26 Mart, 2013

bir başarı hikayesi; emziğe veda

herşey 18 Mart pazartesi sabahı, Jr.ın nezle dolayısı ile "burnumu mu çeksem, emziği mi emsem" konulu egzersizi esnasında uyuyamaması ile başladı. emziğini aldım ağzından ve çekmeceye koydum. kararımı vermiştim, emzikle vedalaşacaktık biz artık. zaten oral dönemin sonuna geliyorduk ve ben Jr.daki işaretleri okuyabiliyordum. sonuç; uyku için biraz mızırdadı ama baktı ki zaten burun musluk gibi; haliyle uyumayı tercih etti.
günün ikinci uykusunda da karşılaşmadı emzikle, az biraz mızırdanma ve sonrası uyku. derken günün en zor olabileceğini düşündüğüm kısmı geldi, gece uykusu. ama işte, bizim ufaklık bana gene ters köşe yaptırdı ve gece hiç de umduğum kadar zor geçmedi. sanırım biz bu vedayı başarmıştık. ikinci gün de aynı doz mızırdanmalarla geçildi uykulara ve üçüncü güne geldiğimizde, ben artık, ne olursa olsun o emziklerin çekmeceden çıkmayacağını biliyordum. öyle de oldu. bugün 9. gün ve o çekmece hiç açılmadı daha. Jr. ve ben bir işbirliğini daha mutlu, mesut hallettik. teşekkürler sana küçük oğlum benim, büyük aşkım :)

size emzik hikayemizi anlatırken, bu konunun hayatımızda daha önce nasıl bir yer kapladığını da vurgulamak isterim. elbette ki emzik, bizim için olmazsa olmaz değildi. sadece ama sadece uyku ve yolculuk anı ile ilişkiliydi. gün içinde hiçbir ağlama, mızırdanma veya yüksek volüme ile ilişkilendirilmedi. az önce emziği bir günde nasıl bıraktığımızı anlatırken, sözetmeyi unuttuğum bu arabada uslu dursun diye başvurduğum bir yöntem kısmı, bırakırken de beni düşündürmedi değil aslında ama bu sınavı da geçtiğimiz cumartesi ve pazar seyahatleri ile, nasıl da başarıyla atlatabildiğimizi görmüş olduk. 
evet diyordum ki, bu konu sadece uyku ve yolculuk ile ilişkiliydi. öyle ki benim küçük oğlum, kucağımda uyku rutinine başlarken, şifonyerin üzerine uzanır, emziğini alırdı. uyku bitip uyanınca da yine kucağıma çıkar, şifonyerin üzerine bırakırdı uyku arkadaşını. arabaya da biner binmez çıkardığı sesten anlardım hemen emzik istediğini. yolculuk bitip de gelip, onun kapısını açtığımda hemen emziklerini tutuştururdu elime, "madem yolculuk bitti, al bunları" der gibi.

peki taaa en başından; neden emzik verdik biz? 
bebekler emme güdüsü ile doğuyorlar ve bunun tatmini şart. emzik verilmeyen bebek ya anne memesiyle ya da parmağıyla bu tatmini yaratıyor. o sebepten bir dönem emzik kullanmak gererk bana kalırsa. 15 ay süresince emzik kullanmanın başka artıları da vardı tabii. bir kere; anne memesinde uyumanın önüne geçiyorduk ki bu bir kolaylıktı bizim için. memeyle işi biten Jr. emziğini takıp uykuya dalıyordu. yatağına bıraktığım birkaç emzik sayesinde, gece birini düşürünce diğerini bulup takıyor ve uykusuna devam ediyordu çoğu zaman ama işte artık oral dönemi noktalamaya yaklaştığımız şu günlerde, emzikle vedanın güzel sonuçlarını da yazalıml;

1. uyku süremiz uzadı. öyle ki gecede 4-5 saate kadar uyuyabiliyor artık Jr. gece beslenmesini bırakalı çok olmuştu tabii ama gene de sonradan öğrendiğim birşey; emzik karın acıktırıyormuş. belki de ondan sürekli uykumuz bölünüyordu bizim. orası karışık :)
2. sürekli, "yanımıza emzik aldık mı, düştü mü, kirlendi mi, eskidi değiştirelim mi" dertlerinden topluca kurtulduk.
3. böyle daha yakışıklı olduk :)

yani sadece ilişkilendirdiği şeyler vardı ve nihayet sorunsuzca atlattık biz bu süreci. kolay oldu. size de kolaylık olur umarım. bizim hikayemiz bu :)
aferin sana Jr. seninle ne kadar gurur duysam az biliyor musun :) seni çok seviyorum ben.

14 Mart, 2013

bebekler herşeyin en doğrusunu bilir

bugüne geldik, daha bir kez olsun Jr.ın herhangi bir işine burnumu sokmadım, sokamadım ben. sebebi gayet açık ve net bir şekilde söylüyor zaten kuzu; "ben zamanı gelince yaparım, sen merak etme" mesajı ile üstüne basa basa, altını çize çize, gözümüze baka baka büyüypüp gidiyor işte. bu büyüyüp gitme konusu beni çok üzüyor. ona yetişemiyorum, yetemiyorum, göremiyorum, görsem de doymuyorum dediğim anları toplayıp durmaktan yoruldum çok. daha yavaş büyüsene kuzucuk, ne acelen var? neyse, bu başlıbaşına bir konu, biz meseleye geri dönelim... 
evet, bebekler bilinçli... size düşen işaretleri okumak, onun dilini anlamak. aslında bugüne kadar ona uykuyu, yemeği asla ben programlamadım. o zaten uykusunun geldiğini, acıktığını falan söylüyor. ne kadar uyku uyuyacağına, ne kadar yiyeceğine, ne kadar oynayacağına, ne oynayacağına karar veriyor. yani sizin onunla oturup da bul - tak oynamanıza da gerek kalmıyor. "o sizden yardım istemedikçe oyunlarına bulaşmayın" diyor zaten benim acil durumda başvurduğum, benim için en önemli kaynak olan Tracy Hogg kitaplarında.
şöyle ki; ilk aylarda 2 saat süreyle uyanık kalamayan bizim Jr. zaman içinde gündüz uykularını bu sürelerden günde 3e, 2ye falan kendi programlayıp düşürdü. kaçlarda uyuyup uyanacağına kendisi karar verdi. ben sadece işaretlerini okuyup ona yardım ettim. evet sadece yardım ettim, çünkü bebekler sadece yardım istiyorlar bizden, gerisi onların bileceği iş. ve ben 15 aylık taze bir anne olarak, bebeklerin herşeyi çok iyi bildiğini iddia ediyorum. bir aşama da yemek konusunda oldu. kaldı ki ek gıdaya geçtiğimizde bir sürü soru uçuşuyordu kafamda; "ne zaman ne yedireceğim, ne zaman emzireceğim? neyle doyması gerek, ne kadar yemesi gerek?" çok şükür ki, benim ufaklığım bunu da çözdü. ne zaman, ne kadar yiyeceğine ve ne zaman anne sütü alacağına karar vererek bana yardımcı oldu. bana düşen de ona güzel yemekler hazırlamak oldu :) benzer şekilde gece beslenmesine, hem kademeli olarak hem de kendisi veda etti.
açıkçası ben şanslı değilim, bütün bebekler bu kodlarla doğuyor eminim. zamanı gelince gündüz uykusunu 1e düşürecek, emziği bırakacak, tuvalet alışkanlığı edinecek... benim için önemli olan bunların farkında olup, bebeğimi izlemek, ondan gelen işaretleri dinlemek. kalanı onun halledebileceğini ben artık biliyorum. zaten çok önemli bir nokta da var; eğer bebeğin bioritmine uygun hareket etmez ve kendi yaşamınıza göre bir saat kurup uygulamaya çalışırsanız, bu ters tepebiliyor. itirazlar ve mutsuzluklar ve de en kötüsü anne - bebek arasındaki güven ilişkisi zarar görebiliyor. okuduğum yayınlar böyle söylüyor. ben de söz dinliyorum.

anneler, babalar; size nacizane tavsiyem, bebeğinize güvenin, ona güvendiğinizi hissettirin ve işaretleri doğru okuyun. sizin yapmanız gereken sadece ve sadece bu. inanın bana, o size; ne zaman uyuyacağını, ne zaman, ne kadar yiyeceğini, oyun mu, masal mı istediğini, herşeyi ama herşeyi söyleyecektir. en azından bizde durum bu :)
sevgiyle kalın...

11 Mart, 2013

ben karabatak, Jr. siyam

merhaba,
bir görünüp bir kayboluyorum. 
bilgisayarımı açamıyorum. telefonum bir süre serviste kaldı, elim pek birşeye gitmedi bu ara.
zaten yorgunluk tavan yapmış durumda. herşeye rağmen gülen bir çift göz, beni sıklıkla silkelenip kendime getirmeye yardımcı :) tarifi imkansız mutluluğum, benim küçük oğlum hızla büyümekte.
14.5 ay devirdik biz beraber. 
taklit yeteneğimiz had safhada.
internet üzerinde bazı bloglarda rastldığımız aktiviteleri hayatımıza soktuk son günlerde. boya kalemleri,  masa, sandalye, ince motor beceri oyunları vesaire... hepsi hakkında uzunca yazacağım. kafamda ve satırlarda bir toparlamam lazım.
şimdi öyle bir dönemdeyiz ki, Jr. boynumda asılı sanki. hep sarılmaca, kucaklanmaca, öpmece, dokunmaca, gözden kaybolunca ağlamaca, ortalığı yıkmaca. "anne duşa, tuvalete bile gitme olur mu?"... ama nasıl oluyor da bu velet, hep bir "poffff, çook yorgunum" anından "allahım bu kanatsız melek benim mi?, şunun tatlılığına bak, doyamıyorummm ki sana" moduna çeviriyor beni. bana, yorgunluğumu hafifleten bu endorfini salgılattığın için sağol :D o da olmasa bu günler gerçekten zor geçiyor günler çünkü.

bir güven konusu hakim şu ara gündemimizde, Jr. beni görüntü penceresinden çıkarmaya tahammül edemiyor. üzerine su çiçeği aşımızın etkileri devam etmekte. üzerine çok tatlı bir sos olaraktan ilave, köpek dişlerimiz yolda. biri çıksa bari bu arada, ucu bile görünmedi daha.
farkettiğiniz üzere, anneliğin o delilikle olan tehlikeli sınırlarında dolaşmaktayım. bir görünüp bir kaybolmalarım bundan. hepinizi çok özledim. şu sıkıntılı dönem oğlumun peşini bırakır bırakmaz burdayım. sevgiyle kalın.