31 Aralık, 2013

yine yeni bir yıl...


hoşgeldin 2014... 

bize getirdiğin şeyler; lütfen acı, keder barındırmasın... başucumuzda sağlık, bizden hiç ayrılmasın... yanında bol kahkaha, mutluluk, neşe de bonus olsun lütfen...
senden hep iyi ve güzel şeyler bekliyoruz biz. bunu bil lütfen.
öncelikle hepimiz için sağlıkla dolu yeni bir yıl olmanı diliyorum ardından da Jr.a yeni, güzel, gıcır bir yeni yaş... minik kızıma kavuşabilmem için sağlıklı, sıhhatli, kolay bir doğum... babamıza yeni işinde bol başarı, keyif ve kazanç... kendime de tüm bunlardan keyif alabildiğim bol gülümsemeli, az yorulmalı bir yeni yıl diliyorum...



zamana karşı duramadığımızın göstergesi iki can parçasıyla beraber, geleceğe hep umutla bakabilmek, yarınlardan endişelenmemek, onlar için hayat hep aydınlık olsun istiyorum...
evet 2014, görev ağır... sorumluluk fazla... bunları bilerek gel lütfen :)
biz hazırız...
herkese sevgiler ve de iyi yıllar...

25 Aralık, 2013

iyi ki doğdun minik oğlum ve 2 yaş doktor notları


geçtiğimiz pazar günü, Jr.ın 2 yaşına, kalabalık bir ev partisiyle merhaba dedik. iyi ki doğdun sen, iyi ki bizim oldun dedik, arabalı pasta kestik, mum üfledik :) Jr. çok eğlendi, biz çok mutlu olduk.
tarihe de şöyle not düşülsün;  "iyi ki bizimlesin minik kuzum sen, iyi ki beni anne yaptın, bu mutluluğu bana yaşattın ya sen, bir ömür hep mutlu ol, sağlıkla kal dilerim :) seni çok seviyorum..."

bu kalabalık ve eğlenceli doğumgünü partisinin ardından, geçtiğimiz pazartesi günü, 2 yaş gelişim kontrolü için doktorumuzun yolunu tuttuk. daha önce kendisiyle de konuştuğumuz ve 2 yaşında tek doz olarak uygulanacak olan, "menactra" adlı menenjit aşısını olduk. bununla ilgili söyleyecek çok fazla şey yok, internette güvenilir kaynaklarda yeteri kadar bilgi mevcut. ancak kısaca şunu söyleyebilirim ki; bu aşı, 2006dan beri yurtdışında uygulanan ancak Türkiye'ye yeni gelen ve 11 yaşına kadar ruhsatı olan; önemli menenjit mikroplarına karşı uygulanan bir aşı. aşılar konusunda doktorumuza çok güveniyorum, içim çok rahat.

sorularımız arasında; "yer değişikliği, yabancı dil, kardeş, doğum, tuvalet..." gibi konular vardı. bunların cevaplarına kısa kısa değineceğim. ancak sanırım öncelikle, kısa bir özetle size anlatmam gerekir. 
şöyle ki; babamızın iş değişikliği sebebiyle, mart sonu nisan başı gibi tası tarağı toplayıp Abu Dhabi'ye göç edeceğiz. bizden çok önce, yılbaşından sonraki günlerde kendisini yolcu edecek, doğumda yeniden buluşacak ve yine doğumdan hemen sonra kendisiyle vedalaşacağız. neticede burda kendimize yeni bir yaşam kuracak, Jr.a yeni bir okul bulacak ve minik kız kardeşimizi orda büyüteceğiz. tüm bu değişikliklere karşı Jr.ın durumunu elbette çok merak ediyorum. hedefim, onu çok üzmeden bu işi başarabilmek. bana şans dileyin :)


gelelim, biz neler sorduk, doktorumuz neler söyledi kısmına... kısa kısa;



  • doğumda Jr.  konusu; babaannede kalsın mı? kreşe devam etsin mi? beni görmeye hastaneye gelsin mi? gelirse nasıl ayrılmak uygun olur?

    bu konuda doktorumuzun söylediği; "evet Jr. o sabah da her sabah olduğu gibi kreşe gitsin. kreşten çıkınca babaanne alsın, evine götürsün, yemeğini yedirsin ve hastaneye sizin yanınıza getirsin. Jr. siz hastanede kaldığınız sürece geceleri sizinle kalsın."
    doğum yapacağım hastane, tüm bu fikirlere açık, modern, güzel bir hastane. refakatçi için ayrılan yatak da oldukça büyük. babasıyla beraber yanıbaşımda uyur artık, o rahat, ben rahat :) bu fikri çok sevdim... bunu böyle yaparsak, ufaklık, her anı bizimle paylaşmış olacağından, kardeşi kabullenme süreci kısalacak, bizimle arası iyi olacak, kendini olayın dışında ve yalnız hissetmeyecek. yani herşey normal bir rutinmiş gibi ona yansıtılacak. ertesi sabah kalkıp gene kreşe gidecek :) sizce nasıl, süper fikir değil mi?

  • bebeğin Olgu'ya hediye getirmesi konusundaki, toplumsal inanış hakkında sordum :)) kendisi de 2.5 yaşındayken kardeşi olmuş ve evet ona hediye getirmiş. doktorumuz diyor ki; bu hediye konusu unutulmuyor evet, ama faydası da olmuyor. yani kardeş ona hediye getirdi diye daha çok sevilecek bişey değil. kaldı ki, kardeşi sevmeyebilir. bu konuda zorlama yok, sen büyüdün demek yok, abi yakıştırmaları hiç yok.
    hediye yerine kendisiyle konuşmak ilişkimiz açısından daha faydalı olurmuş. şimdi kafamda konuşma metinleri dönüyor; "neden sana kardeş getirdik" konulu... bakalım nasıl çıkacağız işin içinden.

  • doğum ve kardeş konusunu bunlarla kapattık, sıra geldi son günlerin listedeki bir numara hareketine; kucak.
    her fırsatta, her durumda; "anne kucak, baba kucak" ağlamalarına...
    bu durumda yapılacak şey şuymuş; çocuğu kucağa almak. o istedikçe hem de. bunu yorumsuz ekliyorum, çünkü çok net. Jr. kucak mı dedi, hoop kucağa. bu kadar.
  • öfke nöbeti anlarında yapılacaklar; bebeğe uygun bir ağlama köşesi oluşturup gidip orda ağlayıp, sakinleşince gelmesini söylemek. sakinleşmeden konuşmaya çalışmamak doğru olurmuş.
    ama diyelim ki, minik öfkeli kuzunuz kucağınıza çıkmak istedi ve ağlıyor. hemen kucağımıza alıp, orda sakinleşmesine izin vermeliymişiz. bu konuda en çok babamız sevinmiştir sanırım, çünkü ben kucak konusuna sıcak bakmıyordum ama doktorumuza göre, bu yaşta bile bizler, birinin omzuna yaslanıp ağlama isteği duyabiliyorken, kendini ifade edemeyen minik kuzular için bu uygulanabilir bir yöntemmiş. kucağımıza alıyoruz evet ama önemli olan nokta, sadece kucakta tutuyoruz. kuşa bak, kediye bak türü dikkat dağıtıcı eylemlere girmiyoruz. sakinleşinceye kadar konuyu dağıtmıyoruz. ağlama köşesi veya kucakta, sakinleştiğine emin olduktan sonra, duygularını adlandırıp, onunla bu konuyu kısaca ve son kez konuşup bu kez konu değiştirebiliyoruz. yani; "sana bunu vermediğim için bana kızdın, evet haklısın, seni anlıyorum. şimdi biraz boyama yapalım ve sakinleşelim mi?" gibi... hayatta, bu cümlenin içini daha da dolduracak bir sürü örnek oluyor, daha iyilerini bulacağınıza eminim :)

  • tuvalet konusunda ise; Jr. "artık bezi çıkarabilir ve tuvalete gidebilir. zamanı geldi." tarzı cümleler kurmak ve bu durumu ona bırakmak, kendi istemesini beklemek gerektiğinin doğru olduğunu söyledi. asla ama asla; "sen artık büyüdün, bezi çıkartalım, çişini, kakanı tuvalete yapmalısın" demiyoruz. "büyümek" kelimesini reddedebilirmiş öfkeli arkadaş. o sebepten "artık zamanı geldi" demek daha uygun olurmuş. biz de şimdi bu cümleyi kuruyoruz ve olayı onun kontrolüne bırakıyoruz. zaten acelemiz de yok hiç :)

  • yabancı ülke, yeni bir kreş, yabancı dil mevzularında da,J jr.ın beklediğimizden daha kolay alışacağını, onlar için bu durumların üstesinden gelmenin, bizim yapabildiğimize kıyasla daha kolay olduğunu söyledi. hayatına girecek yeni yabancı dil için, biz de evde konuşalım mı dedim, gerek yok, okuldaki yabancı ortam ona yeter dedi :)

  • bunların dışında balık yağı, vitamin kullanmaya devam ediyoruz. Jr. kuru meyveleri tüketmeyi çok seviyor, ölçüsü olsun mu dedim; gerek yok, ne kadar yerse o kadar yesin dedi doktorumuz, mutlu olduk :)

  • yakın zamanda hayatımızda önemli bir yer değişikliği yaşayacağımızdan, doktorumuz 2 yaş gelişim kontrolüne ek olarak bizden diş, göz muayenesi, kalp ekg'si, karın ultrasonu gibi check up niteliğinde kontroller de yaptırmamızı istedi ve kontrolümüzün olduğu gün yaptırdığımız boğaz kültürümüz de temiz çıktı :) hastaneden ayrılınca, sağlık ocağımıza gidip, bakanlığın aşı takviminde yer alan rutin HepA aşısını da olunca kontrollerimiz sağlıkla bitti :) son olarak da oyun için çadır alın dedi, kendine alan yaratmaya çalışır, emniyetli bölge oluştururmuş.

    bizden haberler böyle... aklıma gelenler ve not aldıklarım bu kadar. Jr. artık 2 yaşında. minik kızım 34. haftasının içinde. hayat bir koşturmaca halinde geçiyor ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim...  okuduğunuz üzere de bir takım köklü değişiklikler bizi bekliyor... ne diyeyim, hayatta hep şans yüzümüze gülsün.. hepimiz için hem de, her zaman...
    sevgiyle kalın...


18 Aralık, 2013

rağmen!


minik kızım, 2Nr. 32 hafta 2 günlük oldu bugün. doğuma geri sayım yavaştan başladı. ağırlaştım, uyuyamıyorum, dinlenemiyorum. çok kilo almadım evet, görenler çok hareketli olduğumu da söylüyorlar ama bu kadar koşturmaktan yorgun düşüyorum, sonumuz hayır olsun :)
minik oğlum, Jr.ım ise 2 yaş krizlerinde pik noktası civarlarında gezinmekte. bu da yorgunluğuma yorgunluk eklemekten başka bir işe yaramıyor. okuduğum kitaplar, edindiğim bilgiler, uyguladıklarım çoğu zaman işe yarıyor elbet ama bu "çoğu zaman" ın altını çizmek istiyorum. çünkü az da olsa etki edemediği zamanlar, beni en çok yoran zamanlar... işte bu zamanlar, "ona, buna rağmen" dediğim zamanlar...
misal bu sabah; küçük oğlumun kahvaltısı için, bir yumurta haşladım. daha önce hiç sorun yaşamadığımız için bugün bunu yaşayacağımız aklımın ucundan dahi geçmemişti açıkçası ama yumurtayı masaya getirip, Jr.ı da sandalyesine oturttuktan sonra ne olduysa oldu. yumurtaya baktı; "çok sıcak, beklicezz" dedi. "evet" dedim, "çok sıcak"... ama bekleme kısmını atlayıp da , o yumurtanın kabuğunu kırınca, koptu bir kızılca kıyamet. ya "neden kırdım" ya da "neden ben kırdım" ??? bu ikisi arasındaki farkı anlayamadım ama bizim ufaklık bir yaygara kopardı ki, "tamam" dedim. "kalkıyoruz sofradan"... kaldırdım, salondaki tekli koltuklardan birine oturttum, "ağlaman bitince gel" dedim. ama nafile... ağlayarak koşup geldi ve babanın bacağına sarıldı; "baba kucak"... babamız kucağına aldı.. işte benim ampuller o ara kısa devre yaptı. "alma" dedim. beni "cezalandıran" olarak görüyor, halbuki ceza değil yaptığım, bir "yöntem" oluşturmaya çalışıyorum. üstelik bu yöntem, Jr. ve ben yalnızken "çalışıyor"... ama babamız varken olmuyor. biliyorum, o da doğrusunu yapmaya çalışıyor, o da çok üzülüyor bu duruma ama ben de anne babanın ağız birliği kadar, hareket, davarnış birliği de yapabilmesini istiyorum. neyse ki babamız anlayışlı, durumu hemen toparlıyor... Jr.ın ağlamasına o da müsade ediyor. bu ağlama konusu önemli. bkz; Aletha Solter; "Çocuğunuza Kulak Verin"
gelgelelim; kreşe vakti zamanında gitmek zorunda olan Jr. evden hiçbirşey yemeden çıkarak; kapıda, asansörde, kapı girişinde, apartmanın giriş holünde kısacası adım attığımız heryerde, kendini yerden yere atarak yuvarlanıyor, tepiniyor... derdi eve geri dönmek, "baba kucak" diye ağlıyor... sanırım benim onu cezalandırdığımı düşünmeye devam ediyor. bu arada sabah karşılaştığımız tüm komşular bize bakıp "nesi var", "neden ağlıyor" diye sorarken benim neden reaksiyon vermediğimi sorgular bakışlarla bana bakıyorlar... işte konumuzun başlığını oluşturan "rağmen" tam buraya gelecek... konuya, komşuya, ona, buna, herkese rağmen "çocuk yetiştirmek" ne zor iş... bıraksalar beni oğlumla kendi halime; herşey güllük gülistanlık... insanlar soruyor, ben geriliyorum... bu gerginliği hisseden Jr. bir volume daha yüksek sesle bağırıyor; "babaaa, kucaaaakkk"...
biraz ağlamasına izin veriyorum, gidip sarılıyorum. öpüyorum. ona "okulda kahvaltı edebileceğini", "bana kızdığını bildiğimi" ama "evden çıkmak ve servise yetişmek zorunda olduğumuzu" anlatıyorum. sakinleşiyor dizimde otururken, beni öpüyor ama o iç çekmeleri yok mu :/ işte içimi delip geçiyor onlar... o arada servis geliyor, koşa koşa servise gidip oturuyor oğlum, bana el sallıyor... ben biraz hüzünlü ama sarılıp öpüştüğümüz için, içim rahat eve geri dönüyorum...
şimdi benim iki kalbim var, ikisini de üzmek istemiyorum. ne kızımı, ne oğlumu... sadece herşey biraz yolunda gitsin, biraz disiplin, biraz terbiye sosyal becerilerini arttırır, kimliklerine olumlu yansır düşüncesindeyim.. yoksa her fırsatta çocuğu şımartmak, her istediğini yapmak da mümkün... onun her istediğini yapmamam, bunları yapamıyor oluşumdan kaynaklanmıyor...
insanlara rağmen, insan yetiştirmenin peşindeyim. ya işte; çok yoruluyorum...

04 Aralık, 2013

son günlerde


* Jr. kreşe başlayalı 6 hafta oldu. kendisini kademeli olarak yarım günden tam güne, anne arabasından servise itinalı bi şekilde transfer ettik. sorun yaşamadan bu aşamaya geldiğimize çok seviniyorum.
* içimdeki minik fırtına tam tamına 30+2 günlük oldu bugün. fırtına diyorum çünkü, hareketleri çok sert hissediyorum. doktoruma göre normalmiş, aslında oğlum da böyleymiş zamanında ama şimdi daha sert hissetmemin nedeni gevşeyen rahim kaslarıymış.
* geçtiğimiz haftasonu ağır bir solunum yolu enfeksiyonu geçirdim. cumartesi antibiyotik başladım. 7 gün süreli kullanacağım için cuma ilacımın son günü. enfeksiyonel durum yokolmuş olsa da boğazımdaki öksürük beni uyutmayacak kadar kötü. boğazı nemli tutmak için her yolu deniyorum bakalım.
* geçtiğimiz 7.5 ayda 12 kilo aldım. Jr.da olduğu gibi, bu sefer rekora koşmuyorum biraz daha temkinli yaklaşıyorum gibi görünüyor olabilir ama alakası yok. tamamen oturmamak, dinlenmemek ve hep koşturmakla ilgili olarak; çok yiyiorum ama çok kilo almıyorum.


* 2Nr.nın pembelerini yıkamaya ve ütülemeye başladım. aslında erken biliyorum ama Ocak ayı başında babamızı yolcu edeceğimiz için biraz daha sistemli ve akıllıca hareket etmek gerekiyor. hava durumu ne gösterir bilinmez, evde tıkılıp kalmak da var. o sebeple önlemimizi alalım değil mi ama :)
* yaklaşan doğum, babamızın yeni işi, oğlumun okulu... o kadar çok şeye kıpır kıpır ki içim... sonumuz hayır olsun inşallah :))

hepinize kucak dolusu sevgiler yolluyorum :) sağlıkla kalın.