14 Şubat, 2013

seni seviyorum

bugün "aşk'ın günü"ymüş, öyle yazıyor heryerde... 
illaki bahane mi arıyor aşk kendisine "burdayım" demek için?
oysa hayat çok kısa... mutluluklarla, huzurla perçinlemeli anları sıkı sıkıya.


kısaca sana söylemek istediğim şu ki;

"sevgilim,
seni seviyorum.
aşk seninle güzel, hayat da öyle...
iyi ki varsın.
iyi ki benim sevgilim, iyi ki Jr.ın babasısın...
hep bizimle, hep sağlıkla, hep mutlulukla kal."

13 Şubat, 2013

oynasın da büyüsün demiştik, büyüyor

kasım ayının sonlarında oynasın da büyüsün diye yeazmıştım. neredeyse şubatı ortaladık ve oyun grubu ile hayatımıza pek çok olumlu gelişme ekledik.
birincisi Jr. çok sosyal, paylaşan ve mutlu bir bebek ve bu oyun grubu sayesinde bu zincir hiç kırılmadan böyle devam etti. eve gelen misafirlere oyuncaklarını paylaştırması, her onu kucağına almak isteyenin kucağına çıkmak için kollarını uzatması, yeni buna istekli olması... uzun uzun kendi kendine oynayabilmesi, sıkılmaması hep bu oyun grubu ile ilgili diye düşünüyorum. Jr. zihinsel ve fiziksel açıdan epeyce beslendi bu grupla sanırım ve de buna devam ediyor. oyun arkadaşlarımız için de aynı durumların geeçrli olduğunu düşünüyorum elbette.
inanılmaz bir şekilde birbirlerini tanıyorlar, iletişim kuruyorlar... tabii henüz paralel evrenlerde yaşadıklarından "birlikte oynama" gibi birşey sözkonusu değil ama beraberce iyi vakit geçirdikleri kesin. minik insanlar sanki koca adammışçasına anlaşıyorlar aralarında :)
bizler şanslıyız, birbirimizi bulabildik ve kreşlere para harcamadan kendi evlerimizde birbirimizi misafir ederek, oyun grubumuzu bugüne kadar getirebildik. darısı diğerlerinin başına ve tabii elbette bizi biraraya getirdiği için "teşekkürler sosyal medya" :)
bugün, bizim evde buluşuyoruz biz miniklerle, size de son buluşmamızdan birkaç fotoğraf ekleyip hazırlanmak için kaçıyorum şimdi.



sevgiler herkese.

12 Şubat, 2013

kitap kurdu bebekler için


pearson yayıncılık'tan aldığımız bebek dokun hisset serisi kitapları Jr. ın elinden düşmüyor.
bunun dışında müzikli birkaç kitap ve neşeli saklambaç serisine ait bir kitap da hep elimizin altında.

remzi kitabevi'nden çıkan ilk 100 sözcük de epeyce ilgi alanımız içinde.

benim Jr.ı kucağıma alıp da okumak için seçtiğim klasik masallardan oluşan birkaç kitap da uyku öncesi arkadaşlarımız. parmak çocuk, külkedisi, kırmızı başlıklı kız gibi...

bunlar dışında 9 minik kitaptan oluşan ilk kitap seti ve minik kitaplar dizisi falan hep elimizin altında...

uzun zaman önce araştırmıştım, kendimce bilgi birikimimi yapıp Jr. için faydalı olacak türden kitapları seçmiştim tabii ama Jr. 1 yaşını devirdiğinden kitaplarımıza yenilerini ekleme zamanı gelince, datayı bir güncelleyeyim dedim ve bakın nelerle karşılaştım.

yazılarını, paylaşımlarını severek takip ettiğim Bir Dolap Kitap, araştırıp öğrendiklerine göre bebeklere kitap okumanın püf noktalarını şöyle derlemiş;


  1. Çocuğunuzun sakin olduğu bir zaman dilimini, örneğin uyku sonrası, karnının tok olduğu bir zamanı seçin.
  2. İyi ışık alan, sessiz ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer seçin.
  3. Kısa bir kitap seçin.
  4. Ufaklığı, kitabı rahatça görebileceği biçimde, kucağınıza alın.
  5. Kitabı bebeğin takip edebileceği bir tempoda okuyun.
  6. Çocuğunuz henüz konuşamıyorsa bile soru sorun. Nerede? Bu ne? Konuşuyorsa, yanıt vermesini bekleyin.
  7. Resimlerdeki ayrıntıları gösterin. Nesnelerin isimlerini tekrarlayın. Resimler hakkında konuşun. Neler olduğunu anlatın.
  8. Her defasında bir veya iki sayfa okuyun. Sayfa sayısını yavaş yavaş arttırın.
  9. Sözcükleri şarkı söyler gibi okuyun. İşin içine melodi ve çocuğunuzun adının da olduğu kafiyeler katın.
  10. Okumaya onun da katılması için çocuğunuzu teşvik edin. Örneğin hayvan seslerini birlikte çıkarın. Ya da tekrar bölümlerini birlikte tekrarlayın
  11. Çocuğunuz, o sırada okuduğunuz sayfaya ilgi duyduğu sürece, o sayfada kalmaya devam edin.
  12. 12.  Bebeğin kitaba dokunmasına, fiziksel olarak temas kurmasına (ellemesine, tutmasına, çiğnemesine…) izin verin.
  13. Sayfaları çocuğunuzun çevirmesine izin verin.
  14. Bebek mızmızlanmaya, kıpırdanmaya başlarsa, sesinizi biraz yükselterek ve komikleştirerek okumayı deneyin.
  15. Bebek ilgisini tamamen yitirdiyse okumayı bırakın.
bizim gibi ufaklıklara kitap seçerken dikkat edilecekleri ise yine şöyle özetlemiş Bir Dolap Kitap;

0-3 yaş çocuğu, dokunarak ve dinleyerek öğrenir. Konuşmayı öğrenmesine yardımcı olmak ve dil becerilerini geliştirmek için ona kitap okuyun.
  • Tanıdık nesnelerin olduğu,
  • Parlak renkli,
  • Kısa ama ahenkli cümlelerden oluşan,
  • Az kelimeli ve bu kelimelere ait resimleri olan
  • Bol resimli,
  • Uzun süre elinde kalacağı için kaliteli malzemeden yapılmış, kolay yıpranmayacak,
  • Ellerinin boyutuna uygun kitaplar…
bu bilgiler ışığında araştırmaya koyuldum ve ilk karşıma çıkan Pisi Kedi serisi ile tam iştahım kabarmışken, hiçbiryerde satışının olmadığını ve tükendiğini görerek çok üzüldüm. belki bu yazım aracılığıyla sesim duyulur da bir yerlerde bu kitap serisinin hala bulunabildiğini yazar bana birileri.
nasıl mutlu olurum o zaman, anlatamam...

biz harıl harıl araştırmalarımıza devam ederken, size ve sevdiklerinize musmutlu, güneşli günler diliyoruz.
sevgiler :)





11 Şubat, 2013

uzuun aradan sonra

neredeyse 1 ay olacak buraya dokunmayalı.
vakit olmuyor.
değil blog yazmaya, duşa girmeye, çayı sıcak içmeye, kitap okumaya, nefes almaya vakit olmuyor gerçekten. bir tuhaf durum içindeyim.

hem "Jr. çok hızlı büyüyor, zaman dursun biraz" diye hayıflanıyorum. hem de "çabucak geçsin zaman, konuşmayı öğrensin, kendini ifade edebilsin" diye bekliyorum. bu ne yaman çelişki anne dediğinizi de duyuyorum :)


yazamadım çünkü, Jr. yürümeyi öğreneli işimiz biraz daha zorlaştı ama bir o kadar renklendi. şimdilerde bacak kadar boyuyla evde dolaşan minik adam, birşeylere itiraz etmenin, elde edemezse anne ve babayı azarlayıp, boyu kadar minik adımlarıyla afra tafra ile ilerlemenin peşinde.
buna "terrible two" diyorlarmış. biz yeni tanışacağız. bakalım tanışıp da boyumuzun ölçüsünü mü alacağız yoksa başetmeyi mi öğreneceğiz, şimdilik pek birşey bilmiyoruz.
zira itirazların ve elde etmeye çalışıp edemediklerinin yarattığı sinirle, konuşmayı bilememek çakışınca Jr. bir başka moda girip sürükleniyor. sabahtan duruma iyi başlayan ben, akşam saatlerinde yorgunluk alıp başını gidince sinirleniyorum. ben sinirlenince Jr. raydan çıkıyor. kontrolü babamız ele almaya çalışıyor, o da bana fren vermeye çalışırken ortalık iyice karışıyor ve işler arap saçına dönüyor.
eğer kendisine "hayır" demelik bir durum yoksa, küçük adam rahat. bu sebeple "hayır" denecek durumları birer birer ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. eh kaldıramadıklarımız oluyor; ocaklı fırın gibi. işin orasında disiplin harekete geçiyor ve "bak evladım, yetişkin olanlar bizleriz ve bu evde bizim kurallarımız çalışır" diyoruz demesine de kendi kurallarına göre oynamak isteyen Jr. bu durumu hemen kabullenecek gibi görünmüyor. şansını denedikçe deniyor, sınırı zorladıkça zorluyor.

işte kendi gözlemlerime dayalı olarak; "terrible two"nun temeli;


bebek, sınırlarını arıyor. şansını zorluyor sürekli.
ve nereye kadar hareket edebileceğini öğreniyor.
"nereye kadar, ne yapabilirim"i sorguluyor.
bu süreçte, biz kendisine "ne kadar çok alan" yaratıp, ne kadar az "hayır" dersek, o kadar mutlu bir çocuk oluyor. çünkü sınırları geniş tutulan çocuk, stresi az, keyfi yerinde ve özgürlük tasasına düşmeden kendini keşfe, maceraya veriyor ve sürekli yeni birşeyler öğreniyor, sorguluyor, kaydediyor, yaratıcılığına fırsat tanıyor.

sanırım 14 ay itibariyle, sabah yerde sırtüstü yatmış tepinen Jr.ı, bir sokak ortasında aynı hareketi yaparken tasvir etmek beni biraz strese soktu ki hemen kitaplarımı aldım, başucuma koydum ve bugünlerde bu işe biraz daha fazla kafa yormaya karar verdim. zira, az buçuk doğru bir yol tayin edebilirsem daha az yorulurum, daha az yorulunca daha az sinirlenirim, ben daha az sinirlenince Jr. da pamuk gibi olur :)
bence öyle...
sizce?

okudukça notlarımı alıp size aktaracağım, takipte kalın bence :)
sevgiler.