07 Mayıs, 2016

her gün anneler günü

yarın anneler günüymüş.
oysa ben hergün anneyim. çifte kavrulmuşundan.

bir de zaten burda 21 mart'ta kutlamıştık aslında biz bugünü. böyle bir coğrafyada yabancı olmanın getirisi galiba, işte yarın yine anneler günü.

bir sevgililer gününe, bir de anneler gününe alışamadım. aslında, anneliğimin kutlanmaya ihtiyacı var mı onu da bilmiyorum. çünkü, zaten hergün anne olan bir insanın, değerinin hissettrilmesi yada kutlanması için özel bir güne gerek olmadığını düşünüyorum. en sevdiğim hediye sarılma ve öpücüktür; bunu da hergün yapıyor zaten çocuklar :)

en önemlisi, ben anne olduğuma göre, beni kutlayacak olan kişi çocuklarımdır, ki bunu baştan söyledim, onlara annelik yaptığım için beni kutlamaları çok gereksiz geliyor :) ikincisi, kocaların anneler gününde karılarını kutlamasını hepten komik buluyorum. annesi ben olmadığıma göre, kutlaması gereken bir annelik varsa, bu kendi annesidir.

velhasıl kelam, çok komplike bi durum.

birincisi, anneyim ama bunun tebrik edilmesine ihtiyacım yok. 
ikincisi, kocam anneler günü hediyesi almasın, zira bu çok anlamsız.

yapılması gereken, herkes gidip anneciğine kocaman sarılsın, sarılamayanlar arasın, annesi hayatta olmayanlar gülümseyerek ansın, hatırlasın. hatırlamak en güzel hediyedir, gülüş, sarılmak ve öpücük en kıymetlimdir.

beni anne yapan yavrular şu anda uyuduklarına göre, sabah gıdıklaşırız artık :)

anne, birgün değil, hergün annedir. :)

06 Mayıs, 2016

2 çocuk, 1 kedi, 1 de deli

ne zamandır değil blog yazmaya başımı kaşımaya, telefonlara cevap vermeye, emailleri okumaya, kapıdaki damacanları içeri almaya, arabayı yıkatmaya bile vaktim yok. tamam, arada kendim duş alabiliyorum. o da benim lüksüm, olsun o kadar :D

bütün vaktimi çocuklara harcarken, deli miyim diye sorguladığım oluyor tabii. ama geri dönüşler muhteşem olduğunda, tamam diyorum, tamam değiyor :)

an itibariyle imge 28 aylık, olgu 53 :D tamam tamam bu kötü espriyi yapmak istemezdim, ay sayan hesaplardan hoşlanmıyorum. düzeltelim, imge nerdeyse 2.5, olgu nerdeyse 4.5 yaşında. bugünlerde rahatız. herkes kendini ifade biçimini üç aşağı beş yukarı bulmuş durumda. ifade yeteneği güçlendikçe, ileişim kuvvetleniyor, net. bu da çıkan kısmın özeti bana göre :)

sıkıntımız yok mu? tabii ki var. bi kere, baba riyad'da çalışıyor, biz abu dhabi'de yaşıyoruz ve hayat oldukça zor geçiyor. sıcaklar da bastırdı bi yandan. bugün 45 dereceydi örneğin. ama kim ister ki sürekli şikayet dinlemek. ben tercih etmem mesela. yorgunluk, ok, anlıyorum ama şeker gibi taraflarını görmemize engel değil.

2 çocuk demişken, bambaşka iki küçük insan evin içinde. nasıl keyifli :P biri ak diyor, biri kara... biri evet, biri hayır, biri ister, öbürü istemez. arabada bile cd çalarda 2 şarkı ayarlı; imgeye "row row row your boat", olguya "hallowen". kimin şarkısı çalsa, diğeri " bunu istemiyorum" diye uzun uzun bağırdığından ikisini de dinleyemiyoruz ama olsun  :) bugün benden 40 km ötede oturan bi arkadaşıma gittim mesela ve gidiş ve dönüş yolunda bu iki şarkıdan fazlasını dinlemek kısmet olmadı :D hala beynimde dönüyorlar.

ortak noktaları suyla oynamak, çantalarını taşımak, çişe ve kakaya beraber gitmek, star wars terlikler ve bir de sürpriz yumurtanın içinden aynı oyuncak çıkanını istemek :D zaten hiç kimse copy paste çocuklar istemez değil mi :)

imge akşama kadar konuşan bi model. olgu akşama kadar oynar. sıkılınca arada tv açalım deriz. olgu "super why, octonauts, super wings, ben and holy" izler. imge "peppa pig ve pocoyo". hooop al sana kriz :)

aslında ikisi de çok iyi kalpli, biliyorum. mesela "bugün hiç su içmediniz, sularınızı için" derim. imge hemen olgununkini de kapar ve ona götürmek ister ama olgu kocaman bi çığlık atıp; "anne getirsin istiyorum" veya "kendim alacağım" diye bağırır. bi kriz daha.

olgu tatlı tatlı bi oyun kurup, imgeyi de dahil etmek ister, uzun uzun anlatıp, "tamam mı imgecim" diye kibarca bağlar, hooop bi çığlık imgeden :) kaymaklı kriz.

e bu eve bi kriz yönetimi şart ama hunimle beni kabul etmedikleri için, o kişi genelde evdeyken baba oluyor. değilse, kendi hallerine bırakıyorum. bana da biraz huzur lazım :D

ama tadından yenmeyen anlar var, birbirlerini dansa kaldırdıkları, oyunlar kurdukları, denizde, havuzda, parkta ve başka arkadaş gruplarında birbirlerini buldukları keyifli zamanlar. 

evet bir de başlıkta adı geçen kedi var; çakıl. stres topu. hepimize iyi geliyor :)

ben mi? 
iyiyim.
puantiyeli bi huni arıyorum. 
modaymış.
gören, duyan, bilen haber versin :)

sevgiler...