27 Haziran, 2014

kreşe nasıl alıştık


Olgu kreşe başladığında ben 25 haftalık hamileydim ve kendisi tam 22 aylık minik bir erkekti. kreşe alışma sürecimiz biraz uzun sürmüş gibi görünse de, vaktim vardı, henüz 2 numara ortalıkta değildi ve sabırla bu konuya eğilebildim. bu konu hakkında daha önce yazdığımı sanıyor ve soran herkesi bloguma yönlendiriyordum ancak, üzülerek farkettim ki yazmamışım. yazdıklarım bölük pörçük, diğer konulu yazıların arasında... o yüzden hepsini burda toparlamaya karar verdim. bakın biz kreşe alışma sürecini nasıl atlattık;


* kreşe henüz başlamadan, kayıtlanmadan 2 ay önce falan, haftada bir yada iki kez kısa süreli kreş ziyareti yaptık. "burası bizim okulumuz, Olgu buraya gelecek, burda oyun oynayacak, arkadaşları olacak" konulu turlarımız, bir psikolog arkadaşımın tavsiyesi idi ve daha sonra kayıtlanıp okula başladığımızda bu basamağın çok işimize yaradığını gördük. çünkü başladığımızda, oğlum hem okula, hem çocuklara, hem öğretmene aşina idi. bu pozitif bir adım. eğer imkanınız olursa, kayıtlanmadan evvel, çocuğunuzu başlatmayı düşündüğünüz okula bu ziyaretleri yapmanızı tavsiye ederim.

*kreşe başlamadan 2 ay öncesinden başlayarak yemek ve uyku saatlerini kreş düzeninde uygulamaya geçirdim. tabii ki gene yavaş yavaş, bebek adımlarıyla... bu da oğlumun dengesini bozmayacak önemli bir aşamaydı benim için.

* okula kayıt olduktan sonraki ilk 2 gün okulda bekledim. zaten yarım gün başlamıştık ama ağladıkça gelip beni görmesi, sakinleişip geri dönebilmesi açısından bu adım faydalı oldu. ilk gün saat 11, ikinci gün öğle yemeğinden sonra okuldan aldım. üçüncü gün ben okulda değildim ama evimiz okula çok yakın. o sebeple ağlarsa beni aramalarını rica edip ayrıldım okuldan. Olgu benden ayrılmak konusunda zorlanıyordu ama 15 gün boyunca, her sabah okula ben bıraktım, öperek ve konuşarak vedalaştım, çoğu zaman ağlarken bıraktım ve her öğle yemeğinden sonra gidip aldım. bu 15 günün sonuna doğru Olgu artık rahatlamış, sabahları çok ağlamıyor, ayrılmak konusunda pek sıkıntı yaşamıyorduk.

bu süreçte, 15-20 gün birebir öğretmeniyle beraber oldu. 10 kişilik grupta 2 öğretmenimiz var. biri her zaman yeni gelen öğrenciyle ilgileniyor sözünü ettiğim süre kadar. bu da çocuğun, anne babasından başka güvenebileceği, okul gibi yeni bir ortamda kendini bağlı hissettiği birini oluşturmasına yardımcı oluyor. sonuçta, çocuk bu bağlandığı kişi ile göz teması, ten teması kuruyor ve kendini daha rahat hissediyor. yaş grubu olarak bu özel ilgiye ihtiyaçları var ve öğretmenlerimiz bu konuda gerçekten çok hassas davrandılar, sağolsunlar :)

*15 günden sonra öğle uykusunu da okulda uyumasına karar verdik. o haftasonu beraber gidip Olgu'ya onun da sevebileceği, güzel nevresim takımları ve pijamalar aldık. uykusunu okulda uyuyacağını söyledim o sabah okula bırakırken ve uykudan sonra gelip alacağımı da ekledim ve o gün okulda bekledim. uyumaz da çok ağlarsa, "uyku bitti, gel anneye gidelim" diyeceklerdi. ama Olgu uyudu :) uykudan sonra onu aldım ve eve geldik. ertesi gün uykudan sonra ikindi kahvaltısını da yapmasına fırsat tanıdık ve öyle aldım okuldan. farkındaysanız, her yeni uygulamaya geçişte süreyi kademe kademe arttırdık. bu Olgu'nun alışması için önemli bir uygulama bana kalırsa. hiçbirşey ani olmadı onun için.

*bu arada Olgu'yu okuldan alıp eve getirirken hep özendirme yapmaya devam ettim, "gel biz eve gidelim. arkadaşların biraz daha kalacaklar, eğer istersen sen de onlarla kalıp oynamaya devam edebilirsin." tam güne geçiş sürecinin 3. gününde Olgu okulda tam gün kaldı. 15 gün daha ben götürüp getirdim. 

* tam güne geçip de uykuyu, yemeği de okulda halletmeye başladıktan sonra sıra geldi servise. Olgu'ya hergün okul servisini gösterdim. "bak bu okulun servisi, istediğin zaman buna binip gelebilirsin eve" dedim. zorlamadım. alışmasını, istemesini bekledim. ama şartlar elvermedi. kıştı, soğuktu, ben hamileydim ve o gün araba babamızdaydı. okulu arayıp Olgu'yu servisle göndermelerini rica ettim. çok ağlamış, çok korkmuş :(
ama sonrasında servise binince eve geliyor olduğunu idrak etmiş olmalı ki, servis konusuna daha sıcak bakmaya başladı. biz de arayı çok açmadan onu servise transfer ettik. zira havalar soğuyordu, kar ve kış vardı, servis daha iyi fikirdi :)

*okula alışma sürecinde eve yeni oyuncak almadık, evden çok okulu çekici hale getirebilecek uygulamalardan biriydi. okulda daha çok eğlenmesi, alışma süreci için önemliydi çok. 

*evde kimsenin kaldığını düşünmemesi için, benim işe gittiğimi söyledim. kardeş doğduktan sonra, onun da bebek okuluna gideceğini anlattık kendisine. ona göre "babalar ve anneler işe, Olgu'lar okula gider" oldu bir süre sonra :) iyi de oldu.

ek olarak yine bu süreci atlatmanıza yardımcı olacak bir tüyo; 4 yaşına kadar çocuklar, henüz duygularını isimlendiremiyorlar. bu yüzden de ifade etmekte zorlanıyorlar. onun yerine bunları biz adlandırırsak, zaman içinde hissettiklerini anlatması kolaylaşacaktır. örnek olarak, kıskanmayı, üzülmeyi, sevinmeyi, kızmayı, özlemeyi henüz cümle içinde kullanamıyorlar. kullansalar bile hangi duyguya karşılık geldiğini tam olarak bilemiyorlar. bunları öğrenmeleri zaman alırmış ve bu süreçte bu duyguları yaşadıklarında bizim adlandırarak konuşmamız gerekirmiş. yani 2 - 2.5 yaşındaki bir çocuk "babam burda olmadığı için onu çok özlüyorum" duygusunu yaşasa bile, bunu anlatacak dağarcığı yokmuş. 

yine örnek; "okula gelirken "mutsuz" olduğunu biliyorum, bunun için bana "kızıyorsun" ama okul güzel bir yer. orada arkadaşlarınla oynayabilir, yemeğini yiyebilir, resim yapabilirsin..." gibi. Harvey Karp "mahallenin en mutlu yumurcağı"nda aşağı yukarı böyle yapmamızı anlatıyor.

Olgu şu an 2.5 yaşında. Yaklaşık olarak da 8 aydır kreşe devam ediyor. bizde sistem oturdu gibi görünüyor. tam olarak Olgu'nun okula alışması, vedalaşırken sarılıp bizi öpmesi, el sallaması falan toplamda 6 haftayı buldu. zamanı olanın bununla birebir ilgilenmesi tavsiyemdir. bugün hala okula koşarak giden bir oğlum varsa, üzülerek söylüyorum, hiç mütevazi davranamayacağım, çok uğraştım :)


diyeceğim o ki; kademe kademe ilerlemek işe yarıyor çoğu zaman.
varsa endişelerinizi, tereddütünüzü hissetmemesi açısından önce siz okula ve öğretmene güveneceksiniz. sizin karşınızdaki resim bulanıksa, burda yazılanların pek çoğu sizi rahatlatmaz. 

alıştırma sürecinde kitaplar da gerçekten işe yarıyor. biz Tübitak yayınları'nın, "Okulda İlk Günüm" kitabını çok okumuştuk. tavsiye ederim.


anlatırken mutlaka unutuluyor ama detaylarla dolu aslında bu alışma süreci.



uzun oldu ya, okuyan gözlerinize sağlık 


bunları da okumak isteyebilirsiniz;

artık okullu olduk
inişlerim çıkışlarım





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder