28 Ağustos, 2013

ağustosun özeti





agustos ayının ilk pazar günü çıktığımız evimize, geçtiğimiz pazartesi döndük nihayet.
Jr. bu tarihler arasında bol güneşli, bu vesileyle D vitamini yüksek, kalabalık, hareketli, güzel uykulu ve bol iştahlı bir tatil yaptı. ben arkadaşlarımdan, internetin her türlüsünden ve evimden uzak olmanın verdiği sebeplerden biraz sıkılsam da Jr. bu sıkıntıları hemen dağıtmasını bildi ve beraber çok eğlendik. kelime sayımız inanılmaz denecek ölçüde arttı. kendi kendine yemek yeme becerisi oldukça gelişti. bulamaç kahvaltıları ardımızda bıraktık, artık ana-oğul biraz daha rahatız. arada bir uykulara direndik ama uyuduğu zaman uzuuun uykular uyudu. bu uyku konusu başından beri temel konumuz olmakla birlikte esasen Jr.ın bu konuda anneyi hiç üzmediği tescillidir aslında :)



börtüyü böceği, jr.ın merdiven tırmanma denemelerini, kucak istiyorum diye ağlamalarını, kendi evimizdeki gibi emniyetli bir ortam olmadığından sürekli ortalıkta tehlike gözetleyen bukalemun anne gözlerinin verdiği yorgunluğu, tuvalet eğitimi konusunda yaşadığımız sosyal baskıyı da geride bırakarak nihayet evimize ulaştığımız pazartesiden sonra açıkçası Jr.ın adaptasyon sıkıntısı yaşayacağını düşünmüştüm. ama bunu düşünerek ona haksızlık etmişim.
kendisi 10 saatlik araba yolculuğunu stressiz, sıkıntısız atlatarak bir 10 numara 5 yıldız almıştı kalbimizden ama asıl yıldızları, puanları eve gelir gelmez kaldığı yerden devam etme becerisiyle kazandı.





yalnız bu tatil süresince şunu öğrendim ki; yazmadan geçemeyeceğim, bir çocuğu 2 yaş sendromuna sürükleyen şey, ona söylediğiniz "hayır" sayısıyla doğru orantılıdır.
öncesinde "hayır" sözcüğünü kullanmadan hallettiğimiz pek çok meseleyi, orda biraz da refleks olarak söylediğimiz "hayır"lar sayesinde çok zor ve öfke nöbeti ile sonlandırdık. ağlama ve öfke nöbetleri, bu "hayır"lara bir refleks olarak gelişti ve neyse ki hatamızdan çabuk döndük. evde ne yapıyorsak, yani refleks olarak söylediğimiz "hayır"ları dizginleyerek, konuşarak anlaşma yoluna gittik. bu konuda temel şuydu bizim evde;

diyelim ki bir öfke anındayız.  Jr. istemediği bir durumla karşı karşıya;

1. istediği ve yapamadığımız şey her neyse; bunu yapmanın mümkün olmadığını ona "yapmak yok" şeklinde söylemek.
2. bunu en fazla 3 kere tekrarlamak.
3.buna rağmen o şeyi yapmaya devam ediyorsa veya ısrar ediyorsa, konudan uzaklaştırmak. 5 dakika kadar ağlamasına izin vermek. mesela yürümek istemiyor, kucak istiyorsa ve siz kucak yok dediğiniz halde ağlama devam ediyorsa, ondan uzaklaşmak gibi.
4. bu şekilde kendi kendine biraz ağladıktan sonra, ona temas ederek, sarılarak ve konuşarak; önce onu anladığınızı ifade etmek, sonra neden yapamayacağınızı açıklamak ve en son ilgiyi dağıtmak.

örnek; "kucak istediğini biliyorum, seni anlıyorum. kucağıma almamı istiyorsun. ama seni alamam. çünkü bu yolu yürümemiz gerek. gel gidip şu yol kenarındaki incir ağacına bir bakalım."

bizde genellikle işe yarayan bu yöntemi hem akılda kalsın, hem size yardım etsin diye yazdım.
işte biz maalesef tatilin verdiği rehavet ve gevşemişlikle başlarda bu hassasiyeti kaybetmiştik ama neyse ki çabuk toparladık.

bu arada uzun zaman yazamadım. dediğim gibi, internetle ilgili sıkıntılarımız oldu, istesem de yazmam mümkün olmadı. 
hepinizi çok özledik biz, Jr. ve benden bol güneşli sevgiler :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder