28 Kasım, 2013

içim, dışım, sağım, solum sendrom...


Jr. büyüyor, 2 yaş sendromlarına sarıyor falan derken, benim minik kızım da bu arada 29. haftasını doldurup 1250 gram ağırlığında tam bir minik prenses oldu son günlerde :)
bu  süreçte benim cephemde neler oluyor, biraz bahsedeyim istiyorum...
Jr.ın kreşe alışma dönemi aşağı yukarı sonlandı sayılır. sayılır diyorum çünkü, geçtiğimiz salı akşamı, araba babamızda olduğundan, oğlumu okuldan servisle göndermelrini rica etmiştim. o gelene kadar yüreğim ağzımda bekledim. ağlayacağını biliyordum, nitekim öyle de olmuş :/ ondan sonraki 2 gün boyunca, sabah vedalaşmalarımız yeniden sıkıntılı bir hal almaya başladı. gerçi taviz vermemeye devam, vedalaşıp ayrılıyorum yanından... sonrası benim vicdanımla kendi aramda :S

bütün bunlar olurken, Jr.ın boyundan büyük itirazları, "değil"leri, "yok"ları hayatımızı doldurmuş durumda... sakin kalmayı deniyorum, içimden 10a kadar, olmadı 100e kadar falan sayıyorum... ama bir yerden sonra hep bozuşuyoruz. çok üzülüyorum, biz böyle mi olacaktık yani birgün? ben bağıran bir anne olmamak için o kadar uğraşıyordum halbuki... benim melek oğlum, 2 yaş sendromuna fena halde dalmış ve bazı durumlarda yaşadığı sinir harbi neticesinde tepinmeye geçince, her defasında kendimi ona bağırırken buluyorum ama bu yaşanmasın istiyorum... bildiğim tüm doğruları hayata geçirebilmek, sakin kalabilmek, kitaplardaki gibi olabilmek istiyorum... aslında bunu yapıyordum ben yapabiliyordum yani ama bir yerden sonrası çok zor :/ neyse ki günün büyük kısmı kreşte... diğer kısmında da beni frenleyebilen bir babamız var... yoksa bu hamilelik, yorgunluk, hormonsal mevzular eşliğinde dağılıp gideceğim. bu içinde bulunduğum durumu yaşayanlarınız bilir, yaşamayanlarınız henüz anlamaz ama belki ileriye dönük bir anekdot olarak beyin kıvrımlarınıza yerleşir... ben biliyorum aslında, 2 bebekle hayat muhteşem olacak... oğlum süper bir abi, kızım süper bir kız kardeş olacak... birbirlerine çok iyi gelecekler... beni yoran sadece bu hamilelik faslı sanırım... yatsam yatamıyorum, kalksam kalkamıyorum bir haldeyim... iyi ve güzel şeylere inanmak ve orda kalmak istiyorum... ruhumu saran karmanın bana hep iyi şeyler fısıldamasına ihtiyacım var. zor değil desin bana içimden bir ses...
neyse ki, şükür diyorum herşeyi mutlu sona bağlarken... bunlar geçecek... hamilelik faslı hayatımızdan geçip gittiğinde, 2Nr. hayatımıza girdiğinde, Jr. ve ben yeniden musmutlu olacağız :) ben frenlerimi daha çok kullanacağım, söz veriyorum kendime... 

video


size minik kızımın, minik bir videosu eşliğinde veda ederken, içini dökmüş ve rahatlamış bir anne olarak huzurlarınızdan ayrılıyorum :) biraz dökülmek, herkese iyi gelir neticede değil mi? 
beni dinlediğiniz için teşekkürler, sevgiler :))

12 Kasım, 2013

mmm... inişlerim çıkışlarım...


Jr. yuvaya başlayalı 12 gün oldu. bu hafta başı itibariyle 3. haftamıza start verdik.

arada neler oldu, neler olmadı, neler istediğimiz gibi gidiyor, hangileri gitmiyor biraz söz etmek istedim.

öncelikle, Jr. okulda kahvaltı yapmıyor. zamanının, pardon aslında keyfinin, gelmesini bekliyoruz :) sanırım, sabahları ben onu okula bırakırken çok sinirli olduğu için bunu reddediyor... şimdilik bu konu hakkında teklif var, ısrar yok durumundayız. önemli olan keyifli olması. ki bu da gün içinde barışçıl ortam yakalanınca mümkün oluyor gözlemlediğim kadarıyla...
ikincisi, sabahları çok gergin başlasak da öğlen olup da ben okula, onu almaya gittiğimde, genelde sular durulmuş oluyor. bu keyfi öğretmenimize, okul müdürümüze ve diğer personlee borçluyuz tabii :) benim minik ergenimle, birebir ilgileniyorlar ve uyum sürecinde ona her türlü kolaylığı sağlıyorlar. tabii ki disiplini elden bırakmamak koşuluyla...

boyamalar, törenler, faaliyetler onu çok eğlendiriyor ve yoruyor olmalı ki, öğlenleri aç bir kurt gibi yemeklerini yemiş oluyor. karın tokluğunun ve artık anneyi özlemiş olmanın verdiği hissiyatla, beni kapıda görür görmez koşup boynuma sarılıyor ve eve gelip öğlen uykusuna yatıyoruz.

yani yatıyorduk... düne kadar... bugünden itibaren okulda uyku denemelerine de başlıyoruz ve Jr.ın yuva saatlerini kademe kademe arttırıyoruz. bu haftanın sonu ve sonraki haftanın başı itibariyle, önümüzdeki günlerde abi olmaya hazırlanan Jr. tam zamanlı bir kreş öğrencisi olacak. konu hakkında gelişmleri de size, biz bu süreci yaşamaya başladığımızda anlatacağım.


   şimdilik sevgiyle kalın :)







04 Kasım, 2013

artık okullu olduk

Jr. geçtiğimiz ayın 22sinde 22 aylık oldu ve 28inde de yarım gün gidip gelmek koşuluyla yuvaya başladı. tabii ki bu durum, yeni gelen kardeşe psikolojik olarak hazırlanmanın bir evresi... yoksa normal şartlar altında 24 ayı doldurmadan onu yuvaya göndermezdim. neyse ki, şartların bizi getirdiği bu noktada, Jr. ve ben bu süreci zorlanmadan atlatıyoruz şimdilik.
bu aşamaya nasıl geldik, size biraz ondan söz etmek istiyorum.
uzun zamandır buraya iki kelime de olsa yazamadığım için beni mazur görün, karnımdaki 2Nr. tam 6 aylık oldu ve Jr.ın "terrible two" süreci de bizi biraz zorluyor. oysa sürekli fırsat gözledim. kısmet bugüneymiş :) elbette şu saatler benim minik oğlumun yuvada olduğu saatler ve ben o sebeple size bu satırları yazabiliyorum. yoksa bu ara hayat beni gerçekten zorluyor...

gelelim sadede;

Jr. yuvaya başlamadan önce; tüm tatillerimizi yaptık, evden ayrı ve düzen dışında gerçekleşebilecek tüm durumları gerçekleştirdik ve kışı evimizde karşılamaya hazır hale geldik. neticede bu noktadan sonra onun düzenini bozacak herhangi bir yatılı gezi, durum değişikliği vesaire olmasın diye biraz özen gösterdik. yuvaya başlayacağı günlerde hayatında önemli değişiklikler olmamasına dikkat ettik ve ortada hastalık falan yokken start aldık. start almadan önceki 2 ay boyunca bazen haftada, bazen de 10 günde bir olacak şekilde yuvayı ziyaret ettik. öğretmenimizle birlikte vakit geçirmeye çalıştık. bu aşama önemliydi, çünkü Jr. tam anlamıyla yuvaya kayıtlandığında, en azından öğretmenine aşina olduğu için bir kolay adım daha atmış olduk.

bir başka önemli mesele de, oğlumun öğünlerini ve uyuma saatlerini, 2 ay öncesinden başlayarak yuva düzenine uydurdum. bu ön hazırlık sayesinde de, oğlum yuvada, zamanından önce acıkmıyor, ilgisiz saatlerde uykusu gelip arıza çıkarmıyor. bu da bizim için kolaylık sağlayan başka bir hazırlık aşaması.
en etkili aşama da, sanırım bu konu hakkında onunla sürekli konuşmak oldu. zamanı gelip de yuvanın kapısını çaldığımızda Jr. soğuk duş alıyormuş gibi davranmadı. devam eden bu süreçte de, sürekli yuva hakkında olumlu konuşarak durumu pekiştiriyoruz. Jr.ın orda ne kadar mutlu olduğundan, öğretmenini ve arkadaşlarını ne kadar sevdiğinden, orda ne kadar eğlendiğinden ve oranın Jr.a çok iyi geldiğinden söz ederek sanırım onun için iyi şeyler yapıyoruz...


özetle, geçen hafta; 28 ve 30 ekimde ben Jr. ile birlikteydim. her ağlamasında yanındaydım, ona sarıldım. orda olduğumu gösterdim. ilk gün neredeyse 4 saat içinde 4-5 kez yanıma gelen veletyus, ikinci gün sadece 11:15te, o da; karnı acıkıp, uykusu geldiğinden mızırdanınca yanında oldum. aslında "anne" diye ağlamadı ama yine de yatıştırma görevimi usulunce yapmaya çalıştım :)
31 Ekim ve 1 Kasımda ise, küçük oğlumu yuvaya bırakıp, onunla vedalaşıp, güzelce oynamasını, öğretmenini dinlemesini ve benim, onu öğle yemeğinden sonra gelip alacağımı söylerek yanından ayrıldım. ona söz verdiğim şekilde de gidip öğle yemeklerinden sonra onu aldım. sıkıntı yaşamadık, ağlamadı. beni görünce sevinse de yuvadan da pek ayrılmak istemedi. neticede, haftasonu ona uzun gelmiş olmalı ki, bu sabah uyanınca, giyindikten hemen sonra "okula gitcem" diyerek kapıya doğru ilerledi :) sanırım doğru yoldayız...
netice itibariyle biz artık okullu olduk... yıldızlar topluyoruz, her sabah Atatürk'e "günaydın" demeye okula gidiyoruz. orda arkadaşlarımızla ve oyuncaklarla oynuyor, yemeğimizi yiyor ve anneyi bekliyoruz. öğretmenimizi çok seviyor, ona güveniyoruz :)
bu yazıda eklediğim hazırlık aşamaları umarım bizimle aynı yola çıkanlarınyada yuvaya başlayacak olanların da işine yarar.
bizden size sevgiler çok :)