09 Nisan, 2013

uyuyoruz, büyüyoruz Vol.Son

bu konuyla ilgili tekrar yazmam umarım :)
en son 17 Ocak'ta yazmışım uykularımız hakkında, üzerinden epeyce geçmiş ve bu geçilen zorlu yolların ardından son zamanların en güzel gelişmesi olarak; Jr. artık mışıl mışıl uyuyor.
15. ayı bitirdiğimiz, emzikle vedalaştığımız günlere denk geldi sanırım bu uzun uykular.
gerçi bizim uykumuz ara ara verilen arızalar dışında başından beri güzeldi, en iyi ihtimalle 2 kere falan bölünürdü ama bazı geceler vardı ki sabaha kadar nöbette kaldığımızı biliyorum. bu cümleyi neresinden toparlarsanız ordan toparlayın bakalım :D ben yardımcı olayım, o sabaha kadar nöbette kaldığımız geceler diş çıkarmalara, büyüme ataklarına, nazlara, gazlara falan bağlandığımız gecelerdi yüksek ihtimalle, insan birşeye bağlamazsa sıyıracak gibi oluyor çünkü. 
ama işte bitti. nasıl olduğu, neye bağlandığını, benim mi becerdiğimi, Jr.ın mı artık uyumaya karar verdiğini tam bilmiyorum ama bu yazıyı noktaladığım anda, etrafımızı saracak alçak basınç etkili nazar atmosferi sebebiyle fabrika ayarlarımıza da dönebiliriz, onu da tam kestiremiyorum. neticede, konu bebekse, yazılmış tüm iyi beslenme ve güzel uyku masallarının, etrafca duyulur duyulmaz tersine döndüğü gerçeğiyle yaşıyorum :)) burda şöyle kocaman bir mavi boncuk takıp bir de kocaman bir "nazar değmesin" diyeyim de adet yerini bulsun madem.
evet özet şu; oğlum emzikle vedalaştığı günlerin ardından uzun uykular uyumaya başladı. gece beslenmesi diye birşey 6 aydır yok zaten hayatımızda. güzel uykuların ardında, "doğal ebeveynlik" çatısı altında, yayla boyutundaki yatağımızda aile boyu uyumamızın da etkisi vardır elbet. 
baştan da söyledim, etkinin ne olduğunu, bunu neyin tetiklediğini tam bilmiyorum, size kafamdan geçen olabilitesi yüksek her kalemi yazmaya çalıştım ama öyle yada böyle uzun uzun uykulara hasret kalmıştık. şimdi tadını çıkarıyoruz ve diyoruz ki;
elemtere fiş, kem gözlere şiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder