17 Nisan, 2014

uykucu şirinler

aradan geçen 28 ayın sonunda yeniden uyku yazısı yazacağımı bilemezdim. ama işte yazıyorum, sıkı durun... 


Olgu büyürken, uyku konusuna kafayı çok takmış, uyuyabilen bir bebek için dünyanın kitabını yalamış yutmuş, insanüstü bi efor sarfetmiştim ve de başarılı olmuştum. Olgu'nun uykuları konusunda oldukça fazla emeğim vardır. maalesef bu konuda pek mütevazi davranamayacağım, çünkü uyku konusunun bir kısmı genetikse büyük bir kısmı da uyku eğitimidir. bunu İmge ile daha çok anlamış ve pekiştirmiş bulunuyorum. genlerinde uyku bile olsa uyumayı henüz beceremeyen bir çocuğa sen yardım etmezsen şartlar çok zorlaşır.

eh biraz da şanslıyım, zira uyku genlerinin sebebi benim de bebekliğimde uykucu bir bebek olmamdan da kaynaklanıyor olabilir. tabii eğer bu genler sözkonusu ise bunları canlı tutabilmek de önemli :)



Olgu'nun uykusu ile ilgili olarak ilk kez o 2.5 aylıkken bunu yazmıştım. bu yazım Parents dergisinde ve Uykusuz Anneler Kulübü'nün sayfalarında da yayınlanmıştı. sonra zaman zaman bizi yoldan çıkaran geceler olsa da genel olarak çok başarılı bir grafik çizmiş ve bir yılın sonunda uyku hakkında öğrendiklerimizi ve uyguladıklarımızı şu şekilde toparlayıp not etmiştim. neticede arada error verse de güzel uykuları olan bir oğlum vardı. ve güzel oğlum; bu konuyu, gece beslenmelerini kesip, emzikle vedalaşıp, yatağını ayırıp pekiştirdikten sonra da, tam tamına 17 aylıkken ve de minik kardeşi yola çıkmışken, kesintisiz uykular uyumaya başladı.

o gün bu gündür akşam 20:30 yada 21de yatar ve sabah 6:30 da annesinin zoruyla uyandırılıp okula gönderilir :) evet bu kısım biraz acıklı ama hayat işte :)

gelelim konuya,


bu kadar güzel uykuları olan oğlumdan sonra, kızım dünyaya gelmeden önce içimde bir korku oluştu. kızım da uyuyacak mıydı acaba beni üzmeden, yormadan? yoksa gaz sancılarıyla ortalığı inletip sabahlara kadar beni ayağa dikecek miydi? sorularıma cevabı, elbette o doğmadan alamazdım ve doğduktan sonraki ilk 3 hafta haddinden fazla süreler uyanık kalarak bana derinden bir "eyvah" dedirtti. korkum, vokali oldukça yüksek olan kızımı, oğlumdaki gibi bir süreçten geçirerek uyku eğitiminden galip çıkamayacağım ile ilgiliydi. ama korkulan olmadı. 4. haftanın ardından uykularımız biraz daha uzadı. yine Olgu'ya yaptığım gibi, emzirip, gazını alıp, altını temizleyip, öpüp koklayıp yatağına bıraktım. yatakta uyumakta zorlanıp mıkırdandığında, yeniden kucaklayıp gazını alıp, yeniden yatağına bıraktım. sonuç, o gün bu gündür aynı rutinle uykularımız çok sağlıklı. işin adı; Tracy Hogg'un E.A.S.Y rutini aslında. Tracy Hogg'un Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler adlı kitabını hala almadıysanız şiddetle tavsiye ederim. Eat, Activity, Sleep, Your Time. yani beslenen bebeğinizi, gazını alıp altını temizledikten sonra uyutup, kendi zamanınızı yaratıyorsunuz. bebeği memede uyutmuyorsunuz :) bu memede uyumanın ileriki aşamaları çok fena.. ne siz sorun ne de ben bildiklerimi söyleyeyim :) 

bu arada Olgu doğduğu ilk zamanlar okuduğum kitapları şu linkte bulabilirsiniz. 

sonuç itibariyle, benim uykucu kızım da her akşam 20de emip, 20:30da diğer gaz, alt temizleme işlerini bitirip yatağına bırakıyorum. uyuyor. gecede 2 kez uyanıp emiyor ve kakalı değilse altı değişmeden yeniden uyuyor. bu anlattıklarımın hepsi, oğlumda da olduğu gibi, aynı. hiçbir farkı yok. gündüzleri ise uyanık kalma süresi 1, uyku süresi 2 saat olan peryotlar var hayatımızda. genel gidiş şimdilik bu şekilde. elbette kucakta uyumak istediği dönemler gelecek. dişler... ahh işte o dişler yola çıktığında, annesinin kucağına sıkı sıkı yapışacak elbette. ama şimdilik böyle.

aklınıza birşey takılır da sormak isterseniz bildiklerimi sıralarım elbette :)

şimdilik iyi uykular, pardon, pardon... iyi günler... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder