01 Mayıs, 2014

değişimler, dönüşümler

ev değişikliği, ülke değişikliği, okul değişikliği, okuldaki iletişim dilinin değişmesi, ailede yeni kardeş, uzun aradan sonra babamıza kavuşma, arkadaş ve öğretmen değişikliği, alışkanlıklarımızın komple değişmesi.... servis, sabah uyanma ve okul saatlerindeki yenilikler gibi... 


bizim bünyemiz bile zor kaldırıyorken, Olgu'yu bunun içinde düşünmek beni yoruyor.


ama sanırım o daha kolay kaldırıyor bunları.
en azından doktorumuz, biz buraya gelirken böyle demişti...
umarım öyledir.

ama eğer öyleyse, bu iki yaş triplerinin, pardon, sendromlarının artması ne anlama gelmektedir?


ay itibari ile 28i devirdik.

tuvalet alışkanlığımızı kazandık. problemsiz.
okuldaki zamanını nasıl geçirdiğini bilmiyoruz ama ara ara dirense de problemsiz gidip geliyor. yine de okulla kısıtlı kalmasın, bizimle de oynasın diyerek; evde, ona kaliteli zaman yaratmak için efor sarfediyoruz. gene de "çıplak yatacağım" gibi direnişlerin önüne geçemiyoruz. nasıl bir mücadele verdiğini görmeniz lazım, zira kelimeler kifayetsiz kalıyor durumu size anlatmak için...
onun olmayan bişey için, "o benim" diye ağlaması, konuyu uzatması, biz konuşup anlatmaya çalışınca hırçınlaşması, elindekini kaldırıp atması, gelip bize vurması... asansörün düğmesine yanlışlıkla biz basmışsak, neden onun basmasını beklemediğimiz için uzuuuuuunca bir süre cezalandırılmamız... sağ elinin aslında sol eli olduğunu iddia etmesi, buna inandığı kadar bizi de inandırmak için kararlı olduğunu sonuna kadar göstermesi...
umarım sadece terrible two'ya karşılık geliyordur tüm bunlar.
yoksa benim itirazlara dayanacak pek sabrım kalmadı.


ilk zamanlar, insan bunlara gülüyor. ancak zaman geçtikçe, ebeveynliğini sorgularken buluyor kendini.

"onca mürekkebi yaladım yuttum, o kadar kitabın, satırın biri işe yarasın lütfen " diye düşünüyor haklı olarak... "dünyanın oyunu, aktivitesi, eğlencesini yapabiliyorum ben bu arkadaşla; ama neden hep mağara adamına dönüşüyoruz acaba" diye merak edip endişeleniyor kendini çaresiz hissettikçe... 


dilerim bir yerde duracaktır bu ayak diremeler...


şu an, bu yazıya nokta koyamayacak kadar uzatmak istiyorum örnekleri, ancak ona bile mecalim yok :)
gözünüzü korkutmak istemem, o yüzden konuyu kapatayım.
sevgiyle kalın... hoşçakalın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder