirsiniz:
•   Kısa cümleler.
•   Defalarca tekrar.
•   Tutkulu bir ses tonu.
•   Abartılı vücut dili ve ses tonu (büyük gülümsemeler, kaş çatma, parmak sallama).
5.  Çocuğunuzun huyunu bilin. Tüm çocuklar aynı aşamalardan geçse de her birinin dünyaya farklı bir bakışı vardır. Çocuğunuz uyumlu mu? Temkinli mi?Hareketli mi? Karşınızdakinin huyunu bilirseniz, sizin çocuğunuz için en etkili ebeveynlik yöntemlerini geliştirmiş olursunuz.
6. Metanetinizi kaybetmeyin. Tarih öncesinden kalma dostunuzun kendini kaybetmesi, sizin de ona ayak uydurmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Aşağıdaki, sık rastlanan sorunlardan birini
yaşıyorsanız bile sakin olun:
•   Kızgınlık: Tüm çocuklar ebeveynlerini sinirlendirebilir..
•   Başarısız hissetmek: Tüm  anne-babalar  günlük mücadelenin içinde zaman zaman kendini başarısız hisseder.
•  Geçmişin  fısıltıları:  Çocuğunuzun  davranışları, kendi çocukluğunuzdan kalan kötü hatıraları su yüzüne çıkarabilir.
•   Huylarınızın benzeşmemesi: Karakteriniz çocuğnuzunkiyle tamamen zıt olabilir.
•  Biraz destek: Birçok aile çocuklarını komşularının ve akrabalarının desteği olmadan büyütmeye çalışıyor. Bunun önüne geçmeye çalışın.
7.  İyi davranışı "saygı ve ödüllerle" teşvik edin. Bu ödüller çocuğunuzun en iyi şekilde davranmasını garantiler:
• Saygı: Çocuğunuzla iyi bir ilişkinin sırrı, saygıdan geçer. Disiplin verirken çocuğunuza saygı duymak ve gururunu kırmamak çok önemlidir. Bu ikisi utanç, aşağılanma gibi yaralayıcı duyguların oluşmasını da engeller.
•   İnandırıcı övgü: Çocuğunuzun özgüvenini övgü, biraz abartılı tebrik ve.bolca ilgi, sevgi dolu cümleyle besleyin. Daima çocuğunuzun karakterini değil, yaptığı şeyi övün ya da eleştirin. Ayrıca çocuğunuzu övdüğünüzde bunu geri almayın (övgüyü mahvetmeyin).
•    Yan kapı mesajları: Çocuğunuz kulak misafiri olduğu şeylere, ona direkt söylenen şeylere göre daha fazla inanır! Bu güçlü yöntemi üç şekildekullanabilirsiniz:
1) "Dedikodu" yapın; çocuğunuzunonun hakkında bir başka kişiye ya da oyuncağa
söylediğiniz şeyleri duymasını sağlayın.
2) Masal anlatın; içine önemli bir mesaj gizlediğiniz, eğlenceli hikayeler çocuğunuzun gerekli dersi almasını kolaylaştırır.
3) Ters psikoloji yöntemi uygulayın; çocuğunuzu, yapmasını istediğiniz şeyin tam tersini söyleyerek doğru davranışa teşvik edin!
•   Güven  artırıcılar: "Güven  artırıcı"  egzersizlerle (ona inandığınızı gösterecek basit yöntemler) ve "Salağı oynayarak" (kendinizle dalga geçerek çocuğunuza güven vermenin yolu) çocuğunuzun gururlu ve güvenli olmasını sağlayın.
•   Ödüller: Eline işareti koymak, sticker yapıştırmak ya da arada sırada çikolata gibi ödüller vermek işbirliği dişlisini yağlar.
8. İlgi Zamanı'na önem verin. İlgi zamanı, çocuğunuza zaman ayırdığınız küçük rutinlerdir.
Bazı ilgi zamanı tavsiyeleri şöyle sıralanabilir:
•   Masaj yapmak.
•   Özel Zaman: Sevgi ve yoğun bir ilgiyi beş dakikaya sıkıştırmanın en iyi yolu.
•   Onaylama: Çocuğunu yatırdığınızda birçok pozitif ve umut dolu sözcük paylaşın.
•   Açılış-Kapanış Törenleri: Rahatlatıcı, sağlıklı nefes egzersizleri.
•  Oyun: Her türlü oyun.  Ama  dışarıda oynanan oyunlara, yaratıcı oyunlara ve okumaya ağırlık verin.
•   Çocuğunuzun özel bir ilgi kurabileceği oyuncak,
battaniye ya da diğer nesneler.
9. Çocuğunuzun davranışlarını istediğiniz yöne çekmek için nazik bir disiplin yöntemi uygulayın.Çocuğunuzun görevi, sınırları zorlamak; sizinki ise, bunların sağlamlığından emin olmak.
•   Davranışıyla ilgili uygun beklentileriniz olmalı.
10. Mümkünse çatışmaları alternatif sunarak veya özveride bulunarak atlatın.
•   Uygulayabileceğinizi bildiğiniz yasaklar koyun.
•  Yasakları kısaca, ciddi bir ses tonuyla ve Yumur-cak-ça söyleyin. (Karşılaştırma yapmaktan, abartmaktan ve çocuğunuza isim takmaktan kaçının.) Eğer gerekiyorsa ceza vermekten korkmayın ("barikatlar"). , Dolambaçlı yollar çocuğunuzun kurallara uymasını
sağlamıyorsa, bir-dört yaş arasına uygun bir ceza vermenin vakti gelmiş olabilir. En çok işe yarayan ve çocuklara uygun olanlar şöyle:
•   Umursamamak ("görmezden gelmek").
•   Haklarını elinden almak (çocuğunuzun istediği şeyi elinden alıp kaldırmak).
•   Molalar vermek (kısa bir süre yalnız başına kalmasını sağlamak).

19 Eylül, 2012

Jr. yolda

Jr doğduğundan beri yolculuk yapıyor nerdeyse.
ona göre uzun olabilecek ilk seyahatimizde kendisi 6.5 aylıktı, sonra zaten seyahatler sıklaştı ve Jr bu duruma alışmakla şaşırmak arasında bir yerde kaldı :)
en son Ankara'dan yola çıkıp da eve tekrar geri dönmemiz arasında yolda 1900 km ye yakın mesafe katedince bunu da bloguma not alayım dedim.
yolculukla ilgili önemli notlar vermek niyetinde değilim ancak Jr doğduğunun 3. gününden itibaren oto koltuğunda seyahat ettiği için  oto koltuğu fikrine hiç yabancı değil. sadece son zamanlarda hareketleri arttığından, bağlı kalmak fikri onu bunlatıyor olmalı ki emniyet kemerleri bağlanma aşamasında epeyce kızdığı oluyor. sonuçta bu kızgınlığı pek işe yaramıyor tabii :)
arabada ona arkadaşlık edecek pufidik oyuncakların yanısıra sesli oyuncaklar, diş kaşıma oyuncakları ve bir adet dokun & hisset kitabı bulunuyor.
bunlardan da sıkılmışsa yapacak birşey yok, uykusu gelmiş oluyor genelde ve uyuyor. açıkçası kucağımda uyumaya alışmış olan Jr için oto koltuğunda ve pusette tek başına uykuya dalmak hiç kolay olmuyor. gene de ısrarı ve istikrarı elden bırakmıyorum. uyuduğunda hiç uyanmadan 1.5-2 saat yolculuk edebiliyor. bu da iyi bir süre aslında, çünkü bana hep rahatsızmış gibi görünse de sanırım rahat bu oto koltukları :) önemi ve gerekliliği konusunda zaten söylenecek pek fazla birşey yok. 
bu konuda değiştirebiliriz.org un linkteki bağlantısını mutlaka okuyun derim.

sonuç itibari ile bizim gibi gezenti bir anne babaya sahip olduğu için bir ayağı hep yolda bu küçük adamın. ben hamileliğimde de çok gezmiştim, alışık sanırım, kolay kolay huysuzlanmıyor.

sırf bu yüzden bir kocaman aferin daha benim akıllı oğluma :)

18 Eylül, 2012

Çocuğunuza Kulak Verin

son birkaç gündür hangi blogcu annenin sayfasına tıklasam tek bir isim çıkıyor karşıma, Dr. Aletha Solter.
peki kimdir bu Aletha Solter derseniz, Slingomom, kendi sayfasında şöyle bahsetmiş,

"Türkçe’ye ‘Doğal Ebeveynlik’ olarak tercüme dilen Attachment Parenting'in şiddetli bir savunucusu, bir psikolog olan Aletha her zaman aşırı uçlardan kaçmış. Yani çocuğu tek başına bir odada bırakarak ağlatmaya inanmadığı gibi bebek her ağladığında ağzına meme dayamayı da önermiyor.

Aletha'nın kendi geliştirdiği Aware Parenting ise şunları vurguluyor;

1) Doğal ebeveynlik. Anne-çocuk bağının kuvvetli olması çok önemli. Bebeği sling ile taşımak, beraber uyumak, emzirmek, bebek her ağladığında yanında olmak ve mümkünse en azından ilk 1 sene bebekten ayrılmamak gerekiyor.

2) Ödül Yok Ceza Yok.

3) Stress ve travmanın iyileştirilmesi ve önlenmesi. Aletha, davranışsal ve duygusal problemlerin en büyük nedeninin stres olduğunu düşünüyor. Stresin dışa vurumu ise öfke nöbetleri, ağlamak, gülmek, titremek olabiliyor."


ağlamakla ilgili olarak Aletha'nın bakış açısı, ağlamayı durdurmamak yönünde. bebeğin anne kucağında ağlamasına, öfkesini dışavurmasına ve bu şekilde sakinleşmesine izin vermek gerek diyor.
ağlamanın 2 temel sebebi olduğunu savunuyor; iletişim ve stresten kurtulmak amaçlı.
yani küçük bebeğimizin veya çocuğumuzun, sebebi ne olursa olsun ağlamasına ilgi göstermek gerekiyor. yani temelde, bir çocuk ağlıyorsa ilgiye ihtiyacı var demek. ağladığında onun yanında olmalı ve onu anladığımızı gösterebilmeliyiz. bu şekilde duygularını dışa vurmayı öğrenmesine yardımcı olabiliriz.

Aletha'nın kendi kaleminden;

Çocuğun her zaman güvende olduğuna ve onu dinlediğinizi bilmesi gerekiyor.

Önce güven ve bağlılık ardından kocaman bir kucaklama gelir. Çok ceza veren bir anne hatasını fark edip devamlı sarılmaya başlarsa da çocuk için bir soru işareti anlamına gelir ve beklenen tepkiyi vermez. Yapılacak ilk şey onun güvenini kazanmak. Onu dinlediğinizi, anlamaya çalıştığınızı bilmeli. Zaten yaramazlığın nedenleri ilgi çekme ihtiyacı, bilgi eksikliği ve strestir. Çocuklarınızı bu şekilde yetiştirdiğinizde ergenlik dönemlerinde de problem yaşamazsınız. Çocuk, annesi ile her şeyi konuşabileceğini, onunla birlikte ağlayabileceğini bilmeli.

Çocukların ileriki yaşlarda doğru kararları verebilmeleri için bilgiye, ilgiye, sevgiye ihtiyaçları vardır. Böylece büyüdüklerinde yaşamak için çalışmak zorunda olacaklarını bilecekler, hayatın kötülüklerini öğrenecekler. Bunları anlamalarını sağlamak için ceza vermeye gerek yok. Eğer bir problem varsa yapılacak şey basit: konuşmak yani duygularını ifade etmesine izin vermek.

kısacası herşeyde olduğu gibi bebeğimizle, çocuğumuzla olan ilişkimizin anahtarı "güven". bu olduğu zaman herşey aşılıyor. annesiyle, babasıyla herşeyi konuşabileceğini, duygularının gözardı edilmeyeceğini bilen çocuk için ceza ve ödül sisteminin de gereksizliğini ve yanlışlığını vurgulamış Aletha.

kendisinin ceza ve ödül ile ilgili seminer notlarını paylaşan blogcu annelere de çok teşekkür etmek istiyorum. sayelerinde hem cezanın hem ödülün neye yaradıklarını neye yaramadıklarını okuma ve öğrenme şansı yakaladım. keşke Aletha'yı Ankara'da da dinleme şansımız olsaydı. çok isterdim.

bu konu ile ilgili bulabildiğim tüm blog yayınlarına, başta slingomom blog sayfasından ve sonra burdan, burdan, burdan ve burdan ulaşabilirsiniz.

Aletha Solter'in Türkçeye çevrilmiş kitaplarını da burdan edinebilirsiniz.
ben bugün sipariş verdim bile :)
sevgiler.






01 Eylül, 2012

Z kuşağı çocukları ve Mom-Z 2012

2000 ve sonrasındaki yılarda doğan veletlere "Z kuşağı" dendiğini sabah sabah burda okudum ve bilgilendim bu konuda da. demek ki bizim Jr. bir Z kuşağı üyesi.
özetle burdaki bilgilerden yola çıkarak kime Z kuşağı dendiğini not düşmek isterim. slingomom der ki;
"2000 yılı sonrasında doğan çocuklara Z kuşağı adı veriliyor. Bir diğer deyişle de dijital nesil olarak adlandırılıyorlar. Teknolojinin tam ortasına doğan çocuklar bizimkiler. Bize düşen de onları anlamak ve doğru yönlendirmek. İşin gerçeği onlara yetişmemiz gerekiyor. Çünkü bu dijital dünyanın çocukları teknoloji ile iç içe büyüyorlar. Coğrafi sınırlamaları kavramaları çok zor. Çünkü binlerce km uzaktaki kuzenleri ile ekrandan yüz yüze görüşebiliyorlar. Sabırsızlar, yeni bilgiye açlar, hayal dünyaları uçuyor, bağımsızlık istiyorlar. Buraya kadar harika oysa tüm bu özellikler onların tatminsiz, aceleci ve çok fazla bireysel olmalarına da sebep olabiliyor."
bir yaşıma daha girdim, bilgi güzeldir, öğrenmenin sonu yoktur. 
burdan tık tıklayarak bir başka sayfada da bununla ilgili bir etkinliğin programına ve detaylarına ulaştım.
MOM-Z 2012
11-13 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezinde gerçekleşecek olan Bilişim Zirvesinin Next Step etkinliği olarak 12 Eylül günü gerçekleşecek olan MOM-Z  2012 Summit, geleneksel  olmaktan çıkan yeni yollar arayarak Z Kuşağı Annelerine ulaşmak isteyen tüm pazarlama ve buna destek olan dijital oyuncuların içinde olması gerek  bir platform. Yeni anneler ve onlara ulaşmak isteyen ürün ve hizmetlerin bir arada olmasını sağlayacak olan, bilgi paylaşan, hizmet sunan, sağlayacağı network ve entegrasyon ile yeni nesil iş yapma biçimlerini update eden, amatörden profesyonele herkesin bir arada olmasını sağlayacak, sözünü söyleyeceği, iletişim kuracağı, başarının alkışlanacağı, dünyaya örnek gösterilecek işlerin konuşulacağı bir yeni paylaşım alanı.
ancak keşke istanbul'da olsaydım da bu konuda daha da çok bilgilenseydim.
İstanbul'lu Z kuşağı çocuklarına sahip anneler kaçırmasın diye bunu burda paylaşmaya karar verdim.
bir de öğrendim ki Wall Street Journal tarafından “Ebeveny Guru’su” olarak tanımlanan, Mom Central kurucusu ve CEO’su Stacey DeBroff Mom-Z’de Türk Anneleri ve Z Kuşağı Anneleri için çalışan sektör profesyonelleri ile tanışmak için Türkiye’ye geliyormuş. şurdan Stacy DeBroff ile ilgili detaylara ve burdan da Mom-Z 2012 konferans programına ulaşabilirsiniz.
burdan bir tıkla davetiyenizi kapabilir ve 12 Eylül 2012 tarihinde Haliç Kongre Merkezi'nde yapılacak olan bu etkinliğe katılma şansını elde edebilirsiniz.

ne güzel haber değil mi ;)
sevgiler.