21 Mart, 2017

uçakta ağlamayan çocuklar

uzun zaman oldu.

verdiğimiz arayı bir yerden toparlamak gerek.
bu blogu çoğu zaman güncel tutmaya çalışssam da, bu sonuncuda ipin ucu biraz kaçtı galiba.
neyse, bazen biraz es herkese gerekli :)

bu perşembe ikinci sömestre tatili başlıyor. okullar 15 gün tatil. 
bu kısa tatili değerlendirmek için, Olgu, İmge ve ben Ankara'ya gitmeye karar verdik. yarın sabah uçuyoruz.
bu vesileyle, size çocukla uçak yolcuğu yapmak hakkında bazı tüyolar vermek istedim :)

1. yolculuğunuz kısa, bebeğiniz küçükse sorun yok. anne kucağında ve memesinde yeteri kadar iyi bir yolculuk geçirmek mümkün.
2. bebeğiniz meme devrini çoktan kapatmış olabilir. bu durumda, iniş ve kalkışlarda oluşan basınçtan rahatsız olmaması için bu esnada su vermek, yada birşey çiğnemesini sağlamak size yardımcı olur.
3. çocuk sayısı 2 yada 3 olabilir. ama anne ve baba beraber yolculuk ediyorsanız, sıkıntılarınız olacağını sanmıyorum.
4. fakat birden fazla çocuğunuzla seyahat eden tek ebeveyn iseniz, sıkıntılarınız olacaktır. 
    tuvalete gitmek isterseniz, ya da uçakta birini tuvalete götürüp diğerini yalnız bırakmanız gerekirse, yakındaki yolculardan veya hostesten yardımcı olmalarını isteyin. yardım istemekten çekinmeyin.
    uçuş öncesi rezervasyon yaparken, çocuk menüsü seçeneği işaretleyin. bu onları bir süre oyalar. evet biliyorum, sağlıklı değil. ama bazı durumlarda çocukların oyalanması sizin de diğer yolcuların da, hatta çocuklarınızın da rahat yolculuk yapmasını sağlar. çocuklar rahat ve mutluysa, uçakta ağlayan o çocuğun annesi siz olmazsınız :)
    yolculuk öncesi, çocuklarınızın ruhu duymadan işe yarar bir "busy bag" hazırlayın. türkçeye, "meşguliyet çantası" diye çevirebilir miyiz bilmiyorum :) bu çantada yolculuk esnasında, çocuğunuzun dikkatini çekecek, onu oyalayacağından emin olduğunuz ve tabii ki yolculuk esnasında ilk kez karşılaşacağı türden şeyler olsun. puzzle, oyun hamuru, kart oyunları vesaire... çocuğunuzun yaşına ve ilgi alanına göre araştırın.
bir değil, birkaç şey olsun ama asla hepsini birden çocuğa aynı anda sunmayın. fırsatları kollayın :)
bu çantanın içinde neler olması gerektiği konusunda bir fikriniz yoksa, bu konuda google ve hatta pinterest çok iyi kaynaklar.

bizim yarınki yolculuğumuz için hazırladığım busy bag içinde, boya kalemleri, kalemtraş, internetten çıktı olarak aldığım boyama sayfaları, harf ve sayı etiketleri, portable taşınabilen ve seyahat için uygun adam asmaca kelime oyunu,  tablet, birkaç kitap,  ve çocuklar için ses desibeli ayarlı 2 tane kulaklık var. kulaklıkları henüz görmediler. yola çıktıklarında, tablet ile oynama sırasında ihtiyacımız olacak. ve yeni şeyler her zaman çocukları bir müddet oyalar :)
5. çocuğun kullanması için uygun bir tablet yanınızda bulunsun. bu tableti evden çıkmadan önce şarj ettiğinize, içine müzik, sesli kitap, biraz çizgi film ve oyun yüklediğinizden emin olun.
   Olgu ve İmge elektronik eşyalara bağımlı değiller. ama uçakta hareket alanları kısıtlı olduğu için onların ilgisini çekebilecek türden şeyleri yüklediğimde, yolculuk esnasında beraberce bunlarla ilgilenebiliyoruz.

şimdi yaşları 3 ve 5 olduğu için, uçak yolculuklarında işler biraz daha kolay. en azından birini tuvalete götürdüğümde diğeri yerinde bekliyor. yada biri uyurken diğeri ile bir film izleyebiliyorum :) hatta bazen ikisi de uyumuşsa ben de güzel bir uyku çekebiliyorum.
büyüyorlar, büyüdükçe dünyaları büyüyor. 
bugüne kadar onlarla yaptığım herşeyden keyif aldım. bunaldığım zamanlar oldu, itiraf ediyorum. ancak herbirinin tatlı hatıraları var aklımda :)
o zaman bize yarın iyi uçuşlar, size de iyi okumalar.

tatil dönüşü, çok ara vermeden size yazmayı düşündüğüm bir seri var. bakalım hayaller gerçeğe dönüşecek mi :)

sevgiler.


  

07 Mayıs, 2016

her gün anneler günü

yarın anneler günüymüş.
oysa ben hergün anneyim. çifte kavrulmuşundan.

bir de zaten burda 21 mart'ta kutlamıştık aslında biz bugünü. böyle bir coğrafyada yabancı olmanın getirisi galiba, işte yarın yine anneler günü.

bir sevgililer gününe, bir de anneler gününe alışamadım. aslında, anneliğimin kutlanmaya ihtiyacı var mı onu da bilmiyorum. çünkü, zaten hergün anne olan bir insanın, değerinin hissettrilmesi yada kutlanması için özel bir güne gerek olmadığını düşünüyorum. en sevdiğim hediye sarılma ve öpücüktür; bunu da hergün yapıyor zaten çocuklar :)

en önemlisi, ben anne olduğuma göre, beni kutlayacak olan kişi çocuklarımdır, ki bunu baştan söyledim, onlara annelik yaptığım için beni kutlamaları çok gereksiz geliyor :) ikincisi, kocaların anneler gününde karılarını kutlamasını hepten komik buluyorum. annesi ben olmadığıma göre, kutlaması gereken bir annelik varsa, bu kendi annesidir.

velhasıl kelam, çok komplike bi durum.

birincisi, anneyim ama bunun tebrik edilmesine ihtiyacım yok. 
ikincisi, kocam anneler günü hediyesi almasın, zira bu çok anlamsız.

yapılması gereken, herkes gidip anneciğine kocaman sarılsın, sarılamayanlar arasın, annesi hayatta olmayanlar gülümseyerek ansın, hatırlasın. hatırlamak en güzel hediyedir, gülüş, sarılmak ve öpücük en kıymetlimdir.

beni anne yapan yavrular şu anda uyuduklarına göre, sabah gıdıklaşırız artık :)

anne, birgün değil, hergün annedir. :)

06 Mayıs, 2016

2 çocuk, 1 kedi, 1 de deli

ne zamandır değil blog yazmaya başımı kaşımaya, telefonlara cevap vermeye, emailleri okumaya, kapıdaki damacanları içeri almaya, arabayı yıkatmaya bile vaktim yok. tamam, arada kendim duş alabiliyorum. o da benim lüksüm, olsun o kadar :D

bütün vaktimi çocuklara harcarken, deli miyim diye sorguladığım oluyor tabii. ama geri dönüşler muhteşem olduğunda, tamam diyorum, tamam değiyor :)

an itibariyle imge 28 aylık, olgu 53 :D tamam tamam bu kötü espriyi yapmak istemezdim, ay sayan hesaplardan hoşlanmıyorum. düzeltelim, imge nerdeyse 2.5, olgu nerdeyse 4.5 yaşında. bugünlerde rahatız. herkes kendini ifade biçimini üç aşağı beş yukarı bulmuş durumda. ifade yeteneği güçlendikçe, ileişim kuvvetleniyor, net. bu da çıkan kısmın özeti bana göre :)

sıkıntımız yok mu? tabii ki var. bi kere, baba riyad'da çalışıyor, biz abu dhabi'de yaşıyoruz ve hayat oldukça zor geçiyor. sıcaklar da bastırdı bi yandan. bugün 45 dereceydi örneğin. ama kim ister ki sürekli şikayet dinlemek. ben tercih etmem mesela. yorgunluk, ok, anlıyorum ama şeker gibi taraflarını görmemize engel değil.

2 çocuk demişken, bambaşka iki küçük insan evin içinde. nasıl keyifli :P biri ak diyor, biri kara... biri evet, biri hayır, biri ister, öbürü istemez. arabada bile cd çalarda 2 şarkı ayarlı; imgeye "row row row your boat", olguya "hallowen". kimin şarkısı çalsa, diğeri " bunu istemiyorum" diye uzun uzun bağırdığından ikisini de dinleyemiyoruz ama olsun  :) bugün benden 40 km ötede oturan bi arkadaşıma gittim mesela ve gidiş ve dönüş yolunda bu iki şarkıdan fazlasını dinlemek kısmet olmadı :D hala beynimde dönüyorlar.

ortak noktaları suyla oynamak, çantalarını taşımak, çişe ve kakaya beraber gitmek, star wars terlikler ve bir de sürpriz yumurtanın içinden aynı oyuncak çıkanını istemek :D zaten hiç kimse copy paste çocuklar istemez değil mi :)

imge akşama kadar konuşan bi model. olgu akşama kadar oynar. sıkılınca arada tv açalım deriz. olgu "super why, octonauts, super wings, ben and holy" izler. imge "peppa pig ve pocoyo". hooop al sana kriz :)

aslında ikisi de çok iyi kalpli, biliyorum. mesela "bugün hiç su içmediniz, sularınızı için" derim. imge hemen olgununkini de kapar ve ona götürmek ister ama olgu kocaman bi çığlık atıp; "anne getirsin istiyorum" veya "kendim alacağım" diye bağırır. bi kriz daha.

olgu tatlı tatlı bi oyun kurup, imgeyi de dahil etmek ister, uzun uzun anlatıp, "tamam mı imgecim" diye kibarca bağlar, hooop bi çığlık imgeden :) kaymaklı kriz.

e bu eve bi kriz yönetimi şart ama hunimle beni kabul etmedikleri için, o kişi genelde evdeyken baba oluyor. değilse, kendi hallerine bırakıyorum. bana da biraz huzur lazım :D

ama tadından yenmeyen anlar var, birbirlerini dansa kaldırdıkları, oyunlar kurdukları, denizde, havuzda, parkta ve başka arkadaş gruplarında birbirlerini buldukları keyifli zamanlar. 

evet bir de başlıkta adı geçen kedi var; çakıl. stres topu. hepimize iyi geliyor :)

ben mi? 
iyiyim.
puantiyeli bi huni arıyorum. 
modaymış.
gören, duyan, bilen haber versin :)

sevgiler...