31 Aralık, 2012

yeni, yepyeni, gıcır 2013

bu yıl, benim kalbim 3 kişilik...
kendim için istediğim sağlık da, mutluluk da, huzur da, başarı ve keyif de; hepsi 3 kişilik...

hayattan "bir fazlası"nı dilediğim geçen yıl, bana meleğimi, oğlumu getiren meleklerime sonsuz teşekkür ediyorum ve bu yeni yıl da ona, bana ve babasına hep sağlık, huzur ve ağız tadı versinler diliyorum.


ve biz üçümüz de sizler için hep güzellikler diliyoruz.
içinizden geçenler, bekledikleriniz başınıza gelmese bile, diliyoruz ki başınıza gelen herşey, hep güzel olsun. hep mutlu olun :)

sevgiler çok...
iyi yıllar

29 Aralık, 2012

1 yaş kontrolü, doktor notları

1 yaş kontrolünden geldik. tahlil için kan verdik, sonuçları öbür cumartesi alacağız. boyumuz 75 cm, kilomuz 9600.
gelişimsel olarak tablo olması gerekenden iyi. doktorumuzun odasına yürüyerek girdik, ona sürpriz yaptık :) kan verirken de pek ağlamadık... 
doktorumuzun inek sütüne yaklaşımı; acele etmeyin yönünde. bebeklik çağındaki protein yüklemesi obezitenin temellerini desteklermiş, 18 aya kadar pek sıcak bakmıyor.
bal verebilirmişiz artık.
atopik dermatititimiz için, bunlar zaman zaman belirecek ama 3 yaşında tamamen kaybolacak, cildi nemli tutun yeter dedi. ilaçların çoğu kortizonlu olduğundan önermiyor.
kulağımızı, dilimizi, burnumuzu, elimizi, gözümüzü gösterdik doktorumuzdan bi alkış aldık :)
gece beslenmesini kendi bıraktı dedim, akıllı çocuk dedi :) yoksa benim bırakmam gerecekti artık zaten bu dönemde.
oyun grubumuz için "çok iyi" dedi, gelişmsel açıdan çok faydası varmış.
birşeyi ağlayarak istediğinde eğer bir kez hayır demişsek, istediği kadar ağlasın, istikrarlı olacakmışız. yani neye hayır dendiyse ona sonuna kadar hayır. ama mümkün olduğu kadar az "hayır" kullanmak için, hayır dememizi gerektirecek şeyleri ortadan kaldıracakmışız. ki hayır sayısı azalsın, çocuğu bunaltmasın.
 
odasını ayırıp, biz de kendi odamızda yatacağız. gece her uyandığında gidip sakinleştireceğiz, yeniden uyutacağız ve kendi yerimize geri döneceğiz.
çocuk bu dönemde ağlayıp anneye sığındığında, onu regüle etmek için meme yada emzik kullanmayacağız. sakinleşmesi için başka yollar bulacağız ve o bunlar sayesinde duygularını kontrol etmesini öğrenecek. kontrollü olarak sizden uzaklaşır, geri gelir; kendini emniyette hissetmeye başlar dedi.
şu ara yürüyor olduğu için konuşmak istememesi normalmiş; nöbetleşe gelişim böyle bişeymiş :) yürürken dil becerisini durdurması, yada tam tersi durum da mümkünmüş.
ayakkabı tercihi; tabanı çok sert olmayan, ortopedik yada anatomik olmayan, patik ayakkabıdan biraz daha sert tabanlı "ilk adım" ayakabıları.
evde mümkün olduğunca çıplak ayakla veya çorapla, dışarıda da bu tarz ayakkabılarla yürüyecekmiş. evde zaten hep çıplak ayak yürüyoruz :)
oyuncak tercihini sorduğumda ise, şimdiden sonra oyun kurun dedi. evcilik, arabacılık, doktorculuk, alışveriş oyunu vb.. gibi.
siz bir iş yaparken onu da dahil edin dedi. mesela çamaşır asıyorsanız, mandalı o uzatsın falan gibi... dahil olmak zihinsel gelişimi açısından faydalı olurmuş.
bizden bu kadar :)
herkese sevgiler...

27 Aralık, 2012

zencefil, bal, limon eşliğinde bir yazı

farkındayım, çok ara veriyorum.
verdiğim aralarda boş durduğum pek söylenemez, yine okuyorum, yine araştırıyorum, yine pek çok konuda içim içimi kemiriyor, bazen rahatlıyorum ama çokça aklım karışıyor.
eğer hayatınıza bir bebek girmişse, bundan sonra dengeleriniz hep onun üzerinden yürüyeceğinden ve kendileri sorumluluk listesinin en başına yükselmişken, üzgünüm ama içiniz hiçbir zaman eskisi kadar rahat olamayacak.
idealini büyütmek niyetinde değilim, kesinlikle öyle anlaşılmasın.
benim büyütmek istediğim çocuk; mutlu, huzurlu, dengeli, sağlıklı bir birey olsun, bu bana yetecek. çünkü bunlara sahip olan insan beraberinde pek çok şeyi daha yaşayabilir zaten, değil mi :)

yılbaşından sonra, bu kadar uzun aralar vermeyeceğim söz.
okuduğum, duyduğum, araştırdığım ve kafamı kurcalayan yada içimi rahatlatan herşeyi paylaşmaya devam edeceğim.
bu ara Jr. da ayaklandı, pıtı pıtı yürümekle koşmak arası birşeyler yapıyor...
ben hasta olacak gibiyim derken oldum bile. 
bahane değil tabii ama gene de epeyce vakit alıyor koşturmak ve hasta olmak.
başucumda yine her kış olduğu gibi; bal, zencefil, limon... şifa niyetine adaçayı... 
bal, zencefil, limon demişken; uzun süre dolapta saklayabileceğiniz ve acil durumlarda başucunuzda olabilecek bir zencefil şurubu tarifine burdan ulaşmanız mümkün. ben hemen bugünlerde hazırlayacağım, sizlerin de aklında olsun.

eskiler ne demiş; soğukalgınlığında, ilaçla 1 haftada, ilaçsız 7 günde iyileşirmiş insan :) ilaçsız devam etmek zorundayım, Jr.ın varlığından sebep.
şimdilik iyi gidiyoruz.
en çok sizlerle paylaşmayı özlüyoruz biz, kendinize iyi bakın.
kara kışa dikkat edin...
sevgiler :)

21 Aralık, 2012

iyi ki doğdun!

geçen yıl 22 aralık.. saat 11.40. senin dünyada ilk nefesin, ilk çığlığın... hala kulaklarımda. o dünyaya “merhaba” deyişin meğer ne büyülüymüş, ne tarifi imkansız bir duygu... hayattan “bir fazlasını” dilediğim o yıl, beni sana getirdikleri için,  meleklerime çok teşekkür ediyorum, binlerce kere şükrediyorum varlığına.
senin içimdeki varlığını öğrendiğim, kalbinin atışını kalbimde duyduğum gün, ben tamamlandım. sen doğdunda ise, biz bir “aile” olduk. şimdi artık; kalbimizden, dilimizden önce “sen” geçiyorsun.
seninle ben, babana bir kez daha aşık oldum.
3 kişi olmanın, 2 kişi olmaktan daha güzel olduğunu, daha keyifli olduğunu öğrendim senden...
sen benim ettiğim dua, duyduğum özlem, büyüttüğüm aşksın, binlerce kere “şükür”sün. sen büyülü, gülüşü dünyalara bedel, dokunduğunda içimi eritensin. baldan bir adamsın sen, miladım... büyürken büyütüyorsun beni.
o baldan yanağın dudağıma değeli bugün tam 1 yıl oldu, sen bu süreçte, dünya içinde kendi adına büyümekle kalmadın, kalbimde kendine açtığın yerde sürekli büyüyorsun. daha da büyüyeceksin. ilk gülüşün, ilk emeklemen, ilk dişin, ilk “mama”, ilk “baba”, ilk “anne”, ilk adımların... senin için herşey ilk olduğu kadar, benim için de ilk. sen benim “ilk” göz ağrımsın.
çok korkuyordum ben annelikten, anne olamamaktan, yanlış yapmaktan. hala korkuyorum, ama senin gülümsemeni, doğru attığın adımları görünce, anlıyorum ki birşeyler yolunda gidiyor. anlıyorum ki annelik tek başına yapılan bir iş değil, bunda senin katkın büyük. zaten sen olmasan ben anne olur muydum :) senin bana öğrettiklerini yıllar var öğrenmemişim ben daha önce. senden önce başkası için hiç bu kadar sabretmemiştim.. senin bana verdiğin en büyük hediye bu olsa gerek, sabır. sonra cesur olmayı ve seninle büyümeyi öğrendim senden. her akşam başımı yastığa koyup şükretmeyi, her sabah gülüşünle uykusuzluğumu unutmayı öğrendim... senden öğrendiklerimle güçlendim. çokça zaman, zamanı durduramamanın sıkıntısını yaşadım, çok hızlı büyüdün gözümün önünde, çok hızlı geçti bu bir yıl, doyamadım, pek çok şeyi fil hafızama kazıyamadım, geçiverdi. birşey anlamadan, doyamadan... ama geçerken en çok gülüşün dokundu bana, keyfin, tadın... varlığın :) 

sen geldin, ben doğdum. sen doğdun, ben anne oldum. birbirimize verdiklerimizle, aldıklarımızla bir ömrü büyütüyoruz aslında biz. o büyüttüğümüz ömür, sana hep arka çıksın benim canım oğlum. sevdiklerin hep yanında, hep bir adım mesafede olsun, sen bunu hep bil. için hep rahat, sağlıkla, mutlulukla, huzurla dolu, keyifli yılların olsun.
bu daha “bir”.
sen geçen yıldan bugüne çok mesafe katettin ve diliyorum ki her geçen yılın böyle dolu dolu olsun senin... mutlulukla dolu, sağlıkla dolu, başarılarla dolu...
iyi ki doğdun canım oğlum, bebekler anne ve babalarını seçerek gelirlermiş dünyaya, eğer öyleyse, iyi ki bizi seçtin...
1, sıfırdan
3 te 2 den güzelmiş :) ne mutlu senin bir yaşına, ne mutlu üçümüze :)
varlığınla anne olmanın mutlu gururunu bana yaşattığın için çok teşekkür ederim, seni çok seviyorum.

annen.


20 Aralık, 2012

1 yaşa 1 adım kala

fazla söze gerek yok, Jr yürüyor. o yürüyor, benim kalbim güm güm peşinden koşuyor. çok tatlı, çok paytak, yenesi ayaklar... adım atıyor. ipte cambaz gibi, korkusuzca, ileriye doğru :)

video

seni çok seviyorum. adımların seni hep iyilere götürsün küçük adam. hayatın tadını çıkar.