26 Eylül, 2012

9. ay doktor notları

geçtiğimiz cumartesi 9. ay kontrolümüz için doktorumuzun kapısını çaldık. Jr.ın gidişatı süper, herşey yolunda. boy, kilo ölçümünden sonra, doktorumuzdan çok faydalı şeyler öğrendik. onları sizinle paylaşmak istiyorum. 
ne zamandır aklımdaydı, "artık mantar yedirebilir miyim" dedim, "ben size vermeyin dememiştim zaten" dedi :) bunun sonucunda, Jr. bugünün finalini mantar çorbası ile yaptı. 
doktorumuzun bu ayki gelişimi için üç oyuncak önerisi var; bir top, bir oyuncak bebek ve bir araba. top atınca tutması ve geri atması, araba yerde sürmesi ve bebek de ona yemek yedirip, ağzını silmesi için. bunlar duygusal ve fiziksel bazı becerilerini geliştirmesine yardımcı olacak. 
"emotional regulation" yani duygusal ifade becerilerine dair öneriler aldık kendisinden, önümüzdeki aylarda duygusal becerilerin geliştirilmesine yönelik tavsiyeleri de olacakmış. bu duygusal düzen dedikleri, mesela bir nedenle ağlamaya başlayan bir çocuğun dikkatini dağıtmaya çalışmadan, onu anladığımızı ifade ederek yanında olduğumuzu gösterme sanatı. ya da öfkelenen, kızan... yani sonuçta kendinizi çok mutsuz hissediyorsunuz ve en yakınınızdakine bunu göstermeye çalıştığınız anda, "aman buna mı üzülüyorsun, boşver" dediği andaki duygularınızı düşünün. işte ufaklıklar, kızdığı, üzüldüğü, korktuğu şey küçümsendiğinde, yok sayıldığında çok daha fazla üzülüyor ve hayal kırıklığı yaşıyorlar. bu konuda en büyük destekçileri olabilmek adına, "acını, üzüntünü, korkunu anlıyorum; ben burda, yanındayım" mesajını doğru verebilmek gerekiyor.
bez bağlamana, oto koltuğuna, giydirmene direnir dedi ve haklı da. direniyor Jr., hiç sevmiyor. ancak bez bağlamamak ya da oto koltuğuna oturtmamak gibi seçeneklerimiz olmadığından bu durumu kabullenmesini sağlayacak şekilde hareket etmek gerekiyormuş. yine kandırmaca, oyalamaca yok. şu an anlamasa bile birkaç ay sonra anlayabileceğini düşünerek şöyle diyoruz, "haydi gel, altını bağlayacağız. 10a kadar sayınca burda ol... 1..2..      ..10" ve 10 olduğunda onu alıp, yatırıp, ne kadar debelenirse debelensin, işimizi yapıyoruz, önümüze bakıyoruz :) 3-5 direnmeden sonra bunun katlanılır bir durum olduğunu anlıyor. ama sakın eline oyuncak verme ve ya camdaki kuşu gösterme numaralarına girmiyoruz, kesinlikle. ayakta, kucakta falan bağlamıyoruz ve itirazlarına bi şekilde devam ediyor, baskılamıyoruz. çünkü bu, aslında onun kendini ifade biçimi. bunu istemiyorum diyor :)
işte aslında son buluşmamızda anlattığı pek çok şey, geçenlerde burda yazmış olduğum Dr. Aletha Solter'in bakış açısı.bebek dediğin ağlayacak ki kendini ifade edecek. ağlamasını engellemeyeceğiz, bu şekilde öfkesini, kızgınlığını, korkusunu yaşamasına izin vermiş olacağız. aynı zamanda yanında bir omuz olarak onu anladığımızı, onun yanında olduğumuzu ifade edeceğiz. "aaa kuşa bak!", "nerde oyuncak araba?", "kedi nerdeymiş" gibi şaşırtmaca teknikleriyle çocuğun yaşadığı şey her neyse, baskılamasına izin vermeyeceğiz, dışa vurmasına yardımcı olacağız. özeti bu :)
en önemlilerden biri de sık sık "hayır" dememek gerektiği. örneğin, sürekli bir saksıya gidip toprakla oynuyor ve biz sürekli hayır diyorsak bu yanlış. sürekli hayır demek pek olumlu bir etki bırakmıyormuş bebekte. bu yüzden saksıyı ortadan kaldırıyoruz. en güzel yöntem bu. ama mesela sürekli fırının kapağına asılan bebeğinize "hayır" demek yerine fırını kaldıramayacağınız için emniyet kilidi kullanıyorsunuz. tehlikeli olabilecek herşeyi ortadan kaldırmanın vakti geldi. ortadan kaldırılabilenleri kaldırmaktaki amaç "hayır" sayısını azaltmak.yoksa "hayır" demek çocuğu ilgi alanından uzaklaştırmaz ve merakını daha çok cezbedermiş :)

 ve kısa kısa;
  • anne nerde, baba nerde, kedi nerde gibi sorularla ilgilenmesi gerekiyormuş,bu yönde çalışmalarımız devam ediyor ve Jr. oldukça başarılı.
  • bebeğe grip aşısı yapmayalım, siz olun dedi. aile büyüklerinin aşı olmasıyla bebek etrafında bir koruma kalkanı oluşturur ve onu korumuş olurmuşuz.
  • doktorumuz bir aşı daha önerdi; adacel polio. bu aşı difteri, boğmaca, tetanos ve IPViçeriyor ve aynı koruma kalkanı durumuyla bebeği korumaya yardımcı oluyor. yani bu aşıyı da biz olacağız.
  • bebekler -ma olumsuz ekini anlamazlarmış. "yapma" demek yerine "yapmak yok" demek gerekirmiş. bir de zaten "yapma" demek olumsuz ek içerdiğinden önerilmiyor. örneğin, "kedi öyle sevilmez" demek yerine "kedi böyle sevilir" cümlesini kurup nasıl yapması gerektiğini göstermek daha yapıcı etki oluştururmuş.
  •  doktorumuzun beslenmeyle ilgili tavsiyeleri arasında, bulamaç olarak verdiğiniz kahvaltıyı ayrı ayrı vermeye başlayın ve yemekleri kendi yediğiniz öğün şekline dönüştürün. yani sadece köfte ile yaptığımız bir öğünü köfte ve pilav, sadece çorba içtiğimiz öğünü çorba ve yoğurt olacak gibi değiştirmek gerekiyormuş artık. başladık, iyi gidiyor bakalım şimdilik :)
  • eti ve tavuğu minik minik vermekte zorlanıyorum, yemiyor dedim, kıyma ver dedi :) tavuk budunu, pirzolayı, köfteyi eline ver dedi bi de. eline verince yarısını yiyor çünkü, yemese bile burda önemli olan nokta; etin, şimdiye kadar yediği sebzeden çok farklı olan, dokusuna ve tadına alışması.
  • ve doktorumuzun bize bu ay sunduğu kitap tavsiyeleri.

    Jr.ın gelişimine yardımcı olabilmek adına;
    Çocuğunuza Sınır Koyma, Robert J. Mackenzie
    Çocuklarımıza Verdiğimiz Gizli Mesajlar, Elizabeth Pantley,Dr. Hande Gürel

    ve bir de kendi bakış açıma yön verebilmek için;

    Geçmişin Hipnozunu Bozmak - Bülent Uran




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder