25 Aralık, 2013

iyi ki doğdun minik oğlum ve 2 yaş doktor notları


geçtiğimiz pazar günü, Jr.ın 2 yaşına, kalabalık bir ev partisiyle merhaba dedik. iyi ki doğdun sen, iyi ki bizim oldun dedik, arabalı pasta kestik, mum üfledik :) Jr. çok eğlendi, biz çok mutlu olduk.
tarihe de şöyle not düşülsün;  "iyi ki bizimlesin minik kuzum sen, iyi ki beni anne yaptın, bu mutluluğu bana yaşattın ya sen, bir ömür hep mutlu ol, sağlıkla kal dilerim :) seni çok seviyorum..."

bu kalabalık ve eğlenceli doğumgünü partisinin ardından, geçtiğimiz pazartesi günü, 2 yaş gelişim kontrolü için doktorumuzun yolunu tuttuk. daha önce kendisiyle de konuştuğumuz ve 2 yaşında tek doz olarak uygulanacak olan, "menactra" adlı menenjit aşısını olduk. bununla ilgili söyleyecek çok fazla şey yok, internette güvenilir kaynaklarda yeteri kadar bilgi mevcut. ancak kısaca şunu söyleyebilirim ki; bu aşı, 2006dan beri yurtdışında uygulanan ancak Türkiye'ye yeni gelen ve 11 yaşına kadar ruhsatı olan; önemli menenjit mikroplarına karşı uygulanan bir aşı. aşılar konusunda doktorumuza çok güveniyorum, içim çok rahat.

sorularımız arasında; "yer değişikliği, yabancı dil, kardeş, doğum, tuvalet..." gibi konular vardı. bunların cevaplarına kısa kısa değineceğim. ancak sanırım öncelikle, kısa bir özetle size anlatmam gerekir. 
şöyle ki; babamızın iş değişikliği sebebiyle, mart sonu nisan başı gibi tası tarağı toplayıp Abu Dhabi'ye göç edeceğiz. bizden çok önce, yılbaşından sonraki günlerde kendisini yolcu edecek, doğumda yeniden buluşacak ve yine doğumdan hemen sonra kendisiyle vedalaşacağız. neticede burda kendimize yeni bir yaşam kuracak, Jr.a yeni bir okul bulacak ve minik kız kardeşimizi orda büyüteceğiz. tüm bu değişikliklere karşı Jr.ın durumunu elbette çok merak ediyorum. hedefim, onu çok üzmeden bu işi başarabilmek. bana şans dileyin :)


gelelim, biz neler sorduk, doktorumuz neler söyledi kısmına... kısa kısa;



  • doğumda Jr.  konusu; babaannede kalsın mı? kreşe devam etsin mi? beni görmeye hastaneye gelsin mi? gelirse nasıl ayrılmak uygun olur?

    bu konuda doktorumuzun söylediği; "evet Jr. o sabah da her sabah olduğu gibi kreşe gitsin. kreşten çıkınca babaanne alsın, evine götürsün, yemeğini yedirsin ve hastaneye sizin yanınıza getirsin. Jr. siz hastanede kaldığınız sürece geceleri sizinle kalsın."
    doğum yapacağım hastane, tüm bu fikirlere açık, modern, güzel bir hastane. refakatçi için ayrılan yatak da oldukça büyük. babasıyla beraber yanıbaşımda uyur artık, o rahat, ben rahat :) bu fikri çok sevdim... bunu böyle yaparsak, ufaklık, her anı bizimle paylaşmış olacağından, kardeşi kabullenme süreci kısalacak, bizimle arası iyi olacak, kendini olayın dışında ve yalnız hissetmeyecek. yani herşey normal bir rutinmiş gibi ona yansıtılacak. ertesi sabah kalkıp gene kreşe gidecek :) sizce nasıl, süper fikir değil mi?

  • bebeğin Olgu'ya hediye getirmesi konusundaki, toplumsal inanış hakkında sordum :)) kendisi de 2.5 yaşındayken kardeşi olmuş ve evet ona hediye getirmiş. doktorumuz diyor ki; bu hediye konusu unutulmuyor evet, ama faydası da olmuyor. yani kardeş ona hediye getirdi diye daha çok sevilecek bişey değil. kaldı ki, kardeşi sevmeyebilir. bu konuda zorlama yok, sen büyüdün demek yok, abi yakıştırmaları hiç yok.
    hediye yerine kendisiyle konuşmak ilişkimiz açısından daha faydalı olurmuş. şimdi kafamda konuşma metinleri dönüyor; "neden sana kardeş getirdik" konulu... bakalım nasıl çıkacağız işin içinden.

  • doğum ve kardeş konusunu bunlarla kapattık, sıra geldi son günlerin listedeki bir numara hareketine; kucak.
    her fırsatta, her durumda; "anne kucak, baba kucak" ağlamalarına...
    bu durumda yapılacak şey şuymuş; çocuğu kucağa almak. o istedikçe hem de. bunu yorumsuz ekliyorum, çünkü çok net. Jr. kucak mı dedi, hoop kucağa. bu kadar.
  • öfke nöbeti anlarında yapılacaklar; bebeğe uygun bir ağlama köşesi oluşturup gidip orda ağlayıp, sakinleşince gelmesini söylemek. sakinleşmeden konuşmaya çalışmamak doğru olurmuş.
    ama diyelim ki, minik öfkeli kuzunuz kucağınıza çıkmak istedi ve ağlıyor. hemen kucağımıza alıp, orda sakinleşmesine izin vermeliymişiz. bu konuda en çok babamız sevinmiştir sanırım, çünkü ben kucak konusuna sıcak bakmıyordum ama doktorumuza göre, bu yaşta bile bizler, birinin omzuna yaslanıp ağlama isteği duyabiliyorken, kendini ifade edemeyen minik kuzular için bu uygulanabilir bir yöntemmiş. kucağımıza alıyoruz evet ama önemli olan nokta, sadece kucakta tutuyoruz. kuşa bak, kediye bak türü dikkat dağıtıcı eylemlere girmiyoruz. sakinleşinceye kadar konuyu dağıtmıyoruz. ağlama köşesi veya kucakta, sakinleştiğine emin olduktan sonra, duygularını adlandırıp, onunla bu konuyu kısaca ve son kez konuşup bu kez konu değiştirebiliyoruz. yani; "sana bunu vermediğim için bana kızdın, evet haklısın, seni anlıyorum. şimdi biraz boyama yapalım ve sakinleşelim mi?" gibi... hayatta, bu cümlenin içini daha da dolduracak bir sürü örnek oluyor, daha iyilerini bulacağınıza eminim :)

  • tuvalet konusunda ise; Jr. "artık bezi çıkarabilir ve tuvalete gidebilir. zamanı geldi." tarzı cümleler kurmak ve bu durumu ona bırakmak, kendi istemesini beklemek gerektiğinin doğru olduğunu söyledi. asla ama asla; "sen artık büyüdün, bezi çıkartalım, çişini, kakanı tuvalete yapmalısın" demiyoruz. "büyümek" kelimesini reddedebilirmiş öfkeli arkadaş. o sebepten "artık zamanı geldi" demek daha uygun olurmuş. biz de şimdi bu cümleyi kuruyoruz ve olayı onun kontrolüne bırakıyoruz. zaten acelemiz de yok hiç :)

  • yabancı ülke, yeni bir kreş, yabancı dil mevzularında da,J jr.ın beklediğimizden daha kolay alışacağını, onlar için bu durumların üstesinden gelmenin, bizim yapabildiğimize kıyasla daha kolay olduğunu söyledi. hayatına girecek yeni yabancı dil için, biz de evde konuşalım mı dedim, gerek yok, okuldaki yabancı ortam ona yeter dedi :)

  • bunların dışında balık yağı, vitamin kullanmaya devam ediyoruz. Jr. kuru meyveleri tüketmeyi çok seviyor, ölçüsü olsun mu dedim; gerek yok, ne kadar yerse o kadar yesin dedi doktorumuz, mutlu olduk :)

  • yakın zamanda hayatımızda önemli bir yer değişikliği yaşayacağımızdan, doktorumuz 2 yaş gelişim kontrolüne ek olarak bizden diş, göz muayenesi, kalp ekg'si, karın ultrasonu gibi check up niteliğinde kontroller de yaptırmamızı istedi ve kontrolümüzün olduğu gün yaptırdığımız boğaz kültürümüz de temiz çıktı :) hastaneden ayrılınca, sağlık ocağımıza gidip, bakanlığın aşı takviminde yer alan rutin HepA aşısını da olunca kontrollerimiz sağlıkla bitti :) son olarak da oyun için çadır alın dedi, kendine alan yaratmaya çalışır, emniyetli bölge oluştururmuş.

    bizden haberler böyle... aklıma gelenler ve not aldıklarım bu kadar. Jr. artık 2 yaşında. minik kızım 34. haftasının içinde. hayat bir koşturmaca halinde geçiyor ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim...  okuduğunuz üzere de bir takım köklü değişiklikler bizi bekliyor... ne diyeyim, hayatta hep şans yüzümüze gülsün.. hepimiz için hem de, her zaman...
    sevgiyle kalın...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder