06 Mayıs, 2016

2 çocuk, 1 kedi, 1 de deli

ne zamandır değil blog yazmaya başımı kaşımaya, telefonlara cevap vermeye, emailleri okumaya, kapıdaki damacanları içeri almaya, arabayı yıkatmaya bile vaktim yok. tamam, arada kendim duş alabiliyorum. o da benim lüksüm, olsun o kadar :D

bütün vaktimi çocuklara harcarken, deli miyim diye sorguladığım oluyor tabii. ama geri dönüşler muhteşem olduğunda, tamam diyorum, tamam değiyor :)

an itibariyle imge 28 aylık, olgu 53 :D tamam tamam bu kötü espriyi yapmak istemezdim, ay sayan hesaplardan hoşlanmıyorum. düzeltelim, imge nerdeyse 2.5, olgu nerdeyse 4.5 yaşında. bugünlerde rahatız. herkes kendini ifade biçimini üç aşağı beş yukarı bulmuş durumda. ifade yeteneği güçlendikçe, ileişim kuvvetleniyor, net. bu da çıkan kısmın özeti bana göre :)

sıkıntımız yok mu? tabii ki var. bi kere, baba riyad'da çalışıyor, biz abu dhabi'de yaşıyoruz ve hayat oldukça zor geçiyor. sıcaklar da bastırdı bi yandan. bugün 45 dereceydi örneğin. ama kim ister ki sürekli şikayet dinlemek. ben tercih etmem mesela. yorgunluk, ok, anlıyorum ama şeker gibi taraflarını görmemize engel değil.

2 çocuk demişken, bambaşka iki küçük insan evin içinde. nasıl keyifli :P biri ak diyor, biri kara... biri evet, biri hayır, biri ister, öbürü istemez. arabada bile cd çalarda 2 şarkı ayarlı; imgeye "row row row your boat", olguya "hallowen". kimin şarkısı çalsa, diğeri " bunu istemiyorum" diye uzun uzun bağırdığından ikisini de dinleyemiyoruz ama olsun  :) bugün benden 40 km ötede oturan bi arkadaşıma gittim mesela ve gidiş ve dönüş yolunda bu iki şarkıdan fazlasını dinlemek kısmet olmadı :D hala beynimde dönüyorlar.

ortak noktaları suyla oynamak, çantalarını taşımak, çişe ve kakaya beraber gitmek, star wars terlikler ve bir de sürpriz yumurtanın içinden aynı oyuncak çıkanını istemek :D zaten hiç kimse copy paste çocuklar istemez değil mi :)

imge akşama kadar konuşan bi model. olgu akşama kadar oynar. sıkılınca arada tv açalım deriz. olgu "super why, octonauts, super wings, ben and holy" izler. imge "peppa pig ve pocoyo". hooop al sana kriz :)

aslında ikisi de çok iyi kalpli, biliyorum. mesela "bugün hiç su içmediniz, sularınızı için" derim. imge hemen olgununkini de kapar ve ona götürmek ister ama olgu kocaman bi çığlık atıp; "anne getirsin istiyorum" veya "kendim alacağım" diye bağırır. bi kriz daha.

olgu tatlı tatlı bi oyun kurup, imgeyi de dahil etmek ister, uzun uzun anlatıp, "tamam mı imgecim" diye kibarca bağlar, hooop bi çığlık imgeden :) kaymaklı kriz.

e bu eve bi kriz yönetimi şart ama hunimle beni kabul etmedikleri için, o kişi genelde evdeyken baba oluyor. değilse, kendi hallerine bırakıyorum. bana da biraz huzur lazım :D

ama tadından yenmeyen anlar var, birbirlerini dansa kaldırdıkları, oyunlar kurdukları, denizde, havuzda, parkta ve başka arkadaş gruplarında birbirlerini buldukları keyifli zamanlar. 

evet bir de başlıkta adı geçen kedi var; çakıl. stres topu. hepimize iyi geliyor :)

ben mi? 
iyiyim.
puantiyeli bi huni arıyorum. 
modaymış.
gören, duyan, bilen haber versin :)

sevgiler...









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder