02 Ekim, 2013

iki yaş sendromsuz olmaz


bu aralar Jr.la bizi birbirimize bağlayan büyük aşk, en hırçın günlerini yaşıyor.
nedir, nedendir merak eden olursa diye, baby center web sayfasında; hakkımızda, daha doğrusu 2 yaş sendromu hakkında, başlangıç olarak böyle yazmış. son günlerde okuduğum pek çok deneyimli anne bloguna bakılırsa, bu konu aslında, epeyce zaman alacak gibi görünüyor. neticede ben de yolunu gözlediğimiz diğer bebeyi de düşünerek; bu konuyu olumlu sonuçlandırabilmek adına etraflıca araştırmalar içindeyim. "2 yaş sendromuna dalan oğluma nasıl davranmalıyım?", "duygularını; vurmak, kırmak, bağırmak ve dökmek ile neticelendirebilmeyi adet edinmeden, hislerine nasıl tercüman olabilir ve bunu ona nasıl yansıtabilirim?" konulu çalışmalarım tam gaz devam etmekte.


bu ayki Parents dergisinde okuduğum bir makale aşağı yukarı şöyle diyor;


"çocuklar bu dönemde duygularını ifade edecek sözcükleri seçmekte zorlanır. örneğin kızgın olan çocuğunuz, kızgın olduğunu; vurarak, kırarak anlatmayı tercih edebilir. zaten kısıtlı olan kelime haznesini kullanmak yerine, daha basitçe; bağırmak, kırmak, dökmek, tekmelemek, ısırmak isteyebilir.
çözüm önerisi ise, böyle bir durumda çocuğunuza onu anladığınızı ifade edin. bir nevi, hislerine tercüman olun. şöyle bir cümle kurmak mümkün; "bu kurabiyeleri istediğini biliyorum. almadığım için bana kızgınsın." buradaki "kızgınsın" kelimesini özellikle söylüyoruz ki; ufaklık, hislerine karşılık gelen kelimenin bu olduğunu bilebilsin.
onu anladığımızı ifade etmeye bir örnek daha vermek gerekirse, "kamyonunu sana sormadan aldığı için A'ya kızgınsın, seni çok iyi anlıyorum. kızgın olduğunu ona söyler misin? bu seni iyi hissettirecek, daha sonra kamyonunu ondan geri isteyebiliriz" kapsamlı cümlesinde, hem hislerine tercüman oluyor, hem de ona yol göstermiş oluyor hem de duygusunun kelime karşığılığını öğretmiş oluyoruz."



takipçisi olduğum dergi bunu tam da bizim Jr.ın hassas 2 yaş sendromuna denk gelen zamanda yazmış, henüz bir derdimize çare olmasa da bunu hafızamıza bir güzel kaydedelim diye buraya da yazmayı uygun gördüm, neticede bu durumla daha sonra yeniden karşılaşacağız.

aslında okuduğum pek çok kitap ve özellikle Dr. Harvey Karp, Mahallenin En Mutlu Yumurcağı'nda bundan sık sık söz eder. not düşmekte fayda var;


* Engelleme stratejileri: (Çocuğunuza) … gün içinde bol bol zaman ayırın, onu açık havaya çıkarın, iyi uyumasını ve beslenmesini sağlayın, övün, …, onunla sabır ve güven egzersizleri yapın. Her gün onu neler beklediğini çocuğunuza önceden anlatın ve bunlarla ilgili tutarlı kurallar koyun.
* Kontrol altına alma stratejileri: Eğer çocuğunuzun sinirlendiğini fark ederseniz, büyük ölçekli bir huysuzluk nöbeti yaşamasını önlemek için, Fast-Food Kuralını ve Yumurcak-ça’yı kullanarak duygularını dillendirmeye başlayın. (Bunların ne olduğu kitapta anlatılıyor)
* Çocuğunuzu telkin etmeyi ve onun dikkatini dağıtmayı tamamen sakinleştikten sonraya bırakın. Çocuğunuz eski haline döndükten sonra sıra size gelmiş demektir. İki tarafın da kazanacağı bir çözün bulmaya çalışın: “Kurabiye mi istiyorsun? Hadi yemekten sonra yemek için iki kurabiye alalım” deyin.
* Hiçbir şey işe yaramadığında: Eğer görmezden gelmek işe yaramıyorsa, çocuğunuz yıkıcı ve agresif hale geldiyse, kontrolü ele almanız gerekiyor demektir. Ona arkadan sarılıp (kollarını sabitleyerek), kulağına her şeyin yoluna gireceğini ve onu sevdiğinizi fısıldayabilirsiniz. Eğer hala direniyorsa mola vakti gelmiş demektir.
* Sokakta yaşanan huysuzluk nöbetleri daha da zordur, çünkü yabancıların yanında meydana gelirler. … Süpermarkette ya da sokakta bu tip olaylar yaşamamanın anahtarı önceden plan yapmaktır. Eğer mümkünse uyku ve yemek saatlerini atlamayacak şekilde dışarı çıkın. Gezilerinizin kısa ve planlı olmasına özen gösterin. Bir kerede en fazla bir-iki iş yapın. … Çocuğunuzla beraber dışarı çıktığınızda yanınızda daima atıştıracak bir şeyler olmasına ve onu oyalayacak yapıştırma, boya, kağıt-kalem olmasına özen gösterin.
neticede, şu günlerde 21. ayını noktalayan Jr. da kendini ifade etmek için uygun kelimeyi seçmek yerine, öfke krizine girmeyi bir çıkar yol olarak görüyor. bu noktada benim göstereceğim sabır çok önemliymiş aslında.




çünkü eğer sinirlenirsem, bizim ufaklık, sinirlenmenin kabul edilebilir olduğunu düşünürmüş.
nitekim sevgili anneler, babalar; annelik zor zanaat. her daim sakin kalacaksın, üstesinden geleceksin, terrible two'ymuş, ergenlikmiş vesaire vız gelip tırıs geçecek... sen de, ömrün vefa eder de uzuun yılların sonunu görebilirsen, emeklerinin karşılığını hayatın içinde göreceksin. kolay değil, çocuk büyütmek... hayata yatırım yapmak...
hepimize kolay gelsin :)