11 Mart, 2013

ben karabatak, Jr. siyam

merhaba,
bir görünüp bir kayboluyorum. 
bilgisayarımı açamıyorum. telefonum bir süre serviste kaldı, elim pek birşeye gitmedi bu ara.
zaten yorgunluk tavan yapmış durumda. herşeye rağmen gülen bir çift göz, beni sıklıkla silkelenip kendime getirmeye yardımcı :) tarifi imkansız mutluluğum, benim küçük oğlum hızla büyümekte.
14.5 ay devirdik biz beraber. 
taklit yeteneğimiz had safhada.
internet üzerinde bazı bloglarda rastldığımız aktiviteleri hayatımıza soktuk son günlerde. boya kalemleri,  masa, sandalye, ince motor beceri oyunları vesaire... hepsi hakkında uzunca yazacağım. kafamda ve satırlarda bir toparlamam lazım.
şimdi öyle bir dönemdeyiz ki, Jr. boynumda asılı sanki. hep sarılmaca, kucaklanmaca, öpmece, dokunmaca, gözden kaybolunca ağlamaca, ortalığı yıkmaca. "anne duşa, tuvalete bile gitme olur mu?"... ama nasıl oluyor da bu velet, hep bir "poffff, çook yorgunum" anından "allahım bu kanatsız melek benim mi?, şunun tatlılığına bak, doyamıyorummm ki sana" moduna çeviriyor beni. bana, yorgunluğumu hafifleten bu endorfini salgılattığın için sağol :D o da olmasa bu günler gerçekten zor geçiyor günler çünkü.

bir güven konusu hakim şu ara gündemimizde, Jr. beni görüntü penceresinden çıkarmaya tahammül edemiyor. üzerine su çiçeği aşımızın etkileri devam etmekte. üzerine çok tatlı bir sos olaraktan ilave, köpek dişlerimiz yolda. biri çıksa bari bu arada, ucu bile görünmedi daha.
farkettiğiniz üzere, anneliğin o delilikle olan tehlikeli sınırlarında dolaşmaktayım. bir görünüp bir kaybolmalarım bundan. hepinizi çok özledim. şu sıkıntılı dönem oğlumun peşini bırakır bırakmaz burdayım. sevgiyle kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder