31 Ekim, 2012

bayram bahane, tatil şahane

geçtiğimiz kurban bayramına, hemen önündeki pazartesi ve salıyı da ekleyince upuzun bir tatilimiz oldu ve tahmin ettiğiniz üzere, yine düştük yollara :)

Jr. en başından beri yola, yolculuğa alışık olduğundan bu durumu kanıksadı, zorlanmıyor pek. eh bir de gıcır bir oto koltuğu sahibi olarak bu kez ekstra keyifliydi diyebiliriz.
bu seferki rotamız Ören taraflarıydı. babaannemiz ve dedemizin yeni aldıkları yazlık evi ziyarete gittik. havalar da şansımız güneşli ve rüzgarsızdı. hal, durum böyle olunca attık kendimizi sahile, denize... Jr. da nasibini aldı bu işten. denizi o kadar seviyor ki, tarifi mümkün değil. daha uzaktan gördüğünde başlıyor sesli minik çığlıklarla sevinmeye. suya girmesi, keyiflenmesi tam bir "mutluğun resmi" durumu.
su canlısı oğlumu denizden çıkarmak da bi o kadar zor oluyor tabii.


 bu keyfi keşke kelimelere dökebilsem de öyle arşivlesem buraya ama çok zor.

 1 haftalık güzel, denizli, güneşli, bol kahkahalı bir tatilin ardından dönüş yolu eziyetini saymazsak çok eğlendiğimizi buraya not etmek istedim.
eski usul bayram keyfinden biraz uzak olsak da böylesi de ruhumuzu şenlendirdi, dinlendirdi.
Jr.ın mutlu olduğu, güldüğü, kıkırdadığı her an bana bayram zaten...
 
geçmiş kurban bayramınız ve Cumhuriyet bayramınızı da kutlar, esenlikler dilerim hepinize... Jr, güzel uykusundan uyandı, beni çağırıyor..
sizi birkaç güzel fotoğrafla başbaşa bırakıyorum...
hoşçakalın :)

16 Ekim, 2012

bilim bebeği olduk, diplomamızı aldık

Jr. henüz 6 aylıkken ODTÜ Enformatik Enstitüsü'nde katıldığımız çalışmayı burda yazmıştım. işte o çalışmanın ikinci kısmına da geçtiğimiz cumartesi katılarak tamamladık ve Jr. diplomayı kaptı.
hem bilime katkımız oldu hem keyif aldık.
çalışmadan şimdi haberi olan ve bebeği 6. ayın içinde olan anneler, hemen bugün BeBeM (Bilişsel Bebek Araştırmaları Merkezi)ni arayarak Aslı Hn.dan randevunuzu alabilir ve çalışmanın gönüllü bir parçası olabilirsiniz.

iletişim;

6 ay +12 ya da -12 gunluk bebekleriniz varsa, lütfen detaylar için arayın. 
tel: 210 7864
cep: 0 537 990 4073
 

Dr. Aslı Altan, BeBeM ODTU


oto koltuğu alırken

Jr. 10 ayı geride bıraktı. aslında 1 yaşına kadar geriye dönük oturması gerekiyordu koltuğunda ama şartlar boy uzaması şeklinde değişince yeni bir koltuk almak şart oldu. biz de geçen haftamızı ve haftasonumuzu bu işe ayırdık.
oto koltuğu alırken dikkat edilecek pek çok şey var, öyle rengine, şekline bakıp seçmek ileride sıkıntı yaratabilir. çünkü oto koltuğu bir aksesuar değil bir güvenlik aracıdır. 
satın alırken dikkat edilecekleri bir liste halinde yazmak istiyorum zira minik yavrunuz 1.35 metre boy ve 36 kiloya ulaşana kadar çocuğunuzu oto koltuğunda oturtmaya devam edeceksiniz.
  • öncelikle alacağınız oto koltuğunun bebeğinizin boy ve kilosuna uygun olduğundan emin olmalısınız. bebeğiniz büyüdükçe oto koltuğunu ugun yaş ve kiloya göre değiştirmeyi ihmal etmeyin. 
  • alacağınız oto koltuğunun uluslararası güvenlik standartlarını sağladığını gösteren testlerden geçmiş olması gerektiğini unutmayın. ülkemizde en çok rağbet gören güvenlik standartları ECE R44 04, Adac, TNO,ÖAMTC-Test, Stiftung Warentest
  • tanımadığınız birinden 2. el almamaya çalışın. daha önce nasıl kullanıldı, kaza geçirdi mi bilemeyeceğinizden, bilseniz de emin olmayacağınızdan bu tür güvenlikle ilgili ihtiyaçlarınızı ya tanıdıklarınızdan 2. el alın ya da mümkünse birinci el almaya çalışın. eğer ikinci el almak zorunda kaldıysanız şuna da  dikkat edin; çocuk koltuk teknolojisi hızla ilerlemektedir. dolayısıyla 5 yılı geçmiş oto koltuğu satın almayın. ayrıca kazaya maruz kalmış bir oto koltuğu güvenlik kabileyetlerini kaybetmiş olabilir ve siz bunu sadece ürüne bakarak anlayamayabilirsiniz. dolayısıyla bu tür bir bebek koltuğunu tercih etmeyin. ikinci el bir oto koltuğu alıyorsanız güvendiğiniz veya tanıdığınız birisiden almalısınız.
  • hafif yatırılabilen koltukları tercih edin. uzun seyahatlerde bebeğinizin rahat uyuyabilmesi ve boynunu olabildiğince az bükülmesi bu özellik gerekiyor. 
  • son yıllarda üretilen araçlarda otomobilin gövdesine sabitlenmiş bazı kancalar koltuk arasına bırakılır. oto koltuğu bu kancalara sabitlenince çok daha güvenli bir montaj ortaya çıkmaktadır. İste bu  sabitleme mekanizmasına isofix denilmektedir. oto koltuğunu emniyet kemeri ile araca bağlamak yerine isofix denen sistemle bir baza üzerine monte etmek koltuğu aracın bir parçası haline getirir ki bu durum emniyet kemeri ile bağlamaktan daha emniyetlidir. Bu isofix bazı araçlarda fabrika çıkışı olan bir özellik, bazı araçlara ise düşük bir ücret karşılığı sonradan takılıyor. 
  • oto koltuğunun yan güvenlik unsurları olmalıdır. çarpışmalarda yolcular sadece öne değil sağa ve sola doğru da hareket ederler. bebeğin vücudunun ve kafasının bu tür sağ ve sol alanlara hareket edip başka bir alana çarpmasında iyi bir oto koltuğu engelleyici rol oynar. oto koltuğunun yanlarındaki bariyerler bu görevi elastikiyet sağlayarak yerine getirmelidir. bebek ve çocukların en riskli bölgeleri kafa ve boyunlarıdır. Bu alanlar henüz zayıftır ve bir bebek oto koltuğu boyun ve kafa desteği konusunda mutlaka güvenli olmalıdır. 
  • kılıfının çıkarılıp yıkanabilmesi temizlik işinizi kolaylaştıracaktır. 
  • yazın terletmeyen özel havlu kılıflardan alabilirsiniz. 
  • oto koltuğunun iç malzemesi darbe emici strafor ile kaplı olmalıdır. Bunu kumaşı kaldırarak görebilirsiniz. oto koltuk kumaşı ile koltuk arasında yer alan straforun esnek ve kaliteli olması gerekir. herhangi bir olumsuzluk durumunda bu straforlar esnek tampon görevi yaparlar. straforlara dokunarak kaliteleri hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. bu konu çok önemliymiş ve piyasada içinde strafor olmayan ürünler de var, alırken buna dikkat edin.
  • aldığınız oto koltuğunu montajını ya kendiniz kullanma klavuzunu kullanarak ya da satın aldığınız yerdeki görevliye yaptırın. 
  • ve dikkat; oto koltuklarının güvenlik testleri saatte 90 kilometre hızla yapılmaktadır. eğer trafikte saatte 90 kilometreden daha hızlı gidiyorsanız oto koltuğuna güvenmeyin!
tüm bu anlattıklarımın altını çizmiş olmak açısından şu test videosunu izlemenizi öneririm.
en önemlisi ... bebeğiniz o koltuğa oturmamak için ne kadar ağlarsa ağlasın bunun bebeğiniz için olmazsa olmaz bir kural olduğunu unutmayın ve seyahatiniz  süresince oto koltuğundan bebeğinizi kaldırmayın. eğer çok fazla ağladığını ve bir sıkıntısı olduğunu düşünüyorsanız aracınızı emniyetli bir şekilde sağa çekin ve bebeğinizin sıkıntısını öyle gidermeye çalışın. hareket edeceğiniz zaman mutlaka tekrar oto koltuğuna oturtmayı ihmal etmeyin ve kemerlerin bağlı olduğundan emin olun. bu kural benim olmazsa olmazım. yol ister 2 dakika sürsün, isterse 8 saat. ilk işimiz Jr o koltuğa oturunca kemer bağlamak oluyor. bizimki koltuğunda sıkıldığında eline çift emzik veya  anahtarlık  vermek her zaman işe yarıyor. taktiklerimizi deneyebilirsiniz :)

tüm bu maddeleri hesaba katarak çıktığımız alışveriş yanda fotoğrafını gördüğünüz chicco key1 plus oto koltuğunu satın almamızla sonlandı. yeni koltuğunda Jr.a keyifli yolculuklar dileriz.
bayram öncesi bir yazı olduğundan, eğer bu uzun bayram tatilinde yola çıkacaksanız, sizlere şimdiden güvenli yolculuklar diliyorum. trafik canavarı olmayın lütfen :)


09 Ekim, 2012

ipek hanım'ın çiftliği

aslında uzun süredir haberdardım ipek hanımın çiftliği'nden ama ilk sipariş için oğlumu bekliyormuşum demek ki.
bir arkadaşımın ipek hanım'dan gelen emaili bana yönlendirmesi üzerine başladı sipariş maceramız. sipariş verdikçe, aldıkça, o tatlara ve keyfe alıştıkça da  tavsiyeyi yapan arkadaşıma teşekkür eder oldum. 

gıda konusu benim için eskiden beri hassas. özen istiyor, dikkat gerektiriyor ve etiket okuma hastalığı geliştiriyor. paketli gıdaları hayatınızın ne kadar uzağına koyarsanız o kadar iyi yani. bir de Jr. hayatımıza girdiğinden beri, bu hassas konu bizim için, ekstra ekstra hassas bir konu haline geldi. ek gıdaya geçtiğinde içine düştüğüm telaşı dinlemek istemezsiniz. ne vereyim, ne vermeyeyim, doğalı hangisi, bu ilaçlı mı, bu besleyici mi :/ gıda danışma hattı bana özel bir hat açsa yetişemez derdime. tamam işin organiğine çok da takıntılı değilim ama sözkonusu olan, tercihleri size kalmış bir ufaklıksa dikkatli olmak gerçekten çok önemli.
bu sebepten Jr.ın pekmezi, kuru üzümü, ıhlamuru, sebzeleri, unları kısacası
pek çok şeyi ipek hanıma emanet. ondan gelen siparişler bizi bu yüzden çok mutlu ediyor. iyi ki var, iyi ki bu doğal, güzel, taze ürünleri yetiştiriyor ve ediniyor, bize ulaştırıyor. 
teşekkürler ipek hanım çiftliği :)

çiftliğin hikayesine buradan ulaşabilir, haftalık ürün listesine ulaşmak için email adresinizi site üzerinden kayıt edebilirsiniz. sonrasında ise her hafta posta kutunuza düşen emaille keyfe dalar, liste içinde kaybolursunuz benim gibi :)

ben şimdi mutfağa kaçıp dün teslim aldığım koliden çıkan balkabağı ile Jr.a bir çorba hazırlayacağım. siz de verdiğim linkten çiftliğin macerasını bir okuyun ve bir an için bile olsa oturmakta olduğunuz koltuktan hayallerinize doğru bir uçuş yapın :)
sevgiler...

05 Ekim, 2012

bu evde bir gurme var

Jr. ilk 6 ay sadece anne sütü aldı.
6. ay bittiğinde tadımlık ek gıdaya başladık.
7. ay bittiğinde kahvaltı, 8 bittiğinde et, tavuk, balık ve nihayet 9 bittiğinde de kurubaklagiller eklendi listemize.
her zaman doyacak kadar yemedi, yemediğinde zorlamadım, üzülmedim.
neden diyeceksiniz, anne sütü hala top listte 1 numara da ondan.
yettiğini, doyurduğunu, kalitesini artık cümle alem biliyor. daha değerlisi yok. bağışıklığa karşı 1 numara. yerini ne et tutabilir ne süt ne de reyon reyon dizilen kutulanan mamalar.
ilk mama sandalyemiz bir akrabamızdan geldi, 2 çocuk büyütmüş, emektar... arkaya doğru yaslanabiliyordu ve Jr. yemek yemese bile 4.5 aydan sonra bu sandalye üzerinde masada hep bize eşlik etti.
6. ayda öğünlerimizde hep yanımızdaydı ve ona uygun olabilecek türden başlangıçlarla bize eşlik ediyordu. minik minik haşlanmış sebzeleri masasına bırakıp keyfini izliyorduk. eliyle alıp incelemesi, gözünün içine kadar yaklaştırması, dilini değdirip suratını buruşturması derken hooop ağzına atması falan :) çok eğlenceli. bir o kadar faydalı. kendine olan güvenin temeli bu atılan.
tüm bunları yaparken, onu yemekle yalnız bırakmanın da faydalarından haberdar olunca ona kolay yıkanabilen, pratik bir mama sandalyesi aldık. bildiniz, ikea mama sandalyesi.
şimdi altına koccamannn bir örtü seriyoruz, sandalyede Jr. mamalarıyla keyf ederken kire, dağınıklığa hiç aldırış etmiyoruz. doyacak kadar yemiyor evet, ama keşfediyor. önemli olan da bu zaten. tada, dokulara alışması, onları hafızaya alması. hala anne sütü aldığı için doyup doymaması bu yediklerinden yeterli olanı alıp almadığı çok önemli değil. neticede henüz 9.5 aylık bir bebekten sözediyoruz ve gelişimi gayet iyi. kilo alımı, boyu posu... ortalama.
o yüzden bu minik gurmenin önünde saygıyla eğiliyor ve eğlencesini keyifle izliyoruz :) bebeklerin yemekleriyle oynamasına izin vermek gelişimleri açısından çok önemli. ileride kendi kendine beslenebilen, elinizde tabakla arkasından koşmayacağınız çocuklar için bugünlerde biraz dağınıklığa, kirliliğe izin vermekte fayda var. daha önce burda sözettiğim kitabı da ek gıdaya geçişin başlarında okumuş olduğum için ben de Jr. da çok şanslıyız sanırım. bu kitap her çocuklu evde bulunmalı, anneler, babalar mutlaka okumalı.
çorbalarını ben içiriyorum, genelde 10 çorba kaşığına denk gelen ölçüdeki çorbaları bitirebiliyor. yoğurdunu da ben yediriyorum. ama elinde haşlanmış sebze parçaları, makarnalar, et parçaları, tavuk ve balık parçaları ile meşgulken benim beslediğimden daha çok eğlendiği kesin...
eğlenerek öğrensin, kendine güvensin, mutlu ve dengeli bir çocuk olsun... tüm gayemiz bu bizim. o yüzden eline çatalı, kaşığı verip, onu mamasıyla başbaşa bırakmak gerçekten çok önemli. 
eee bir gurme kolay yetişmiyor :)

03 Ekim, 2012

evde emniyeti sağlamak

Jr. evde emekleyip ayağa kalkmaya başlayalı tehlikeli olabileceklerin sayısı arttı. prizler, kapılar, çekmeceler, dolaplar, balkon kapıları, pencereler, bulaşık makinasının, fırının ve çamaşır makinasının düğmeleri... heryer, herşey artık potansiyel merak konusu ve kurcalanılacaklar top listi.

neye ne zaman merak saracağını bilmediğimizden sürekli uyanık olup, neyin ne şekilde tehlike vereceğini sürekli öngörmemiz gerektiği gerçeği ile yaşıyoruz. bu yazıyı yazmak, çamaşır makinasının bebek emniyetini ilk kez kullandığım dün aklıma geldi. biraz kendi aklımdakileri ve uyguladıklarımı biraz da internetten arayıp bulduklarımı size faydalı olması açısından paylaşmak istiyorum.
internette bunları aramak için gezinirken bir de buna rastladım, bu güzel haberi de okumadan geçmeyin derim.
gelelim bebeğimizin emniyetini esas alan o uzun listeye,

MUTFAK
Tüm beyazlatıcı, ev temizlik ve deterjanları dolaba kilitlenmelidir. Bunları hiçbir zaman etiketlenmemiş bir kutu ya da şişe içine ya da içinde yiyecek ve içecek bulunan kutulara yerleştirmeyin.
Uzun saplı tencerenin sap kısmını içeriğe dönük tutun ve mümkünse tutacak kullanın. Çocuğunuzun yemek ocağının düğmeleri ile oynamasına izin vermeyin.
Fırınınız yandığı zaman, yemek ocağı önü ısınıyorsa çocuğunuzu bu konumdan uzak tutun.
Sıcak yemeği tabağa koymadan önce, çocuğunuzun masaya ye da yüksek sandalyesine oturduğundan emin olun. Masada sıcak tabakları ve içinde sıcak likit bulunan bardakları çocukların erişebileceği yere yerleştirmeyin.
Elektrik aletlerinin her zaman bağlantısını kesik tutun, kullanımda olmadığı zaman, elektrikli tost makinesi, çaydanlık gibi aletleri prizden çekin.
Çok fazla parlatılmış yüzeylerden kaygan paspas ve halılardan kaçının. Dökülen şeyleri hemen temizleyin ve zemin ıslaksa çocukları uzak tutun.
Çocukların çekebileceği uzun masa örtülerini kullanmayın.
Bıçakları ve diğer keskin aletleri ulaşılamayacak bir yerde tutun-belki bıçak askılığı duvarın yüksek bir yerine monte edilebilir.
Bir çocuğun aşağıya çekebileceği bir yere demirden yapılmış bir alet asla bırakmayın.
Kazaların riskini minimize etmek için mutfağınızı düzenli bırakın.

OTURMA ODASI
Kırılabilecek tüm eşyaları ulaşılabilecek yerin dışında tutun.
Alkollü içecekleri ulaşılamayacak gibi saklı tutun.
Sigara, kibrit ve sigara çakmakları çocukların ulaşabileceği yerlerden uzak ve kenarda tutulmalı ve asla kirli kül tablalarını ortada bırakmayın.
Çocuğunuzun elektrik şoku verebilecek televizyon, video gibi eşyaların arkasına ulaşamadığından emin olun.
Asla alçak kahve masalarına, sandalyelerin kollarına ya da küçük çocukların ulaşabileceği yerlere sıcak içecekler koymayın.
Sıcak içecekleri çocuklarınızın ve bebeklerinizin başının üstünden asla geçirmeyin.
Halıların ayağınızın altından kaymadığına emin olun ve takılıp düşmeyin. Kaygan yüzeylerde halının altına kaymayan bir şey satın alıp yerleştirebilirsiniz.
Kitaplığın da güvenli olduğuna ve küçük çocukların erişemeyeceği rafların yerleştirilmesi gerektiğine emin olun.
Üzerinde pek çok şey olan, çocukların masayı devirebileceği uzun masa örtülerini kullanmayın.
Eğer mümkünse, elektrik prizlerini ve fişlerini mobilyaların arkasına saklayın. Elektrik prizlerinin kapağının olmasına özen gösterin.
Mobilya ve diğer eşyaları ateş ya da şöminenin yanına yerleştirmeyin. Bu özellikle eğer mobilya poleratan köpüğü ile doldurulmuşsa önemlidir.

YATAK ODALARI
Çocukların ulaşabileceğe bir yere kozmetikleri, parfümleri, çeşitli hapları (doğum kontrol hapları dahil), kırılabilecek eşyaları ve tırnak makaslarını bırakmayın.
Elektrikli battaniye ve bunun gibi eşyaları çocuğunuz odada yalnızken bırakmayın.
Kullanılmadığında elektrikli cihazları elektrikten çekin saç kurulama makinesi gibi.

ÇOCUKLARIN ODASI
Odayı kırılabilecek ve zararlı eşyalardan arındırmış olarak tutun ve böylece bir çocuk orada tek başına güvenli bir biçimde oynayabilir.
Tüm cihazların sabit ve tüm oyuncakların güvenilir olduğundan emin olun.
Bir yaşın altındaki bir bebek için yastık asla kullanmayın.
Bebeğinizi asla mama önlüğü bağcıklı ya da boyun çevresinden kurdela ile bağlanmış şeylerle uykuya bırakmayın. - Tüm bunlar onun boğulmasına neden olabilir.
Beş yaşın altındaki çocuğunuzu ranzanın üstünde asla bırakmayın. Eğer daha küçük çocuğunuz da varsa, eğer oynuyorlarsa merdiveni uzakta bir yere yerleştirin.
Eğer büyük olan çocuğunuz için okuma lambası mevcutsa, yastık ve yatak çarşaflarından oldukça uzak olduğuna emin olun aksi takdirde yanabilir.
Çocukların tırmanmasını önlemek için pencerelere kilitler yerleştirin, anahtarı yakınınızda fakat onun ulaşabileceği yerin dışında tutun.

BANYO
Tüm ilaçları, kozmetikleri, ev temizlik gereçleri ve jiletleri tercihen çocuklar için kilidi olan dolabın içinde ulaşamayacakları şekilde saklayın. Eğer mümkünse, dolabı duvara yerleştirin, fakat lavoba üzerinde ya da banyo ya da çocukların tırmanabileceği herhangi bir yerde değil.
Klozetin kapağını kapalı tutun ve çocuğunuzun klozetle oynamadığından emin olun.
Musluktaki suyun çocuğunuzu haşlayacak kadar çok sıcak olmasından kaçının.
( Tavsiye edilen en yüksek ısı 54 C (130 F)).
Banyoya çocuğunuzdan önce gidip, her zaman ilk önce soğuk suyu açın, ve her zaman suyun çok sıcak olmadığını kontrol edin. Banyo yaparken çocuğunuzu banyoda asla yalnız bırakmayın ve çocuğunuz bu suda boğulabilir.
Banyoda kaymayan paspas kullanın.
Çok fazla kaynamış su ve sabun kullanmaktan kaçının bu banyoyu çok kaygan yapabilir.

01 Ekim, 2012

bu kadarıyla geçmiş olsun

haftasonumuzu yazacaktım.
ama birşey oldu, tadı kaçtı.
dün akşam 20ye kadar herşey yolundaydı. 
Jr. haftalar sonra babaanne ve dedesiyle buluştu, büyük dayımız da vardı. mangal yandı, balıklar pişti. Ankara'da yazın son günlerinden birinin keyfini çıkardık.
derken akşamüzeri arkadaşlarımız aradı, buluşalım dendi, buluştuk.
İncek tarafında bir yere gittik. açıkhavada oturabileceğimiz, bahçe içinde bir yer.. arabaları valeye değil de biraz ileriye parkettik.
yemeğimizi yedik, sohbeti koyulaştırdık, çaylarımızı yudumlarken, birilerinin gerçekten hırsızlık mı, yoksa sadece zarar vermek amacıyla mı bilinmez, arabamızın arka sağ camını patlattıklarını duyduk... yan masadan... garsona söylenirlerken hem de... "neden duyurmadınız insanlara, biz geleli 1 saat oluyor" diyorlardı... belli ki gelir gelmez farkettikleri bir durumdan bahsediyorlardı... arka sağ camı patlamış olan bir araçtan... araçlarını parkedeceklerken, vale o aracı göstererek "anahtar bende olsaydı, bu olmazdı" deyip gösterdiğinde arabamızın camı çoktan patlatılmış. yani biz arabayı parkettikten hemen sonra. arkamızı dönüp giderken... belki daha bahçeye bile girip oturmamışken. çünkü valenin bunu kendisine söylediğini ifade eden kadınla az buçuk konuşunca böyle bir saat  ortaya çıkıyor. arabadan kaybolan birşey yok... amaç zarar vermek mi hırsızlık mı belli değil...bölgede kayıt yapan mobeseler olsaydı bu olmazdı elbet ama sürekli araç alıp çıkartan valelerin görmediğine inanmak da çok zor... hava kararmamışken üstelik...
gelişmeleri anlatırken güzel şeylerden bahsetmek isterdim, herkes olaya destek oldu, tanıklık yaptılar, kolladılar diye ama fazlaca birşey olmadı. biz üstünde durmuş olalım diye eşim ifadesini verdi. ne mekan sahibi, ne vale, ne yan masa kimse duyduğunu bildiğini anlatmadı. polis bile bize "kaskodan alacaksınız zaten, tutanağa gerek yok bence" dedi.
ne denilebilir ki bunun üzerine... olan olduğuyla kaldı, zarar verildiğiyle...
büyük geçmiş olsun. çok yoruma açık bir konu ama ben yorum yazmayacağım.
aklımıza bile gelmeyen şey başımıza geldi.