22 Eylül, 2014

tanıştırayım; anne...

annelik başlı başına delilik demekmiş. 
bir kere, hiç ciddi bir müsessese değilmiş. bazen bir dudak büküşe içinin yağları eriyebiliyor, ömrünün yarısı gidiveriyormuş. kollarına alınca yaşam enerjin tavan yapıyor, içinden yada yüksek sesle söylediğin "iyi ki" ler hiç yetmiyormuş. tam olmuyormuş...
"anne olmadan önce mükemmel bir anneydim" diye okumuştum birgün bir yerde, gerçekten de öyleymiş. bu işin kuralları olmuyormuş. anne olmadan önce söylediğim, "kurallarım olacak, asla dışına çıkmayacağım" dediğim şeyler, külliyen yalanmış. uçup gidiyormuş. sonra bir sabah, herkes evden çıkmak için hızla hazırlanırken, Olgu yumurta istedi diye ona omlet molası verip, herkesi gideceği yere geç bırakmakmış. çocuğuna dayanamamakmış...
kuralların elbette işlediği yerler de varmış, ama 2 yaşından sonra artık, ayda yılda bir çikolata istedi diye karalar bağlamamakmış. gene de onu tehlikelerden uzak tutmaya çalışmak, bu konuda vicdana çok yol vermemekmiş...
2 yaş sıkıntıları yaşarken, "şöyle yapın, böyle bırakın" türünden ahkam kesen kitapları okuyup okuyup bir köşeye koymakmış. asıl kitap karşınızdaki çocukmuş. o size, nasıl annelik yapacağınızı öğretiyormuş. gene de çocuğu tanımlarken "yaramaz, huysuz" vb. tanımları cümle içinde kullanıp da o sözcüklerin kötü enerjisini etrafa ve en önemlisi çocuğuna iletmemek gerekirmiş. karşınızdaki öfkeli şirin, ipleri eline almaya çalışmıyor, kendini ifade etmeye çalışıyormuş, bunu size hiçbir kitap anlatmazamış ondan daha iyi...
esas olan onu gözlemek, onu dinlemek, anlamakmış. arada ipleri gevşetmek, arada sıkı tutmak gerekiyormuş. çocuk ne öğreniyorsa sizden öğreniyormuş. ama aynı zamanda hep sarılıp tutacakmış gibi durabilmek, kendi yolunda yürümesine izin verebilmekmiş...
elinde kaşıkla çocuk peşinde koşan anneleri görünce eskiden, "asla böyle olmayacağım" derdim. evet öyle olmuş değilim henüz, yemek sofrada yenir, doyarsa yada kalkmak isterse kalkar. yemek asla onun peşinden gitmez. ama onun istediği yemekleri yapıp sofraya getirmek, kalbinin pırpır kelebek olmasına sebepmiş... "yeter ki yesin" değilmiş anneyi mutlu eden, "yeter ki ne istediğini bilsin"miş..
içimdeki anneannenin zaman zaman hortlaması demekmiş, "dur evladım düşeceksin, yapma çocuğum canın acıyacak" diye bağırmakmış. kitaplar böyle yazmıyormuş oysa :) ama refleks denen şeymiş kontrolü ele alan ve senin asıl yönetmeyi öğrenmen gereken şey. 
aynı gün içinde birkaç değişik yerde gördüğü dondurmadan isteyince, "bugün hakkını doldurdun, bir tane yedin, diğerini öbür hafta sonu yersin" ddikten sonra hala anlaşamayınca, kendini "günler çuvala mı girdi yavrucuğum, onu da başka zaman yersin" derken bulmakmış. sinirlenebilmekmiş annelik, ardında gülümsemesi olan...
uykusu gecikince, "bu uyku saati, şimdi yatakta olmamız gerek" dedikten sonra hala inatla tırmandırdığında, "akşam olunca ışıklar söner, şimdi ışıklar kapanacak" diye kandırmakmış. çocuğa yalan söylemeyi asla doğru bulmazdım evet, eskiden... ufacık tefecik beyaz yalanlara ara sıra yol vermekmiş...
binbir zorla uyuduğunda, gece uyanıp da, karanlıktan korkup "anneee, babaaa" diye bağırdığında koşup gidip sarılıp, "ben burdayım" demekmiş. "gitme" deyişi o kadar candan, o kadar samimiymiş ki, insan bir ömür orda kalabilirmiş. gözyaşlarına dayanamamakmış annelik...
dillenip de seninle konuşmaya başladığında, meğer tadından yenmezmiş. içini eriten bakışların, dokunuşların yanına sözcükler de eklenirmiş.bizimkinin "anne, çiidem ve mummy" şeklinde bir üçlemesi var mesela. o anki ruh halini, bana hangiisyle seslendiğinden anlamak mümkün :) bana yok ama babaya bunların yanında bir de "güncüm" diyor, o artık çok politik :) 
anne olmak demek, çocuk olmak demekmiş. onunla aynı yoldan yürüyüp ona rehberlik edebilmek, senin tuttuğunu hissetmeden koşmasına izin verebilmekmiş. ona görünmeyen bir çift gözle takip ederken, ona kendi özgürlüğünü yaşıyor hissini verebilmekmiş... hiçbir zaman birini diğerinden fazla yada az sevmemekmiş. meğer böyle birşey mümkünmüş...
doyamamakmış anne olmak, bir çeşit delilikmiş.
tedavisi kucak, öpücük, bol gülücükmüş...

iyi ki doğurdum sizi dedirtenmiş :)
çabuk büyümesinlermiş....


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder